Kaostan dünya Vişneçürüğü sürer Beton duvarlarına Soluk ruhlu renkleri Kasten seçer Güzelliği gölgeler Sefaleti yayar Bir virüs gibi Aklında ne mantık Ne de empati var Dünyanın kalp atışında İfritin kazanı kaynar Mağarasında yankılanır Kem kahkahalar Kötülük salgın burada Aşısı yok İnsanlığın yedek parçası da Resim: Fatma Tülin
Son Yazılar:
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Kategori: Litera
Molto Simpatica (Şiir)
havada asılı duran beyaz çiçek ———-yukarıdan düşmüş yabancı huysuz kedi gibi mantığı tırmalarken rutin teftişin tam ortasında aynalara her zamankinden uzun bakan geçmişe fırlatılan o keskin hafıza geriye kalan soyut kelime parçaları kütleçekimsel zaman daralması eşliğinde eritirken içimizdeki tüm sınırları gece yarısı ansızın uyanan odanın iç sesleri ———-eski ateşlerin izlerini tırmalıyor açık pencerelerden...
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
adamın yazgısıydı kardan harfler tane tane düşerken kelimelerin gölgesine ağır usul örüyordu kendini halk çocuklarının elleriyle ve kömür karası düğmeleriyle kendi başlangıcına dönüyordu son kar delen bakışının aynasında yansıyordu bir beyazlık harfler bahanesiydi kardan adamın kadının yazgısıydı adamın kardan harfleri Resim: Andrew Wyeth
Yıllar Sonra Bir Akşam Yemeği (Şiir)
Bu akşam, Yıllar sonra Bir araya gelmiş bir kadınla adamın Misafiri olabilirdim Giritli’de. Zamanında Sahip çıkmadıkları aşklarının Bedelini öderlerdi Arkamdaki masada, Birlikte olmadan da Yaşamış olduklarını sınamaya gelerek Kendilerini Birbirlerinden. Donatırlardı masalarını, Bir deri bir kemiktir Ruhları. “Unutmaktan Dönemeyecek kadar İleri gittik çoktan öz saygımızdan biz.” Derdi kadın, Bıçağı tabağını ısrarla gıcırdatırken;...
Muzaffer Tayyip Uslu Kitabı: Öldükten Sonra
Öldükten Sonra” — Eksik Harf Yayınları, 2026 / Mayıs Hastalığın pençesindeyken bile ümidini yitirmemiş olan Uslu, ömrünün son aylarında Fransızcasını ilerleterek Fransız şiirini orijinalinden okumayı hedeflemiştir. Necati Cumalı ile Ankara’da askerlik muayenesinde karşılaştıklarında Cumalı’ya şunları söylemi ştir: “Şiirlerimin kusurlarını bilmiyor değilim. Uğraşabilsem çoğunu daha güzel söyleyebilirim. Ama bu ölüm korkusu yakamı bırakmıyor ki… Her başladığım...
İnek Hırsızı (Şiir)
Bu şiiri bir kızılderili kadın, Mohawk dilindeki adı Tekahionwake olan, Pauline Johnson, ölmeden bir yıl önce 1912 yılında yazmıştır. Pauline Johnson (1861-1913) Pauline Johnson’un seçilen Mohawk adı, Tekahionwake’dir okunuşu Dega-hî-yon-vagay). Mohawk dilindeki anlamı “çifte wampum`dur”. Wampum, Amerikan yerlilerinin deniz kabuklarından oluşturdukları silindirik tespih boncuklardır. Bu wampumları ziynet eşyası ya da para olarak kullanırlardı. Bu...
Mezar Kazıcının Diyalektiği (Şiir)
Topu topu kaç kişiyiz zamana mezar kazan; evreni yeni baştan yazan bir tanrı yaratmaya yeminli. Kaldır perdeni ey hayat! Varoluşun sevinci dolsun hücrelerime. Öncesiz ve sonrasız değil haykıran sesim; yaratan bilinç adına seslenmekteyim. Sonsuz: Ölü zamanda bir çürük şimdi . Bir: Saltanatı elinden alınmış yalancı körlük; Üresin diyedir kavgamız; ateş közünden. Ve tanrı, bütünün tözünden...
ACI İNSAN KILIĞINA (ŞİİR)
gülmeni istiyorum karın göbeğine göbeğinden dökülen çamurumsu şefkat başka yönsüze çeken mutluluğun izi başka uzatıyorum boyumu her iki tarafım duman: ismi konmamış kardelenler dünyaya bir kez değil, uzaysal gelişler eklediler ve bıraktılar beni yağmura dost özlüyorum şimdi kardeş abla… ailenin yok olmak için kurulduğunu anlatan dünyayla sevişiyorum geceleri acı akıyor karanlıktan, açmıyorum ışığı neden açayım...
Soluk Soluğa (Şiir)
Ben hayır dedikçe Onlar evet anladılar. Ben hayır dedikçe Evet anladı onlar… Bağırmaz olur muyum hiç İki gözüme iki kor Düşmüş gibi bağırdım! Canı yandığında annesini Çağıran çocuklar gibi Nasıl anlaşılırsa her dilde Öyle bağırdım işte… Evet hakim bey, evet evet Ben çırpındıkça yandı cennet Cennet çırpındıkça ben yandım! Ey o...
Savaşın Çocukları (Şiir)
Sirenlerin pervasız çığlığı, Yüreklerini paraladı, ana babaların Füzeler, Şafak tellerinde asılı rüyalarına daldı bahar çiçeği çocukların. Çiçek kokulu kepeneklerine, yanan kuzucuklarını saran çobanlar şaşkın. Yamaçlar toz bulutu. Gökyüzü korkutucu bir aydınlıkta gece vakti, Çakan şimşekler çok yüksekten yere düşüyor, alev alev… Tanrıya yakaran hayatın çığlığı Her şimşek kuyruğunda donuk bir yıldız Kirlenmiş şehirlerin nefesi… Tutuşmuş...









