Epiktetos’a atfedilen bir cümle vardır: İnsanları rahatsız eden olayların kendisi değil, olaylara dair yargılarıdır. Aradan geçen yüzyıllardan sonra bu fikir bu kez bir psikiyatri kliniğinde, ölçeklerle, ödevlerle ve oturum gündemleriyle yeniden ortaya çıktı. Dr. David Burns’ün kitapları, bu eski önermenin geniş okur kitlesine ulaşmasını sağlayan en etkili eserlerinden. Aşağıda her ikisini de okuduğum İyi Hissetmek’ten Harika Hissetmek’e uzanan çizgiyi, bu çizginin dayandığı kuramsal zemini ve bu kitapların güçlü ve zayıf yanlarını tartmaya çalışacağım.
Burns’ü anlamak için önce hocasına bakmak gerekir. Aaron T. Beck 18 Temmuz 1921’de Providence’ta doğdu. 1942’de Brown Üniversitesi’nden, 1946’da Yale Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve 1954’te Pennsylvania Üniversitesi psikiyatri bölümüne katıldı. Bilişsel terapiyi 1960’larda orada geliştirdi. Başlangıç noktası bir hayal kırıklığıydı. Dönemin egemen yaklaşımı olan psikanalitik kuram, depresyonu bastırılmış çatışmalara ve kişinin bir yanıyla acı çekmeye ihtiyaç duymasına bağlıyordu. Beck bu önermeyi deneylerle sınadı ve depresyonun merkezinde mazoşizm değil düşük öz değer olduğu sonucuna vardı.
Beck’in kliniğinde gözlemlediği örüntü şuydu: Depresyondaki hastaların zihninden, kendilerine, dünyaya ve geleceğe dair olumsuz yargılar neredeyse otomatik olarak geçiyordu. Bunlara otomatik düşünceler adını verdi. Terapi bu düşünceleri fark etmeyi, sınamayı ve gerçeğe daha uygun alternatifler kurmayı hedefliyordu. Seanslar hedef belirlemek, gündemi ortaya koymak, ev ödevi vermek şeklinde yapılandırılmıştı. Süreç çoğu zaman bir düzine seansı geçmiyordu.
Beck’in ilginç bir kişisel hikâyesi de var. Sekiz yaşında bir süre hastanede yattıktan sonra kan ve hastane korkusu geliştirmiş. Bilişsel yöntemlerin ilk uygulama alanı kendi korkuları olmuş. Yöntemi eleştirmenlerden de kurtulamadı. Bazı psikologlar onun yöntemini yüzeysel bir tür moral takviyesi olarak gördü. Buna rağmen psikiyatri asistanları için zorunlu eğitim hâline geldi ve Beck eleştirilere kendi verileriyle yanıt verdi. Beck 1 Kasım 2021’de, yüz yaşında öldü. Kızı Judith S. Beck ile birlikte kurduğu Beck Enstitüsü eğitimini sürdürüyor.
Terminolojiye küçük bir not düşmek gerekir. Beck’in kendi adlandırması “bilişsel terapi”ydi. “Bilişsel Davranışçı Terapi” (BDT) ise daha geniş bir müdahale ailesinin adı. Beck bu ailenin en etkili katkıcısı sayılıyo. Albert Ellis’in 1950’lerdeki çalışmaları da bu çizginin öncülleri arasında anılır. Ellis, duygularımızı inançlarımızın biçimlendirdiği fikrini yaymıştı; kitap maddesi onu bilişsel terapinin “büyükbabası” sayar. Kısacası BDT bir teori olmaktan çok, düşünce, duygu ve davranış arasındaki ilişkiyi sınanabilir adımlara dönüştüren bir terapi biçimidir.
David D. Burns 19 Eylül 1942 doğumlu. Lisansını Amherst College’da (1964), tıp eğitimini Stanford’da (1970) tamamladı. Psikiyatri asistanlığını Pennsylvania Üniversitesi’nde yaptı ve Beck’in erken dönem öğrencilerinden biri oldu. Bugün Stanford Tıp Fakültesi’nde emekli yardımcı klinik profesör olarak anılıyor.
Burns’ün kendi anlatımına göre bu hikâyenin dönüm noktası bir şüpheden çıkıyor. Stanford Magazine’deki profile göre asistanlık yıllarında hastalarından hiçbiri bir yıl boyunca belirgin biçimde iyileşmemişti. Bir TEDx konuşmasında anlattığına göre, bir meslektaşı ona Beck’in haftalık seminerine gitmesini ve en zor hastalarında yöntemi denemesini önermişti. Bu denemenin, yöntemin işe yaramadığını kendine kanıtlamasına yarayacağı da söylenmişti. Burns’ün denediği ilk hasta, yoğun bakımdan çıkmış, intihar girişiminden zor kurtulmuş yaşlı bir Letonyalı göçmen kadındı. Burns, ardından onlarca yıldır depresyonda olan hastaların beklenmedik biçimde düzeldiğini gördüğünü anlatıyor. Bunlar Burns’ün kendi anlatısı. Dramatik ve etkileyici olduğu kadar, bağımsız olarak doğrulanmamış bir hikâye olduğunu da akılda tutmak gerekiyor.
Bir başka anekdot kitabın yaygınlaşma biçimini gösteriyor. Burns, bir televizyon yapımcısının depresyondaki ergen oğluna yardım ettikten sonra The Phil Donahue Show’a davet edilmiş. Akademik bir tekniğin, bir talk show koltuğundan milyonlara ulaşması ilginç bir rastlantı. Bu, aynı zamanda kitabın yalnızca bilimsel bir metin değil, bir popüler kültür ürünü olduğunu da hatırlatıyor.
Feeling Good: The New Mood Therapy (İyi Hissetmek) 1980’de yayımlandı. Önsözünü Beck yazdı, 1999’da gözden geçirilmiş baskısı çıktı. Kitap, Beck’in klinik çerçevesini okurun kendi başına kullanabileceği bir araca çevirdi: bilişsel çarpıtmaların listesi (ya hep ya hiç düşüncesi, aşırı genelleme, “-meli/-malı” kalıpları, kendini suçlama gibi), günlük duygudurum kaydı ve düşünceleri yazarak sınama alıştırmaları. Judith Beck, kitabı hastalarına önerilebilecek bir meslekten olmayanlar için kitap (layman’s book) olarak anar. Burns’ün kendi sitesi, kitabın Amerika ve Kanada’da ruh sağlığı uzmanlarınca hastalara en sık reçete edilen kitap olduğunu ve 10 milyonun üzerinde sattığını söylüyor. Bu rakamları bağımsız bir kaynakla doğrulayamadığımız için yazarın kendi beyanı olarak okumak gerekir.
Kitabın bilimsel karşılığı biblioterapi literatüründe aranabilir. Wikipedia’daki derlemeye göre altı çalışma, İyi Hissetmek kitabını kendi kendine uygulanan biblioterapi olarak okumanın depresyon üzerinde büyük bir olumlu etkisi olduğunu gösteriyor. Ancak çalışmaların hepsi küçük örneklemlidir. 2010’da Journal of Clinical Psychology in Medical Settings’te yayımlanan birinci basamak çalışmasında 38 hasta rastgele iki gruba ayrıldı: olağan bakım ve kitabı okuma “reçetesi”. İki grup arasında fark çıkmadı. Her iki grupta da depresyon belirtileri anlamlı biçimde azaldı. Burada dürüst bir değerlendirme yapmak gerekirse “fark yok” bulgusu, bu örneklemle “eşdeğerdir” sonucuna kolayca çevrilemez. Yine de kitabın, hafif ve orta düzey depresyonda makul bir ilk basamak olduğunu düşündürmesi anlamlı.
Türkçe’de kitap Harika Hissetmek: Yeni Duygudurum Tedavisi adıyla Psikonet Yayınları’ndan çıktı. Orijinal basım ise Feeling Great: The Revolutionary New Treatment for Depression and Anxiety adıyla Eylül 2020’de PESI’den çıktı. Burns kitabı için şöyle diyor: İyi Hissetmek “bilişsel devrim”di, Harika Hissetmek ise “motivasyon devrimi”dir. Fikir, terapinin çoğu zaman bilgi eksikliğinden değil, değişime karşı direnç yüzünden tıkandığını söylüyor. Bunu aşmak için geliştirdiği çerçeve TEAM-CBT: Testing (her seansın başında ve sonunda ölçüm), Empathy (empati), Agenda setting (gündem belirleme ve direncin değerlendirilmesi) ve Methods (yöntemler, yani 50’den fazla teknik). Burns bunu yeni bir okul olarak değil, tüm psikoterapiler için bir yapı olarak sunuyor .

Kitabın en tartışmalı ve en ilginç önermesi şu: Olumsuz duygularımız, “bizde yanlış olandan” değil, “bizde doğru olandan” doğuyor. Yani acı veren duygunun arkasında bir değer, bir güç ya da bir koruma işlevi var. Bu yüzden terapinin ilk işi duyguyu hemen çürütmek değil, olumlu yeniden çerçevelemedir. Harika Hissetmek bu nedenle yalnızca İyi Hissetmek kitabının tekrarı değil. Bir derleme, kitabın ilk kitapla bazı örtüşmeleri ve birkaç tekrar edilen hasta vinyetini barındırdığını, yine de büyük ölçüde özgün fikirler sunduğunu belirtiyor.
Burns’ün sık anlattığı vakalardan biri “Karen”in hikâyesi (“Kötü Bir Anneyim”): Travmatik bir doğum ve emzirme güçlüğü sonrası postpartum depresyon ve kaygı yaşayan bir kadın. Burns, hastalarının çoğunun tek bir iki saatlik seansla iyileştiğini iddia ediyor. Bu iddia kitabın en cazip ve en şüpheyle karşılanması gereken cümlesi.
Olumlu yorumların önemli bir kısmı uygulayıcı kesimden geliyor. Bir psikiyatri kaynağı sitesi kitabı bilişsel örüntüleri tanımlama ve düzeltme konusunda “istisnai” buluyor ve TEAM-CBT’nin depresyon ve anksiyetede güçlü bir yaklaşım olduğunu söylüyor. Psychotherapy Networker kataloğu kitabı, yazarın tanıdık mizahı ve hafif dokunuşuyla, kapsamlı ve şefkatli bir BDT başvuru kitabı olarak tanıtıyor. Burns’ün sitesi ve PESI sayfaları da klinisyen ve okur övgüleriyle dolu. Bunların kaynağı yazarın kendisi ya da yayıncısı olduğu için tarafsız kanıt sayılır mı okuyucunun takdiri.
Karşı görüşler de var. Goodreads’te bir okur, Feeling Good’u tercih ettiğini ve ikinci kitapta ilkinde bulunmayan çok az yararlı şey bulduğunu yazmış. Bu tek bir okurun görüşü, ama tablonun tek renkli olmadığını gösteriyor.
Kitabın güçlü yanlarından birincisi ölçüm disiplini. Burns, 1980’den beri hiçbir hastasını her seansta ölçmeden görmediğini söylüyor. Bu, terapistin kendi yargısının yanılabileceğini kabul eden alçakgönüllü ve yararlı bir ilke. İkincisi dili. Burns teknik bir çerçeveyi gündelik okurun anlayacağı örneklerle anlatıyor. Üçüncüsü direnç fikri. “Hasta neden iyileşmek istemiyor?” sorusunu suçlayıcı değil, merak eden bir tonla soruyor. Bu, BDT’nin zaman zaman mekanik görünen yüzünü yumuşatıyor.
Zayıf yanlarına gelince…TEAM-CBT’nin etkililiğine dair verilerin büyük bölümü Burns’ün kendi çevresinden ve kendi klinik ağından geliyor. Tek seansta iyileşme iddiası, bir kanıttan çok bir hipotez olarak okunmalı. Burns da bu iddianın şüpheyle karşılandığının farkında. Kendi sitesindeki ankette yaklaşık beş bin yanıtlayıcının yüzde 70’i tek seansta iyileşmeyi olası görmedi Kitabın dili de zaman zaman pazarlama dilini andırıyor. “Devrim” vurgusu, özellikle yazarın kendi çalışmasını son elli yılın en büyük ilerlemesi olarak nitelemesi okurları temkinli olmaya itiyor. Ayrıca kitap oldukça uzun. Türkçe baskısı altı yüz sayfayı aşıyor ve çoğu okur için yalnızca okumak değil, alıştırmaları yapmak da zaman istiyor. Dr David Burns de kitabı okumanın yeterli olmadığını, alıştırmaları yapmanın önemini özellikle belirtiyor.
Kitabın örtük kabulü, acının önemli bölümünün düşünce biçimiyle ilişkili olduğu ve bu biçimin sistematik çalışmayla değişebileceği yönünde. Bu kabul birçok insan için doğru ve yararlı, ancak yoksulluk, travma, şiddet ya da ağır biyolojik rahatsızlık gibi dışsal ve yapısal koşulların düşünceyle çürütülemeyeceği durumları kapsamıyor. Burns’ün antidepresanlara kuşkucu duruşu da bilinen bir olgu. Bu, ana akım psikiyatrinin genel görüşüyle tam örtüşmüyor. Ağır depresyon, intihar düşüncesi ya da psikoz belirtileri olan biri için kitap, bir uzmanın yerine geçer mi soru işareti. Bu açıdan ikilemde kalan okur için olası yol şu olabilir: Kitabı bir vaat olarak değil, bir alet çantası olarak okumak ve ağır belirtilerde profesyonel destekle birlikte kullanmak.
Harika Hissetmek, Beck’in başlattığı çizginin hâlâ canlı olduğunu ve Burns’ün bu çizgiyi kendi deneyimiyle genişlettiğini gösteriyor. Bilimsel olarak en sağlam yanı ölçüm ve yapı vurgusu, en zayıf yanı ise kanıtın görece dar bir çevreden gelmesi ve abartılı vaatlerin tonu. Epiktetos’un cümlesine dönersek: Olaylar bizi rahatsız etmiyorsa, yargılarımızı sınamak makul bir başlangıç. Ama bu cümlenin her acıyı kapsamadığını da bilerek okumak gerekir.
Kaynakça
- “David D. Burns.” https://en.wikipedia.org/wiki/David_D._Burns
- Feeling Good (Burns’ün resmî sitesi). “About.” https://feelinggood.com/about/
- “Feeling Good: The New Mood Therapy.” https://en.wikipedia.org/wiki/Feeling_Good:_The_New_Mood_Therapy
- Beck Institute. “Dr. Aaron T. Beck… passes away at the age of 100.” https://beckinstitute.org/blog/dr-aaron-t-beck-co-founder-of-beck-institute-for-cognitive-behavior-therapy-passes-away-at-the-age-of-100/
- Journal of Clinical Psychiatry. “In Memoriam: Aaron T. Beck, MD, 1921–2021.” https://www.psychiatrist.com/jcp/in-memoriam-aaron-t-beck/
- Boston Globe. “Dr. Aaron Beck, father of cognitive therapy, dies at 100.” 2 Kasım 2021. https://www.bostonglobe.com/2021/11/02/metro/dr-aaron-beck-father-cognitive-therapy-dies-100
- Becker’s Hospital Review. “Aaron T. Beck, developer of cognitive therapy, dies at 100.” https://www.beckershospitalreview.com/hospital-physician-relationships/aaron-t-beck-developer-of-cognitive-therapy-dies-at-100.html
- “Feeling Good – David Burns” (konuşma metni). https://singjupost.com/feeling-good-david-burns-at-tedxreno-full-transcript/
- Strauss, R. (2013). “Mind Over Misery.” Stanford Magazine. https://stanfordmag.org/contents/mind-over-misery
- “Bibliotherapy as a treatment for depression in primary care.” J Clin Psychol Med Settings, 2010;17(3):258–71. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/20803165/
- “Why Psychotherapy Succeeds or Fails” (Feeling Great’ten alıntı). https://pesi.com/blog/details/1828/why-psychotherapy-succeeds-or-fails-i-believe-i-found
- Psychiatry Resource. “Book Review – Feeling Great.” https://psychiatryresource.com/bookreviews/feeling-great-review
- Feeling Great sayfası ve okur yorumları. https://www.goodreads.com/book/show/52981399
- Kseib, K. “‘That’s what I always wanted – to have a way to help people quickly'” (Burns söyleşisi). The Psychologist, BPS, 2023. https://bps.org.uk/psychologist/thats-what-i-always-wanted-have-way-help-people-quickly
- “Crush Anxiety & Depression.” 23 Eylül 2020. https://www.kwqc.com/2020/09/23/crush-anxiety-depression
- Psychotherapy Networker kataloğu. Feeling Great. https://catalog.psychotherapynetworker.org/item/feeling-great-139637
- Fox 7 / AP. “Dr. Aaron T. Beck, known as the father of cognitive therapy, dies at 100.” https://www.fox7austin.com/news/dr-aaron-t-beck-known-as-the-father-of-cognitive-therapy-dies-at-100
- “David Burns thinks psychotherapy is a learnable skill” (podcast dökümü). GreaterWrong. https://www.greaterwrong.com/posts/PqCY2ndDHBzizdEwJ/david-burns-thinks-psychotherapy-is-a-learnable-skill-git
- Burns, D. “Can Depression Be Treated Successfully in Two Hours?” (söyleşi, 2016). https://feelinggood.com/wp-content/uploads/2017/01/lisa-interview-part-1-v-20.pdf


Bir Cevap Bırakın