Cızırdayan gece lambasının mavi ışığı, vurduğu sarı duvarları tekinsiz bir yeşile çeviriyordu. Karanlığın içinde eve tam bir sessizlik hâkimdi. Gece lambasının cızırtısı anlık olarak yükselip düşüyordu. Son bir parlamayla tamamen söndüğünde Damla karanlığa gözlerini açtı. Susamıştı. Odadaki zifiri karanlıkla baş başa kalınca tiz bir çığlık attı. Koridordan yükselen ayak sesleri, birkaç saniye sonra kapının açılmasıyla...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Litera
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Var olan her şey var kalmak ister. Fakat var olanlar bunu keyfince yapamaz. Zira kudreti kendine ait olmayan kuvvetlerce belirlenmiştir. Yara da tıpkı diğer var olanlar gibi varlığını sürdürmeye meyyaldir. Ve fakat onu iyileştirmek, yani yok etmek isteyen kuvvetlerle boy ölçüşecek hünere sahip değildir. Bu, varlığın kozmik tabiatı gereğidir. Bedende bir gedik olan yaranın inancı...
Kıkırdama (Öykü)
“Hey, hadi bir oyun oynayalım!” dedi Mert. “Ne oynayacağız?” diye soran Emel ayakta duramıyor, hafifçe sallanıyordu. Evet, tipik gençlik partilerinden birindeydik ve işin sonunun aptalca bir şeye varacağına emindim. Benim adım Zeynep. Dört kişilik arkadaş grubumuzla sadece biraz eğlenmeye gelmiştik ama işlerin çığrından çıkacağı daha şimdiden belliydi. Emel’in sorusu üzerine Mert hevesle atıldı: “- Korku...
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Kıraathaneler yüzyıla yakın bir süre İstanbul aydınları için kaçınılmaz buluşma yeriydi. Edebiyatçılar, düşünürler, gazeteciler, yayıncılar ve onlara yakın olmak isteyen gençler, günün belli saatlerini Beyoğlu’nun, Tepebaşı’nın, Babıâli’nin ve Divanyolu’nun kıraathanelerinde geçirirlerdi. Tepebaşı’na damgasını vuran Kanuniesasi Kıraathanesi ile özellikle 1930’lu, 1940’lı yıllarda İstanbul’un tüm yazar ve kitapçılarının her gün bir araya geldiği, Ankara Caddesi’ndeki Meserret Kıraathanesi...
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
Everest Yayınları, çizgi roman ile toplumsal tarihi bir araya getiren Everest Çizgi dizisi kapsamında, Michael Demson‘ın kaleme aldığı ve Summer McClinton‘ın resimlediği Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi adlı kurmacadışı grafik romanı okurlarla buluşturuyor. Paul Buhle‘un sunuşu ve Emre Tokcael‘in Türkçe çevirisiyle sunulan bu özel eser; radikal şiirin, emek mücadelesinin...
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Türk şiirinde kimi şairler yalnızca şiir yazmaz; kendi varoluşlarını da şiire dönüştürürler. Bu dönüşüm bazen estetik bir tercih, bazen ideolojik bir yönelim, bazense yaşamın zorunlu kıldığı ontolojik bir savunma biçimidir. Levent Karataş’ın şiiri tam da bu üçüncü hatta yer alıyor. Melez Peri, yalnızca yeni bir şiir kitabı değildir; otuz yılı aşkın bir poetik yürüyüşün bugünkü...
Haftanın Kitap Seçkisi
NİJİNSKİ’NİN GÜNLÜĞÜ, Çeviren Orçun Türkay, YKY, İstanbul 2026 Nijinsky 1889 yılında doğdu. Anne-babası gibi baleye gönül verdi. Sankt-Peterburg Bale Akademisi’nde eğitim gördü. Amerika ve Avrupa’da pek çok kez sahne aldı. Bedenini kusursuzca kullanırken, dış dünyanın gerçekliğinden uzaklaşmaya başladı. 1919 yılında geçirdiği bir sinir krizinin ardından, şizofreni teşhisiyle hayatının son 30 yılını kliniklerde geçirdi. Günlükleri ölümünden...
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
Günümüz Türk şiirinin önemli sorunlarından biri, insanın tarih karşısındaki konumunu nasıl yeniden kuracağı meselesidir. Büyük anlatıların çözüldüğü, bireyin kendi içine kapandığı, şiirin çoğu zaman kişisel deneyimin dar alanına çekildiği bir çağda bazı şairler hâlâ insanı büyük soruların içinde aramayı sürdürür. Mesut Aşkın, bu arayışın günümüzdeki dikkat çekici temsilcilerinden biridir. 1993-2019 yılları arasında yayımladığı üç kitabı...
Moksvin (Öykü)
Kafamın yanındaki cihazın düzensiz ötüşleri, çığlığı andıran bip sesleriyle birleşirken gözümde canlanan beyaz duvar kâğıdı ve ailemin haykırışları bedenimden kopmadan önce son gördüklerimdi. Şimdi tavandan bedenime bakıyor ve doktorların yaptıklarını anlamlandırmaya çalışıyorum. İşte annem az ötede ağlıyor; kapının dibinde diz çökmüş, gözyaşları yanaklarından hastanenin gri parkelerine damlarken ona ağlamamasını söylemek istiyorum: “İşte ben buradayım, sakin...
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Sahildeyim. Üç-dört kedi önümde, ayaklarımın dibinde; kuyruklarını dolayıp, mırıl mırıl mamayı bekliyorlar. Dikkatim onlarda. Eğilmiştim. Elimdeki kuru mamayı dökme uğraşındayım. Rüzgâr var, hafif. Denizin sesi geliyor arkadan; sürekli, alçak tonda bir uğultu. Güneş suda parçalanıyor. Binlerce küçük ışık halkası gözümün kenarında titreşiyor. Birden başka bir şey. Tarif edemediğim bir şey. Seslenmedi kimse, dokunmadı, hiçbir gölge...









