İnsanın evreni anlayarak kendisini ve ruhsal boyutlarını keşfetmesini temel hedef alan Zümrüt Tabletlerinde yazılı olduğu gibi “sözler tek başına hakikatı aktarmaz.”
Antik Mısır döneminde ortaya çıkmasına rağmen M.S. 800 yılında Arapça yazılı metin haline gelen Zümrüt Tabletleri, 12. yüzyılda Arapçadan Latinceye çevrilerek Avrupa’da yayılmaya başlamış, 1541 yılında Almanya’nın Nürnberg kentinde ilk defa kitap olarak basılmıştır.
“Kişiyi aynı, kurşunu altına dönüştürmek “ metaforu olarak ta tanımlanan Zümrüt Tabletlerindeki “sözlerin tek başına hakikatı aktarmaz” cümlesi bizlere, insanoğlunun tarihinin başladığı ilk zamanlarından beri yarattığı sembolleri işaret eder.

İnsanlık tarihi yazıdan çok önce sembollerle anlatılmaya başlamıştır.
İnsanlığın somut nesneleri aşarak soyut düşünceleri, inançları ve duyguları ifade etme ihtiyacıyla başlamış olan semboller dilin icadından çok önce ortaya çıkmıştır.
Bilinen en eski mağara sembolü, Endonezya’da bulunmuştur. Burada bulunan “pençe şeklindeki el ” sembolü en az 67.800 yıl öncesine aittir.

“Gerçek bir simge, ancak düşüncenin kavrayamadığı ya da yalnızca sezilen veya hissedilen şeyleri ifade etme ihtiyacı doğduğunda ortaya çıkar” diyen Carl Jung, sembolleri birer işaret olarak değil, bilinmeyenin ve bilinçdışının canlı ifadeleri olarak tanımlar.
Dünya tarihinde, Kuzey Afrika’da Neolitik dönem ve öncesinden beri var olan Amazigh halkının sembollerle iç içe bir yaşamları bulunur.
.
Nazardan korunmadan, kabilenin ya da ailenin kimliğini belirlemeye, duyguları tanımlamadan, kişinin sosyal statüsünü anlamaya kadar değişik özellikleri olan semboller yanında, Amazigh kabilelerini oluşturan insanlar binlerce yıldır ilginç sanat eserleri de gerçekleştirmektedir.
Kendilerine “özgür insan” anlamına gelen Amazigh adını veren bu halk. Tamazight dilini ve antik Tifinagh alfabesini kullanmışlardır. Fas ve Cezayir nüfusunun büyük bir bölümü Amazigh kökenlidir.

Amazigh bayrağı , Kuzey Afrika’daki etnik grupların ortak sembolü olarak kullanılan bir bayraktır. Bayrak eşit boyutta üç yatay renkten oluşur:
Mavi: Akdeniz’i ve Atlas Okyanusu’nu (gökyüzünü ve denizi) temsil eder. Gökyüzünün ve denizin rengi olarak, maneviyatı ve barışı somutlaştırır.
Yeşil: Kuzey Afrika’nın dağlarını, vadilerini ve doğasını simgeler. Verimli toprakları ve doğayı temsil eder; aynı zamanda uyumu ve sürekliliği simgeler.
Sarı: Sahra Çölü’nün kumlarını temsil eder. Çöl ve güneşle ilişkilendirilir; refahı ve enerjiyi yansıtır.

Bayrağın ortasında ki kırmızı renkte Tifinagh alfabesinin “Yaz / Zan” harfi bulunur. Kırmızı renkteki bu sembol, özgürlüğü ve özgür insanı temsil eder. Kanın ve yaşamın simgesi olup, aynı zamanda Amazighlerin tarihin zorlukları karşısındaki direncini ve cesaretini temsil eder. Zaten Amazigh kelimesi “özgür insan” anlamına gelir
Bu bayrak 1998 yılında, Dünya Amazigh Kongresi tarafından tüm Berberi halkının resmî bayrağı olarak kabul edilmiştir.
2011 yılında, Fas anayasasının 5. Maddesi Amazigh dilini, Fas’lıların ortak mirası olduğundan devletin resmi dili olarak kabul etmiştir.
Asırlar geçse de, yaşayan ve gerçek değerini bulan semboller aynen Jung’un dediği gibi: “Bir bitki nasıl çiçeğini ortaya çıkarırsa, ruh da kendi sembollerini öyle yaratır.”


Bir Cevap Bırakın