Hannah Arendt (1906-1975) günümüzün küresel akademisinde büyük ölçüde iki imge etrafında değerlendirilmektedir. Bir yanda tam da Türkiye’de okunup yorumlandığı şekilde “totalitarizmi en derinlemesine kavramış filozof”, yirminci yüzyılın karanlığında “saf siyasetin ve sivil cesaretin hür sesi” olarak idealize edilmiş; diğer yanda ise neredeyse –sadece Amerikan akademisinin Siyahi ırk çalışmaları çevreleri dışında– hiç konuşulmayan, görmezden gelinen “öteki...
Son Yazılar:
JOHN BERGER’İN GÖZÜNDEN: ŞİİRDE SESSİZ İMGELER
Hasan Sarıtaş Gallery’den Mümin Candaş-Sessiz Döngü sergisi
ELEKTRONİK MÜZİĞİN NERESİNDEN?
Düşünme Üzerine Düşünme – Metacognition Mercek Altında
Nuremberg: Hesaplaşmanın Sıradanlığı
Suskunluk (Öykü)
Hannah Arendt ve Avrupalı-olmayan Halklar Üzerine Trabzansız Düşünmek
Fizikte Yeni Ufukların Peşindeki Dahi: Sabrina Gonzalez Pasterski
Mehmet Aksoy’dan Şamanlar ve Mitler Sergisi
Eskiiz’de Resim Sergisi: Ayvalık ve İzmir-“Aynı Kıyıda”
ALİ AVNİ ÇELEBİ MÜNİH HANS HOFMANN GÜZEL SANATLAR OKULU DÖNEMLERİ
BEYOĞLU’NDA BAHAR: BEDRİ RAHMİ SERGİSİ
Sanatla Bir Kesişim Alanı; Secant Space
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Ocak Şiirleri
Sır (Şiir)
AKLIN SUSTURULDUĞU SANAT: SÜRREALİZM
Anna Laudel İstanbul’da PPSD WEEKS İlk Edisyon
Güneş (Şiir)
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
Yazar: Hasan Aksakal
Neo-Avant-Garde: 1945’ten Sonra Modern Sanat, New York Okulu ve Çevresindeki Dünya
Radikal avant-garde 1910’lardan 30’lara, fütürizmden konstrüktivizme, Dadadan sürrealizme uzanan bir bilinçdışı özgürleşmesi deneyimiyken, neo-avant-garde’ın, özellikle 1945’ten sonra, Paris ve Berlin gibi iki asli sanat başkentinden ziyade New York, Rio, Roma, Tokyo gibi merkezlerde gelişen ve zamanla neo-Dada, Fluxus, yeni-gerçekçilik, minimalizm, pop-art ve kavramsal sanat gibi arayışlara dönüşen bir koalisyon olduğunu söyleyebiliriz. Yirminci yüzyıl sanatının, modernist...
BİLİNCİN ÖZGÜRLEŞMESİ, DEJENERASYON VE WEIMAR ESTETİĞİ
EN ÇILGIN RÜYALARIN ÖTESİNDE Weimar, yüz yıldan beri uğursuz bir kelime ve tüm dünyada bugün Weimar Cumhuriyeti deyince akla aynı şey gelmekte: Kamu otoritesinin politik, ekonomik, toplumsal düzeni sağlamakta yetersiz –hatta çaresiz– kaldığı, özgürlüklerin suiistimal edildiği ve büyük bir yozlaşmanın yaşandığı korkunç bir medeniyet cangılı. Bu imajın uzantısı olarak Weimar döneminde dolaşıma giren radikal fikirler...
ORHAN KOÇAK, TANPINARİZM VE TANPINAR’IN FRANSIZ FAŞİSTLERLE BAĞI ÜZERİNE
Giriş: Birkaç yıldır dozu giderek artan bir agresyonla Türkiye’nin okur-yazarlar cumhuriyetinde birilerinin canını sıkan bir Orhan Koçak fenomeni söz konusu. Tıpkı akranı İsmet Özel gibi, yaş aldıkça hoşgörüsüzleşen, sertleşen, çoğu zaman sadece kendisiyle konuşan, dolayısıyla ne demek istediği giderek anlaşılmazlaşan –ve yazdıklarını yayınlatmadan evvel eşinden, dostundan editoryal/entelektüel görüş almadığını düşündüren1– bir Orhan Koçak personası bu...
RADİKAL AVANT-GARDE: BÜYÜK SAVAŞTAN BÜYÜK DEPRESYONA ÇÜRÜMENİN KARŞI-ESTETİĞİ
“Yıkılan biziz – duvar değil” Paul van Ostaijen, İşgal Altındaki Şehir, 1921. İlgi çekici eseri Window Shopping’de, görsel sanatlar eleştirmeni Anne Friedberg “avant-garde” için “baş ağrıtan üçüncü kavram” der; diğer ikisi, tahmin edilebileceği üzere, “modernizm” ve “postmodernizm”dir.[1] Fransızca askeri terminolojide “öncü birlik” anlamına gelen avant-garde (avangard), on dokuzuncu yüzyılın gelişkin sanat dünyasında yeni sanatsal...
“ÇORAK ÜLKE” ASLINDA NERESİ? T. S. ELIOT, MODERNİTE VE ÇÖKÜŞ ÜZERİNE
T. S. Eliot’ın “Çorak Ülke”si yayınlanalı tam yüz yıl oldu. Yirminci yüzyılın belki de dünya çapında en etkili şiiri olan bu eser, I. Dünya Savaşı nedeniyle istikametini, gelecek hayallerini, insanlığa inancını büyük ölçüde yitirmiş ve pusulasız kalmış bir neslin sesi oldu. Amerikan edebiyatının Ernest Hemingway, William Faulkner, F. Scott Fitzgerald gibi isimlerinden oluşan ve Kayıp...
BİR AVRUPA MESELESİ OLARAK NIETZSCHE VE NIETZSCHECİLİK
Modern Batı düşüncesinin enigması olan Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900) okuruna ve bağlamına göre bireycidir, perspektivisttir, elitisttir, anarşisttir, nihilisttir, varoluşçudur, yaşamsalcıdır, nasyonalisttir, enternasyonalisttir, insanın ahlâken yükselişinin filozofudur, insanın ahlâken çöküşünün filozofudur, Romantizmle postmodernizm arasında bir köprüdür; bazen de on dokuzuncu yüzyılla günümüz düşüncesi arasında köprüsüz bir uçurumdur. Nietzsche aynı zamanda bir şairdir, denemecidir, filologdur. Her hâl...
HIPPIELER, ROCK’N’ROLL ve “SAVAŞMA, SEVİŞ!” ETHOSU
1960’LARDAKİ KARŞI-KÜLTÜRÜN KISA HİKÂYESİ “Hippie denen insan Tarzan gibi giyinen, Jane gibi saçları olan ve Çita gibi kokan kişidir.” California valisi Ronald Reagan, 1967 “Vietnamlılar mı? Onları Taş Devrine geri gönderinceye kadar bombalayın!” ABD Başkan adayı Barry Goldwater’ın Başkan Yardımcısı adayı Curtis LeMay, 1964 “Karşı-kültür söz konusu olduğunda bir aidiyetten söz etmek hatalı olabilir. Karşı-kültür...
YABANCI, İNATÇI, YIKIK: EDEBİYATTA YABANCILAŞMA ÜZERİNE
“Ben bir bütünün parçası değilim, hiçbir şeyle bağım yok, dâhil olamıyorum.”1 –Soren Kierkegaard “Her şey bana yabancı, her şey, bana ait bir insan yok, bu yarayı kapatacak bir yer yok. Burada ne yapıyorum, bu hareketler, bu gülüşler ne anlama geliyor? Buralı değilim – başka bir yerden de değilim. Yüreğimin hiçbir destek bulamadığı bu yerde dünya...
LA BELLE EPOQUE: AVRUPA MODERNİTESİNİN YALANCI BAHARI
Bazı zamanlar vardır, hemen sonra kopacak fırtınayı ruhunuz duymaz. La Belle Epoque [Fr. Güzel Çağ] da Avrupa medeniyeti için öyle bir eşiktir. Stefan Zweig’ın 1914’ün yaz ayları için “daha huzurlu, daha hoş bir yaz yaşanmamıştır” diye, Franz Kafka’nın I. Dünya Savaşının patlak verdiği gün “Bugün pek bir şey yok. Almanya Rusya’ya savaş açıyormuş. Öğleden sonra...









