“Başlangıç ya da son yoktur; her şey ortadan başlar,” diye yazarlar Kapitalizm ve Şizofreni’de Deleuze ve Guattari. Bir noktada, masada “Nereden başlamalı?” sorusu dolaşır. Soru, hafif bir meltem hızıyla; konuşanın yüzüne yumuşak bir ahlak sürer. Dakikalar geçmeden masa, başlangıçların sisli ormanına evrilir. “Önce eğitim,” der biri; “önce ekonomi,” der bir başkası. Sözler parıldar. O parıltıdan...
Son Yazılar:
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Karanlığın İçindeki Oyun: Tim Burton Dünyasında Masumiyet, Yanılsama ve Karşıtlıklar
SUZAN BATU: TANRIÇAYI GERİ ÇAĞIRMAK
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)
Ziyun & Wang Chao’nun Moving Park sergisi Secant Space’te
Ortadan Başlamak
Brooklyn Köprüsüne (Şiir)
AHMET GÜNBAŞ: GECENİN ORTA YERİNDEKİ IŞIK
KAÇAMAK RÜYALAR (ŞİİR)
FİKRİNİN FATSASI (ŞİİR)
Zeigarnik Etkisi – Zihnin Tamamlanmamış Olana Çekilmesi Üzerine
Yaşar Müzesi Kapılarını Açıyor
Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?
öte ali (şiir)
RULETLER 4: SENTİMENTAL (ŞİİR)
Zafer Gençaydın’ın Soyut Resminde Düşünsel Direnç
Bedri Rahmi Eyüboğlu-Sevda Üstüne Sergisi Galeri Selvin’de
Kategori: Kritik
AHMET GÜNBAŞ: GECENİN ORTA YERİNDEKİ IŞIK
Ahmet Günbaş ile dostluğumuz çok eskiye dayanmaz, fakat gene de çok derine kök salmıştır. Ben daha kendisini tanımazken, onun Ali Rıza Ertan ve Ender Sarıyatı gibi erken vefat etmiş olan hemşerimiz şairler hakkındaki çalışmalarını takip edermişim habersiz. Birkaç yıl evvel elime geçen, Ender Sarıyatı hakkında hazırlamış olduğu ve Bence Kitap’tan çıkan Ender Sarıyatı: Ölüme Direnen...
Zeigarnik Etkisi – Zihnin Tamamlanmamış Olana Çekilmesi Üzerine
Tamamlanmamış olanın insan zihninde bir karşılığı vardır. Yarım bırakılmış işler, son verilmemiş hikayeler ve kısmen tanımlanan kimlikler, dikkati ve belleği meşgul eder. Zeigarnik Etkisi olarak bilinen bu olgu yarım kalmış işlerin neden zihni meşgul etmeye devam ettiğine ve stratejik ölçülülüğün profesyonel, sosyal ve kültürel bağlamlarda merak ve etkileşimi neden artırdığına bir cevap olabilir. Zeigarnik Etkisi,...
Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?
Çevremizdeki şeylerde anlam bulmadan, nasıl yaşayabiliriz? İnsanın çağrısıyla dünyanın akıldışı sessizliği arasında onulmaz bir uçurum var. Absürt, anlam arayışı çağrımıza yanıt vermeyen bu dünya ile bir yüzleşmeden doğuyor. Bazı yüzleşmeler aracılığıyla insan, dünyayla olan ontolojik bağının koptuğunu hissediyor. Çaresizlik gibi görünen bir boşunalık duygusu, zihninize çöküveriyor. Bu, her insanın bir sokağın dönemecinde ansızın içine düşebileceği...
Zamanının Ötesinde Doğaçlama ve Deneysel Tarzıyla Karşınızda: Rebel Moves
Rebel Moves Türkiye’de 2000 yılında kurulmuş temel karakteri jam session kayıtlarından beslenen bir proje grubudur. Reggae, caz, elektronik, funk, etnik müzik ve hiphop etkileri taşıyan doğaçlama ve deneysel müzik yapar. Şarkılarını İngilizce, Fransızca, Türkçe ve grubun müziğe göre uydurduğu Rebelce denilen kelimelerden oluşan özel dilinde söyler. Grubun tarihsel kadrosu bas gitarda Cem Özkan, vokalde Erol...
Entel, Entelektüel, Entelijansiya
Türkçe’de entel sözcüğü, entelektüel kelimesinin kısaltılmış ve gündelik dile indirgenmiş biçimi olarak kullanılmaktadır. Türk Dil Kurumu sözlüğünde entel, entelektüel sözcüğünün halk arasında kullanılan biçimi olarak tanımlanır. Sıfat olarak entelektüel olmaya özenen ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanmamış (kimse), isim olarak ise sahte aydın anlamlarına gelir. Tanımda kelimenin ironik ve/veya küçümseyici çağrışımına dair doğrudan bir...
“Estetik” Bir Yıl Sonu Yazısı
Estetik Deneyimin Temeli: Doğadan Sanata, Bedenden Tine Hegel estetiğinde, doğa ile sanat arasındaki farkı göstermek için verdiği en çarpıcı örneklerden biri güneştir. Doğa ürünleri, doğal gerekliliklerin bir sonucudur; varlıkları zorunludur, kendi seçimleri yoktur. Sanat ise, tinin özgürlüğünü ve bilinçli yaratımı taşıyan nesnedir. Bu ayırımı şöyle açıklar: “Örneğin, içeriği bakımından ele alındığında, güneş kuşkusuz evrende mutlak...
Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi
Türkiye’de siyaset, kendi kendini yeniden üreten kapalı bir anlam rejimi yarattı. Siyasetin ekosisteminde, sürekli olağanüstülük hâli üreten; beka, milli irade, dış güçler, terör, vesayet gibi kelimelerden bir dil, anlamı tekelinde tutuyor. Bu, daha baştan “kavgacı” bir dil. Bu dilin kimyasında hatırı sayılır derecede bir intikam ruhu var. “Beka”, “milli irade”, “olağanüstü tehdit” gibi kavramlar, itirazı baştan...
HOŞÇA KAL BREZİLYA
Güney Amerika sineması, belli başlı majör örnekler haricinde ülkemizde pek de bilinen bir sinema değil. Seyircisi -görece- az bu sinema ekolünün Brezilya kolunda verilmiş örneklerinden biri de Carlos Diegues’in 1980 yapımı Bye Bye Brasil (Hoşça Kal Brezilya) filmi. Hepsinden evvel, Brezilya coğrafi açıdan devasa diyebileceğimiz büyüklükte bir ülke. Yaklaşık 11 tane Türkiye, 4 tane de...
Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik
Benjamin’in felsefesi, eleştirel melankoli ve ütopik mesihçiliğin bir karışımı olageldi. Bu, hem kırılgan, rahatsız edici ve tedirgin edici, hem de aynı anda sakin, bilge ve umut dolu bir konumdu. Benjamin, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ında en çok Selim Işık figürünü anımsatıyor. Bu benzerlik, yüzeysel bir entelektüel melankoli ortaklığının ötesinde, tarihle, anlamla ve dilin enkazıyla kurulan trajik bir...









