Kendinizi, tanıtır mısınız? Fransa’da yaşayan, fotoğrafçı ve müzisyenim. Çalışmalarım, derin bir sinema tutkusuna dayanmaktadır. Fransız sinemasına, Amerikan klasik filmlerine, uluslararası bağımsız filmlere ve özellikle Kore sinemasına tutkuyla bağlı olduğumu söyleyebilirim. Farklı dönemlere ait iki yönetmen; Jean-Luc Godard’ın ve Leos Carax’ın filmlerini erken dönemlerinde keşfetmem, fotoğraf ve müzik alanında yaptığım işlerimin her zaman belirleyicisi olmuştur. Özellikle,...
Son Yazılar:
Soluk Soluğa (Şiir)
Herkes Kahraman Olmak İster; Peki Delikanlılık Nedir?
Savaşın Çocukları (Şiir)
Bu Önemsiz Sabah (Şiir)
Umut evden dışarıda (Şiir)
EFLATUN (ŞİİR)
İNMELİ KEDİ (ŞİİR)
Deniz Çöpçüsü (Şiir)
Hiçbir Şey Öğrenmemişiz Tarihten (Şiir)
Acıda Dinlenmiş Yüz (Şiir)
YAŞAM DERDİ (ŞİİR)
Carlo Ginzburg: Tarihte olduğu gibi sinemada da her yakın çekim, perde arkasında yaşanan bir sahneyi ima eder.
MERDİVEN MASALI (ŞİİR)
Solis (Şiir)
Çoktan Unutulmuş Günler İçin (Şiir)
Ansızın Giden Güzel Adam: Mustafa Horasan
Kemal Ilıkkan’ın ilk romanı “Zaman Salıncağı” yayımlandı
YOUTUBE HOLLYWOOD’U YENDİ!
Stefan Zweig’den Maxim Gorki’ye: “Mektuplar günün birinde yine anımsanır”
Yazar: Ertekin Akpınar
AĞAÇLAR VE BAHÇELERİMİZ NEDEN BU KADAR ÖKSÜZ?
Bir Kitabın Hayatıma Girişiyle, Hayatımdan Çıkan Bir Evin Gidişi Üzerine… Bir hafta boyunca, kişisel eşyalarımı, iki bavulun içine tıktım. Elbiselerimi battal boy poşetlerin içine doldurdum. On üç yıl, altı ay yaşadığım evimde bulunan hatıralarımı, bu evden sonra taşınacağım eve götürüyorum. Evimin yanındaki parktayım. Bir saat sonra, nakliye aracı gelecek. [Evi, eşyalı tutmuştum.] Sonrasında evime dönüp...
TRAJEDİNİN SUSKUNLUĞU: ANLATININ -GÜCÜNÜ KAYBEDEN- İFADESİZLİĞİ
Özgür ol[a]mayan düşünce kendisini kendi kavramlardan soyutlayarak, kurtarabilme süreci XVII. yüzyıldaki ‘aydın’ tanımlanmasından bu yana, kendi kurallarını kendi içine hapsederek ‘deney yaratmak’ ve ‘simgeci görüntü’yü kullanabilmeyle koşul[lu] bir öneri haline ‘özgürlüğe ulaşma tekniği’ konusunda Rus düşünürleri temelden sarsacak yeni önermeler sunuyordu. İçe/içeriye dönük olan ve kapanan simge‘nin, biçim düzeyinde alınıp, anlatının her türlü işlevinde [resim/sinema/heykel/mimari/edebiyat/tiyatro]...
HATIRLAMAK: HAFIZANIN KANAYAN YARASIDIR
[Geçmişi tarihsel olarak kurmak, gerçekten kurmak onu gerçekten olmuş olduğu gibi tanımak değil, tehlike anında birden parlıyıveren anıyı ele geçirmektir… Hiçbir olay, tarihin içinde kaybolmuş sayılamaz.] Son Bakışta Aşk, Walter Benjamin, Çev. Nurdan Gürbilek, Metis Yay., 1993, s. 41 Alıntıladığım bu cümle, kitabın ‘Tarih Kavramı Üzerine’ bölümünden. Buradan iz sürmeden önce bu alıntıyı, bir...
‘BELLEK’İN ‘ZAMAN’A BAKIŞI
[… Hikâyenizi temiz tutmak sizin elinizde. Mış gibi yaparak sadece kendini kandırıyor insan. İyi olmak kolay değil ama iyi kalmak çok daha zor, senden bir ömür ister. Bedelini öde ve iyi kal diyordu babam. Son güne kadar unutamayacağım söz…] Palyaço’nun Günlüğü*, s. 66 “Herkes bir hayat yaşar ama herkesin yaşadığına bir hayat denmez” demişti bir...
İZMİR’İN BİR GETTO ROMANI: BİBER ÇOK ACIYMIŞ
18 Kasım 2021 tarihinde, burada “Bir İzmir Edebiyatı Var Mı?” adında bir yazı yazmıştım. Alt metnin özetinde, temel iddiam şuydu; İzmir, kendi edebiyatının evi olamamış. Nedeni de, şehri bir karakter olarak değil, bir fon olarak kullandığını dile getirmiştim. Bu iddiamı, sarsıcı bir dille yıkan bir roman okudum; Biber Çok Acıymış. Yazarı, Kutlu Işık Kanberoğlu. Tuhaf...
BİR AŞIRILIK/lar ROMANI OLARAK GODARD MAKİNESİ
“Bir romancı olarak kendimi her zaman tarihin içinde hissetmişimdir, yani bir yolun ortasında, benden önce gelmiş olanlarla ve belki de (daha az) benden sonra geleceklerle, kendimi diyalog halinde hissetmişimdir. Bir başka birinden değil, hiç kuşkusuz roman tarihinden söz ediyorum ve ondan gördüğüm gibi söz ediyorum: Roman tarihinin Hegel’in insan dışı aklıyla hiçbir ilişkisi yoktur; ne...
BERNARD HERRMANN VE BİR PİYANONUN KORKU EZGİLERİ
Klasik akımın teorisyenlerinden -ki buna gereksiz/sıradan modernistlerin itirazı olsa bile- , E. M. Forster; yeryüzünde yirmi altı konu, otuz iki tema ve sekiz nota olduğunu yazdıktan sonra neredeyse yüzyıl geçti. “Sınırlar, her zaman onu çevreleyen hareket alanlarıyla mümkündür.” Ve bu cümleyi yazan ilk kişi, Pasajlar kitabında Benjamin’di. Orası, derin bir ayna. O aynaya baktığınızda bile...
MUSTAFA BALBAY’IN YAVUZ ÖZKAN HAKKINDA BİLMEDİKLERİ
“Artık siz bir oturun bakalım, şimdi biz size bir şeyler anlatacağız.” Miguel Ángel Asturias [Nobel Ödüllü Guatemalalı yazarın, Fransız meslektaşlarına söylediği söz.] Miguel Ángel Asturias’tan yukarıda kullandığım bu epigrafı, birazdan okuyacağınız yazının sadece duygusal alanını açıkladığı için kullanmadım. Onun için biraz kestirme bir yoldan gideceğim. Çünkü yazarın kitabının üslubu da öyle; kestirmeden gitmek. O...
ŞİMDİ BİR FİLM ATIF YILMAZ’I ANLATMALI
Bir film jilet gibi olmalı. Ringi dar etmeli insana. Sersemleştirmeli. Ağlatmalı, duvarları yumruklatmalı. Bir film, kalbini söküp duvarlara fırlatıp parçalatmalı insanı. Bir film, insanı kiralık bir katile dönüştürmeli, soğukkanlı bir cerraha, sıcak bir çay yapan garsona… Bir film, uzun yürüyüşlere, yeni maceralara, soğuk bir kadeh rakıya alıştırmalı. Bir film, Gelinin Muradı olmalı. Bir film, Kibar Feyzo, Balatlı Arif,...









