Tezer Özlü için…
Gövdemde sis vardı göçtüm tortundan
Bütün buyrukları sargı bezine dolarken
Duraksız bir seyyah gibi geçtim aynalardan
Ya ahın gölgesiydim ya şahın kölesi!
Dar vakitlerden sızan uzun bir dönemeçtim
Kaderin ilk ağından yere savruldum.
Yorgun düşler ördüm içimdeki kelebeğe
Başı kesilmiş yara gibi zonkluyor ömrüm
Bağıma tahta kuruları dadandı
Aynı kulvarda en büyük hasarı ben aldım
Gözyaşlarımdan sebil yaptım kanayan ahaliye
Vasiyetimdir ey toprak!
Asmalara gömdüğüm kavak yellerini
Ölüm günümde üzerime üfür.
Bunca acının üzerine incitme çocuk yanımı.
İçimde yüzü aşınmış resimler yatıyor
Hangisinden geçsem biri bana bakıyor.
Ben ölümün yasak meyvesiydim
Yaşam ısırdı beni şimdi özgürüm!
Dilimdeki hakikat terledikçe hüzün battı
Direndikçe kıyametler koptu göğsümde
Ey hayat, köklerimi çöz dola boynuma
Yaşayamadıklarımı güdüyorum bu diyardan
Su yüzüne aktımsa da yangın oldum
Sözümün dil saati, sükutu gösterdi
Kirpiklerim imla bulacaktır o hayal dibinde.
Unutmadım ey hayat!
Bana da yer açtın her ayın otuz ikinci gününde
Kurumadım ey mevsim!
Çıplak ikliminden gidiyorum
Yaşamın ucuna yolculuğa…
Resim: Odilon Redon


Bir Cevap Bırakın