Sembolik dünyanın örgüsü o kadar iç içe geçmiştir ki söz gelimi, annesinden babasından ayrı düşmüş ve kelimenin tek anlamıyla terk edilmiş bir kahraman doğada kendisini yaratmak, var etmek için önüne gelen her engeli aşmak ister. Kahramanın doğuş mitlerinden biliyoruz ki, babaya karşı gelen, yalnız başına kalan kahraman hayatta kalabilmek için bir gördüğünü bir daha unutmaz,...
Son Yazılar:
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Ruhun Sessiz Cenneti Reşat Ceylan’ın Resimlerinde İçsel Huzurun ve Görünmeyenin Estetiği
Robert Schild yeni kitabı; Burgazada Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Yazar: Övünç Demiray
Nietzsche: Tarih-Dışı, İnsan, Sanat
Bir tarih içinde yaşıyoruz dolayısıyla eylemlerimize anlam yüklemek lazım geldiğinde ya geçmiş zamana bakıyoruz ya da mantıksal çıkarımlar yaparak geleceğe bakmağa çalışıyoruz. Ama tarihin bize sunduğu veriler içinde kendimizi bulduğumuz anda başka anların varlığına tanıklık ediyoruz. Düşüncelerimizin bağlandığı yer olan anlara tanıklık etme, tarihin dolaysız olarak işlettiği ilişkiler biçimini etkilemiştir. Buna dayanarak çevremizdeki olan biteni...
“Borç” Filmi Üzerine
Son zamanlarda, sinemamızın Tarkovskileşme hali söylene gelen bir şey. Ağır atmosferle, durağan kamera kullanma üslubuyla, artık bir yönüyle sıkmaya başlayan bireyin yüceltilmesini de, belki bu yönde söyleyebiliriz. Buna rağmen, küçük insanların sorunlarını içinde taşıyan ve eleştirel bakışı kendine dert edinmiş, topluma dair söyleyecek bir sözü olan yönetmenler ortaya çıktı bir yandan. Vuslat Saraçoğlu, benim için...
Bahtin ve Dostoyevski: Özgürlük
Dostoyevski, kendi çapından dışarı taşmış bir yazar. Bahtin de öyle. İkisinden öğreneceğimiz çok şey var. Aşk, Özgürlük, Yazı, Kötülük, İnsan, Ruh, Devrim ve Sosyalizm… Bahtin ve Dostoyevski, iki dalda birbirlerine bakan alaca kuşlar gibidir. Dostoyevski kahramanlarının kendilerinin bizim üzerimizdeki etkisinin hiç yitmemesi. Bahtin’in, beden ve yazıyla ilgili felsefi açılımlarının yaratıcılığa katkısı. Benim bir içim var...
Fragmanın Diyalektiği
1 “Yirminci yüzyılın rüyası kitlesel ütopyalar inşa etmekti”1 diyor, Sussan Buck Morss. Kitlesel ütopyalar, bitmek tükenmek bilmez modern zamanın getirdiği toplumsal devrimlere bağlıydı. Kamusal alanın vazgeçilmez bireyi ise, Walter Benjamin’in Rüya Alemi dediği kavramla yaşıyordu bir anlamda. Ama rüya alemi, modernlikle eş güdümlü görülürken diğer yandan sürekli olarak devrimci hayaller makbüldü. Rüya Alemi. Walter Benjamin...
Hakikat Kimin?
“İnsan, merak eden bir yaratıktır” Sokrates Hakikat, kelimesini ağzından düşürmeyen insan var mı şu dünyada? Ne menem bir şeymiş şu hakikat? Bu sorunun cevabını her halde hiçbir zaman bilemeyeceğiz gibi görünüyor. Çünkü bize verilmiş belirli bir tarifi yok. Hem olsa da ne düşünecektik onun hakkında. Kuşkusuz ipe sapa gelmeyen fikirler üretip duracaktık. Çünkü insanız, yerimizde...
MAVİ ÇİÇEK, Bitmemiş bir Öykü
“Romanlar, tarihin kusurlarından doğarlar.” F. von Hradenberg, sonraları Novalis. Parçalar ve Taslaklar, 1779-1800 Giriş Penolepe Fitzgerald’ın, ismini daha önce hiç duymamıştım. Ta ki sahafta, ellerimi en alttaki tozlu raflarda dolaşdırına dek. Bir anda elime gelen kitap, hemen dikkatimi çekmişti tabi. Üzerindeki, tozda yaşanmışlığın izleri olduğunu daha baştan anlamıştım. Buda ne kadar klişe bir tutum olsa...
Temsil-iyet krizine bir geç-iş.
Jean-François Niceron, “Anamorphose: Louis XIII in front of the crucifix” 1638-42. “Görmekle her yer arzuya açılır, fakat arzu görmekle tatmin olmaz.” Jean Starobinski Temsiliyet, yargı gücünü iyi kullanan erklerin giyindiği toplumsal maskedir. Bir temsiliyet formu ve formlarının tarihsel çerçevede düşünülmesi ve sosyolojik olarak düzenlenişi, burjuva toplumunun çok değişkenli örülmüş (publicus) kamu modeline dayanır. Fakat genel...
İyuduşka Ya Da Pastoral İktidar
Tuhaf bir şekilde sahafta rast geldiğim Sçedrin’in, “Golovlev Ailesi” romanı basit anlamda Rus burjuva liberalizminin çöküşünü anlatıyor. Romanda soylu bir ailenin oyunlarla çevrilmiş miras çekişmesi ve aile üyelerinin teker teker ölümü var. Tolstoy’un, “İvan İlyiç’in Ölümü” adlı romanından esintiler seziliyor. İki romanda, yaşamın son günlerinde ölümle yüzleşen eden iki adam yaşamdan silinmiş bilinçleriyle karanlık bir...
Yalnızlık’tan Munch’a
Dışavurumculuk akımının en önemli eserlerinden biri olan “Çığlık” bu akımın temel özelliklerini taşır. Fırça darbelerinde ki, akış: bekleme ve sarsıntıların habercisidir. Renk kullanımı ve formların fiziksel olarak çarptırılmasıyla insani duyguların ifade edildiği bir resimdir. Yalnızlık bardak gibidir dolunca taşar. Ama bardağın yalnızlığı ontolojik olarak mümkün olmakla beraber aynı zamanda hiç de mümkün değildir. Kavramsal olarak...
- 1
- 2









