ÇOCUK. Ah anne, alnıma koyuver elini! Ah anne, anneciğim, neredeyim ben şimdi? Neden bu oda böyle kasvetli ve kocaman? Neden ben böyle geç saatlere dek uyuyamam? ANNE. Korkma sakın: gece durgun. Sana kötülük edecek hiçbir şey yok burada – Bütün şehri aydınlatan lambalardan başka, Ve senden başka tek çocuk yok uyumayan. ÇOCUK. Anne, anneciğim, kulağıma...
Son Yazılar:
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Fincanın Kıyısından Odak Etiğine
DÜNYAYI İKİ KERE GEZMİŞ OLAN KİŞİ İSTANBUL’DA
OLAN BİTEN; OKUL CİNAYETLERİ, SARI ZARFLAR, ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR
“Paslanmış kapıyı açmak isteyene anahtar”: Yakanıza Gül
VECDİ ÇIRACIOĞLU’NUN “MAVİDEN / DENİZ GÜZELDİR” KİTABI ÜZERİNE
“Zaman Bahçesi” Sergisi İnspera Bodrum’da
DOĞA TAPINAKLARI
DFC TÜRKİYE NATIONAL CHALLENGE’26 İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI!
Labirent Sanat’ta Nesli Türk Sergisi: “RAW-HAM”
Batı Yarımküre: Savaşla Yazılmış Bir Amerika Birleşik Devletleri Tarihi
Kategori: Litera
#eklitera Şubat Şiir Seçkisi
https://ekdergi.com/category/litera/
Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi
1957 yılının Ağustos ayında Edinburg’dan İstanbul’a, Cağaloğlu’nun o meşhur Afitap Müessesesi’nin sahibi kadim dostu Murtaza Kağıtçı’ya gönderilen bu kartpostal, basit bir selamdan çok daha fazlasıdır. Altındaki o tasarım şaheseri imza, Türkiye’nin yetiştirdiği en “dünyalı” sanatçılardan birine; Suavi Sonar’a aittir. Suavi Sonar’ın serüveni Sanayi-i Nefise’nin afiş atölyesinde şekillenmiş, İpek Film’de Nazım Hikmet ile kurduğu derin dostlukla...
Angelina (Şiir)
Kemerli uzunca bir burnun var Hatta Fatih burunlu da denebilir Ama çağ sıradan ve herkeste olanı Önemsiyor artık biliyorsun, bilesin Herkesten biri herkes gibi sıradan Olmamak için çırpınıp duruyor insan Kaşla göz arasında olmamak için Kaşlar uzaya gidiyor Kirpikler ok burunlar hokka Ne güzel herkes bir herkes aynı “Adlandırılmayan yoktur” mu demişti -Ne...
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
ANNA MELLE’DEN NAUM FAİK’E MEKTUP
Sevgili Hocam Naum Faik, Uzun yıllar süren özlemden sonra sonunda sana yazma fırsatını buluyorum. Senin çok sevdiğin ata yurdundan ayrılmak zorunda kalışından bu yana halkının başına neler geldiğini anlatmak istiyorum. Bu mektup, benim bakış açımdan yapılmış öznel bir değerlendirmedir; karşılaştığımız tüm engellere rağmen özellikle olumlu gelişmelere odaklanmaktadır. Senin kökenin, doğduğun şehir olan Omid’e (Diyarbakır) dayanır....
Külhan (Şiir)
Yaza geç..yaz geçmesin bizi Dil hatasını sana bana ödetir Yaza geç…temin olur beni geçme Sabaha merhaba desem sular donuyor İklimin sesini biçme Ah…Yaza vefa mı veda mı bilemedim Hep okuyorum son zamanlarda Ahmet Hamdi’ ye selam söyle İçimde bir kurşun belki kuş Gece bensiz neyler diye düşündüm Sessizliğin de bir kalbi varmış Beni suskunluğun eyle...
12 Eylül (Şiir)
Agora meyhanesindeydik Tan atıyordu Kimse yoktu Biz kavlimizce kimseydik Omzuma kondun Hayretler içerisindeyim Bir baktım Elin elimdeydi Dirseğin karnımdaydı Allah’ım ne mucizeler Bir yazdı Sonra askerler geldi Seni kaybettim Resim: Cihat Burak
Ne Kadar Sürerse Sürsün Bitişini Başlatacak Bir İlk Darbesi Vardır Her Asırda Acının (Şiir)
Bıraktım Girer girmez Kendimi koltuğa. En az Yolculuklar kadar Sevmediğim sonbahar Sabahlarından biriydi. Güneş, Baskısını yapmıştı Duvarın Odaya. Yerde, Önümde; Balkona çıkılan Yarıdan yukarısı camlı kapısı ve Üç parçalı penceresiyle Eğik bir duvar Daha vardı. Yerdeki duvarın kapısından İçeri bakınıp Oturdum geri ve Düzelttim Boynumu. İlk kahveden kalan Yarısı duruyordu fincanımın...
İsa’nın Oltası (Şiir)
Umut Sağbaş’a olta görmemiş balık sevinciyle, İsa kayalıkların ayak basılmayışına yolculuk ediyor Bilhassa erken bahar saatlerinde ayrıcalık talep etmeyen kuytularda beliriyor kanatsız Kaya taş kum milim oynamasın ister şeffaf adımlarıyla Mevsimsizliğe dair tesirli bir bakış geliştirmek üzere çiçekli gömlekleri üstünden çıkarmamasının göndermesi yok bu yaşananlara Ama İsa her...









