Fas’ın Essaouira kenti, mistik atmosferi, tarihi surları ve rüzgarlı sahiliyle pek çok efsaneye ilham vermiştir. Gerorge Orwell’den Winston Churchill’e, Jimi Hendrix’den Mick Jagger, Paul Mc Cartney, Frank Zappa’ya. Orson Welles’den Keanu Reeves, Ridley Scott, Orlondo Bloom’a, Paul Bowles’den William S. Burroughs ve Alan Ginsberg’e kendi alanlarında dünyaca ünlenen kişilerin yaşamlarının bir süresini geçirdiği Essaouira bugün 74.000 kişinin yaşadığı küçük bir şehirdir. Bu küçük şehre yılda 1 milyonu aşan sayıda turist gelmektedir.
Bir zamanlar bu efsanelerin adımladığı Essauira’nın dar sokaklarında yürürken dikkatimizi duvarlara yapılmış büyük boy resimler çekti. Otelden, restauranta, cafeden,markete..vs. çeşitli binaların duvarlarında bulunduğu yerin ruhunu yansıtan büyük boy renkli çizilmiş olan bu resimlerin altında tek bir imza vardı: Justine Dpqr. Tuvallerinden, şehir duvarlarına ve deri ceketler üzerine çizilen eserleriyle öne çıkan Justine Dupaquer’le özel bir söyleşi yaptık.

Ne zaman resim yapmaya başladınız?
12 yaşındaydım. Şimdi 29 yaşındayım.
Essaouira’ya ne zaman geldiniz?
Fransa’dan buraya 1.5 yıl önce geldim.
Neden Eserouira’ya geldiniz?
Fransa’da insanlar mutlu değiller ama mutlu görünürler o atmosfer beni de etkiledi. Gerçekten mutlu insanlar arasında yaşamak istedim. Burada insanların geliri ne kadar düşükte olsa, herkes mutlu. Devamlı güler yüzlü. Burada kendimi, içsel dünyamı bulduğumu sanıyorum.
Bu durum sizin yaptığınız sanata da yansıdı mı?
Tabii bulunduğunuz çevre sizi çok etkiliyor. Daha önce ki yaptıklarım, duygularım sadece Fransa içindi aslında asık suratlı karakterlerdi. Orada sanki duygularım çok sınırlıydı, bende onlara bir mesafeden ulaşıyor gibiydim. Essaouira farklı çeşitli kültürlerin birleşimi bir şehir. Şimdi kendi duygularımı tanıdım, benim yaptıklarımda bütün kültürlerin birleşimi. Ve aramda yaptıklarımla bir mesafe kalmadı. Ben de artık bütün kültürler, bütün dünya için bir şeyler yapmaya başladım.

Bu şehir, sizi açtı gibi…
Evet, sanırım öyle. Essaouira’da kendi kimliğimi buldum. Önceleri resimleri sadece tuvale yapıyordum. Buraya geldiğimde, resimlerimi gören bazı kişiler bana restoranlarının duvarlarına resim yapmamı istediler. Böyle bir çalışma hiç yapmamıştım. Bana da ilginç geldi. Bunu yapabilir miyim bilemedim. Denemeye karar verdim. O restoranın duvarlarına ve dış duvarına büyük resimler çizdim. Sonra başka bir restorana beni aradı. Onların duvarı derken, resmin altında imzamı gören, beni aramaya başladı. Kafeler, oteller vs… Essaouira’ nın duvarları tuvalim oldu.

Evet her adımda sizin duvar resimlerinize rastladım. Agnes Varda’nın Los Angeles’deki duvarları görüp, Mur Murs (Fısıldayan Duvarlar) filmini yapması gibi, sizin yaptıklarınızdan etkilenmemek elde değil.
Aslında kendi içimden gelen resimleri yapmak istiyorum. Bu duvar muralları müşterilerin istedikleri konseptler oluyor.
Kendi içinizden gelenler nedir?
Ben kişilerin gözleriyle ilgiyim. Gözler ruhun aynasıdır. Bende genellikle portreler ve gözler çiziyorum. Ama ne yazık ki insanlar kendilerini gizliyorlar, sanki bir maske takmış gibiler. Fakat gözleri doğru kimliklerini yansıtıyor… Ondan gözlerle ilgiliyim.

Carl Jung’un sözünü ettiği maskelerimizden söz ediyorsunuz.
Evet resimlerimle o maskeleri çıkarmaya uğraşıyorum
Siz çok yönleri olan “multi talented” bir sanatçısınız. Fotoğraf, resim, doğa ile içiçesiniz. Hatta deri ceketlere de özel resimler yapıyorsunuz.
Evet , her biri birbirini tamamlayıcı oluyor. Yalnız artık sadece kendi içimden gelen resimleri yapmak istiyorum. Başkalarına çalışarak belirli finansal rahatlığa erişip, evime kapanıp tablolar yapmayı planlıyorum. Bir galeri resimlerimi bekliyor. Eski yaptıklarımı değil, belirli sayıda yeni resimler yapınca özel sergimi açacağız. Essaouira sokak duvarlarından tanıdığımız Justine’in söyleşimiz sonunda söylediği son sözleri her şeyi özetliyordu. Essaouira bir enerjidir. Sizde ki yaratıcı ruhu ortaya çıkarır.


Bir Cevap Bırakın