MUZAFFER ERDOST RAHMETLİNİN ARDINDAN… Ülkemizin burjuva toplumunda, hele onların “hot” sosyetesinde; her olayda önde görünmek, “ilk olmak” neredeyse bir hobi halindedir. Mevsimin moda kıyafetini “ilk” giymiş olmak, sezonun ilk “garden partisi”ni vermek, hele hele “sanat” söz konusu ise, ilk “CD’yi çıkarmak, “ilk” sergisini açmak gibi ilkler yarışında burjuva sosyetesinde neredeyse “kan gövdeyi götürür.”...
Son Yazılar:
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Kategori: Polemik
SUÇLU BULUNDU: EVLİYAZÂDELER!
İlkinin adı, ikincisinin soyadı “Yalçın”, ilki “Prof.” titrli bir “âlim”, ikincisi “gazeteci” olan iki yazar; aydınların ve kamuoyunun kafasını karıştırmaya devam ediyor. Birincisi, yıllar önce Türkiye üzerine tezler ortaya attı. Ardından Aydın üzerine… 1980’lerin ortasında “Kürt sorunu” dayatınca Kürtleri keşfetti. Onların gerilla harbini, partilerini, partilerinin liderini büyük bir coşkuyla, sempatiyle selamlayan yazılar, kitaplar yazmaya başladı...
Faşizm sadece antikomünizm midir? : Orhan Koçak’a yanıt
Orhan Koçak, son kitabım “Antikomünizm, Ülkücü Hareket, Türkeş Türkiye ve Soğuk Savaş”la ilgili bir eleştiri/polemik yazısı yazmış. Ben de bu yazıda, Koçak’ın kitaba yönelik eleştirilerine yanıtlar verecek ve polemik konusu yaptığı hususlar üzerindeki düşüncelerimi dile getireceğim. *** Koçak, yazısının ana fikrini yazının adı yapmış ve “Faşizm sadece antikomünizm midir?” diye sormuş. Yazının ilk cümlesinde de...
Bir Polemik: Sığınaktan Çıkanlar…
Bu, polemiğe indirgenemeyecek bir polemik yazısıdır. Üzerinde durulacak yazı şudur: http://t24.com.tr/yazarlar/hakan-aksay/kabasiniz-kaygisizsiniz-saygisizsiniz-densizsiniz-ozensizsiniz-hayat-size-guzel,20607 Bahse konu yazının ilk cümlesi belki farklı gerekçelerle ve farklı öznelere karşı olsa da aynen paylaştığım bir cümle. Ben de o bu yazıya o cümleyle girmek istiyorum: Kişisel konforun ve muğlak ruh sağlığı endişesinin savunusu dışında o çokça dillerde gezinen halka dair izahları bulunmayanlar,...
Perihan Mağden Okuma Kılavuzu
90 sonrasının en güzel tarafı buydu; kendi yanlışlığımızı başka yanlışların eleştirisi üzerinden gizlemek. Eski ama hep güncel… Uzun süredir hırçın dilini özlediğimiz Perihan Mağden Taraf’ın arka sayfasıyla aramıza döndü. Hemencecik “besili apartman çocukları” üzerinden Survivor yarışmasıyla uzun süredir aç bıraktığımız bayağı kültür nefretimizi tekrar beslemeye başladı… O bir otomatik haklılık makinesi. İğneli, bizi hazdan kıpırtadan...
Yavuz Turgul’un düşündürdükleri: Gidenler kötü değil, kalanlar iyi!
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın deyişiyle ‘‘yalnız ve güzel’’ ülkemizde, hangi saha hangi cenah hangi mahalle; hangi tavır sahipler derneği hangi düşünce savunucuları vakfı hangi bilmem neciler konseyi olursa olsun kamuoyu yaratmak külfetli bulunduğundan, ‘‘kurtarmadığından’’, ‘‘bize gelişi bu’’ olduğundan fakat toplumsal gelişim vb. naneler pek umurumuzda olmadığından o zahmetli teşebbüs yerine kulis, lobi, dedikodu faaliyetleri tercih...
Kapanan Penguen Değil Direniş Mizahıdır!
Ot, Kafa, Fil, şu-bu derken bir stant dolusu edebiyat dergimiz var ama bu dergilerin kafası eşe dosta hava atmak isteyen, okuduğu her kitabı yarım bırakmış bir Facebook kullanıcısından farksız. Aforizmadan beslenen, görkemli kaybeden edebiyatını yağlı arabesk tavasında gezdirerek tabağa döken ve bu bulamacı afiyetle okuruna yediren şeyler bunlar. Penguen kapandı, son birkaç sayıyı alıp hiç...






