Yedinci sanatın bizde bıraktığı izler düz bir anlatıma dayalı bir “hikaye” ile sınırlıysa, bir anlamda çağa ilişkin hiçbir şey yaratamıyoruz demektir. Modern tiyatronun , çağa tanıklık etme anlamındaki başarıları, düşünsel bir sinemaya da yeni olanak kapıları açtı aslında. Sinemanın avantajı, bu bilinenlere çok yönlü görsellik katma şansını sağlamaya yönelik bir şeydi. Bu görsellik ise plastik...
Son Yazılar:
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Roland Barthes: Dil Bir Deridir
MEYDAN, HAFIZA VE SINIF: BİTMEYEN 1 MAYIS
Yazar: Ahmet Özbek
AŞK ÖLDÜRÜR (ÖYKÜ)
1. Uçurum. Vedanın gözyaşları. Büyük bir kırgınlık ve yenilmişlik. İlk kez kendi için ağlamak. Son melankoli. Korku yok. Çünkü asıl yaşamak korkusu sarıyor bir zamanlar aşkla yanan bedenni. Böyle olmamalıydı: (Korkunç kelime) Az sonra bitecek ama…. Damlalar: Boş gözlerle dünyaya bakış. Dehşet yok. Kötü bir sevgiliye sarılmak gibi her şey. Ölüm de öyle… Düşerken ne...
rashomon veya karenina (öykü)
Roy Andersson için Bir kadın gördüm: Geniş tren bekleme odasını arşınlayan; bir bebek arabasını çıplak ayaklarla bir sağa, bir sola sürerek.. Her gün aynı saatte aynı yerde gördüm onu. “Hiroshima Mon Amour”** bakışıyla bir an baktı sanki bana: galiba ağladı. Bir adam, çocuğunu sinirle elinden çekiştirerek peronlara yöneldi: “Uçaktan korkarsan böyle olur, kim çekecek,...
Deniz Kızı (Şiir)
denizde gün ışığı var damla damla eriyor yaz yitik mevsimlerin göbeğinde ılık yaz, senin o zarif bedenin tuzla parıldıyor gün altında titreşen tenini ışık ışık öpüyor kuşlar sen bütün denizlerin uslanmaz, şirin, sevgili kadını: uzaksın biliyorum ölesiye sevdalardan yıllardan beri, ben de sevdim seni, hadi sen de bunu söyle, susuyor upuzun susuyor güneşle çarpışıyor gözleri...
ESKİ BİR KALP AĞRISI İÇİN (ŞİİR)
hangi tanrının esiriyiz -ki, güneş burada nasıl soldu- burada! bu esrarlı bir tarihe uzanan kapılarda leylaklar uzardı: modigliani boynu kadınlar ay yüzüyle tül perdeler aralığından çiçek sulayan parmaklar ayrılık kokardı her yer kapalı bir hüzün kokardı -ıpıssız- karanlık bir yaraydı geçmiş zamanlardan o eski aşklar veda kokardı eksik tanrıların yalnız bıraktığı gönüller her...
AŞK ÜZERİNE ÇİZGİ DIŞI BİR TEZ
yaşamımızın şiiri: kirletilmiş aşk duygusu / SELİM İLERİ Beni mi sordunuz? Dünyanın en yalnız erkeğiyim . Ama fiziki ve ruhsal açıdan değil. Düşlerim/düşüncelerim/fikirlerim yalnız. Bunları acı. Yani demiryolu rayları üzerinde yürürken her an bir tünel/bir tren… Kiminle konuşsam…. “vazgeçilemeyen bir aşk”tan söz ediyor. Ünlü yazarlar da öyle. İyi de herkes için bunu düşünmek doğru değil....
MODERNİZM ÜZERİNE BİR DENEME
İyi sinema ayrı şeydir, Modern sinema ayrı şey.. Bazen bu iki nitelik aynı yapıtta birlikte var olur. Bu bir dahilik oyunudur. Ama sinemanın görsel bir sanat olduğunu unutmayın olur mu? Bu görselliğin plastik sanatlardan aldığı çok şey vardır. Karel Reisz John Fowles’ı sinemaya aktarırken tehlikeli bir şey yapıyordu. Ama o tehlikenin içine korkusuzca ve duraksamadan...
AŞK’IN KANAYAN HİKÂYESİ
sevmek üzerine bir not Selim İleri bıkmadan, yorulmadan toplumdaki sevgisizliği yansıttı kitaplarında. Aslında benim de katilim oldu: Ben de diğer insanlar gibi gündelik ilintileri aşk ya da sevgi sanacaktım, ve bu bakışla sıradan/mutlu biri olacaktım. Oysa dünyanın en iyi, en güzel insanı tarafından sevildim. Çok rastlanır bir şey değildi bu. Yani Fromm’dan Selim İleti’ye...
Elif Karaosman: FIRTINAYI HİSSETMEK
Sanatçı ruh fırtınadır. Onu dindirip rahatlar o, yapıt yaratırken; bazen de o fırtınayı yaşar/yansıtır. Çağın yeni deneyselcilerini seviyorum. Çünkü çağ insanı yıpratacak her şeyi deniyor; salgınları, teknolojik atakları, büyük savaşları. Buna olan tepkiyi, estetik derslerimizde aldığımız “teknoloji/sanat paralelliği” ilkesine göre yansıtmayı anlamlı buluyorum. Sanatın diliyle konuşma ülküsü tanıklık ise; bu olayı dengelemek de içinde yaşanan...
KIRIK BİR AŞK HİKÂYESİ GİBİ
-Selim İleri anısına- **** Sana hep yalan söyledim. Yani hep sevdim seni, dostluğunla ışık buldum, varlığınla, teninle sevdim seni. Bedensellik olmayan bir bedensellik vardı; bu çelişki değil, ruhu sevgide özgür bırakmaktı. Selim İleri’nin sevgiye o acılı bakışıyla bu sevgisiz toplumda şunu söylemek istedim: Her şeye rağmen bütün kötücül ilişkiler dünyasına direnip: “biz sevmiştik, sevebilmiştik. ”...









