Anne Carson ile ilk kez 1988’de Kanada’da bir yazar atölyesinde tanıştık ve o zamandan beri birbirimizin eserlerini okuyoruz. Aşağıdaki röportaj, her zamanki sohbetimizle Carson’ın eserlerinde ele aldığı mistisizm, antik çağ, saplantı ve arzu gibi konular üzerine yaptığımız tartışmaların bir karışımıdır. Carson, 21 Haziran 1950’de Toronto’da, Margaret ve Robert Carson’ın ikinci ve son çocuğu olarak dünyaya geldi. Annesi ev hanımıydı; babası ise Toronto Dominion Bank’ta çalışıyordu. Çocukluğu boyunca aile, Stoney Creek, Port Hope, Timmins gibi küçük Ontario kasabalarındaki bankalar arasında sürekli yer değiştirdi.1970’lerde Carson, Toronto Üniversitesi’nde klasik filoloji, ardından İskoçya’daki St. Andrews Üniversitesi’nde ünlü klasik filoloji uzmanı Kenneth Dover ile antik...
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Sahne Işıkları Söndüğünde: Günlük hayatımda sadelikten yanayım. Yoğun prova ve temsil temposunun ardından zihnimi dinlendirmenin en güzel yolu sessiz ortamlarda kitap okumak ve doğa yürüyüşleri yapmak. Denge ve İlham Kaynağı: Operanın gerektirdiği disiplini özel hayatıma yansıtırken, ailemle ve sevdiklerimle geçirdiğim zaman ruhsal dengemi sağlıyor. Klasik sanatın getirdiği yoğunluğu, evimdeki huzurlu rutinlerle dengeliyorum. Farklı Dönemlerin Etkisi: Cendrillon’un masalsı dünyasındaki zarafet ile modern sahnelerin enerjisini kişisel yaşamıma da taşıyorum; geleneksel değerlere bağlı kalırken yeniliklere açık bir yaşam tarzını benimsiyorum __________ Doğu ile Batı Arasında yankılanan bir ses ___________ Soprano: Seon Gyu Park ile MÜZİĞİN İZİ ÜZERİNE Sanatın evrensel dili, farklı coğrafyaların ve...
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Carl Jung “Yaratıcı olarak sen, yapacağını söylediklerinle değil, yaptıklarınla varsın.” demiştir. Bir yaratıcı kişi olarak çok değerli olan bu deyiş, ne yazık ki bütün yaratıcılar için geçerli olamamaktadır. Yaratıcıların büyük bir çoğunluğu hep yapacaklarından –büyük projelerinden- söz eder. Ortada bir şey yoktur. Çok az sayıda da olsa bazı yaratıcılar ise, etraflarına hiç önem vermeden sadece yaratmakla, dünyaya yeni bir şeyler getirmekle uğraşırlar. İşte ne kadar önemli işler üretmesine rağmen hiçbir zaman kendini duyurmak, tanıtmakla vakit harcamayan tamamen kendini projelerine veren uluslararası dünyada bilinen bir sanatçıyla söyleşi yaptık. Aslında İstanbul’un, göbeğinde Nişantaşı’nda yaşamış bir insanın doğayla ilgisi nasıl başladı ? Galiba doğadan...









































