Pazartesi bir bot buldum – Paslı ve tuzlu bir deri. Geri verdim onu denize, içinde dans etsin diye. Salı günü otuz şilin değerinde bir gemi kalası. Gelecek kış Bir sandalye olacak, bir tabut, bir yatak. Çarşamba yarım teneke İsveç içkisi. Kafaya diktim. Sahil, deniz kızları ve meleklerle soğumuştu. Perşembe hiçbir şey geçmedi...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
Hiçbir Şey Öğrenmemişiz Tarihten (Şiir)
Kurşunlanıp öldürüldü, hapsedildi zavallı çocuklar Diyorlar ki bize bıraktığınız gelecek gelecek bu… Kimse yoktu evde, savaştan kaçıyordu Şimdi güvende olmak evde olmak demek Gömülecek ceset yok, aklımız bize karşı. Bizim bombalarımızdı savaşı başlatan, Uzakta bir öfke seli, geçiştiriyoruz hepsini Yabancıdır diye kurbanları, umutsuzca çekip giden bizdik, Dedik bizim işimiz değil burayı güzel bir ülkeye...
Acıda Dinlenmiş Yüz (Şiir)
Bilemedin hangi aşkın fakiri olduğunu ışık çemberinden geçerken gölgelere sırrını bırakan gençliğin Gecelerin şerrinden kaçarken beyaz çarşaflara dökülen irin gövdesine hapsoldu yaşadığın çağın Kirlendi bir zaman baktığın her yer nefretin hazinesi oldu öfkenin doğurduğu torunlara Kimse bilmez yüreğinden geçenleri kendi yaprakları arasında kaybolmuş narin bir çiçeğin yanına otururken Şavkı yüzünde solmuş...
YAŞAM DERDİ (ŞİİR)
Tanı ağrı Anı ağ. ı An n a r Tan ağrısı Ta Ağrı’dan görünür ışığı Tanır onu utanır sanır ki sanrıdır Ölümsüz bir düşün peşinde insana inanır An inan Ağrı’dan ağrıya ağ ağ örülür Yaşlanır ömür beden gömülür üstüne örtülü gerçekler Gün be gün gün yüzüne elbet çıkar Çıkarır çıkarı çirkin yuvasından bir yılan gibi...
MERDİVEN MASALI (ŞİİR)
Hayat mı çocuğum Bir merdivenden çıkar gibidir Her basamakta başka bir ormana dalarsın Ağaçların dallarında Anka kuşunu ararsın Sarp surları aşınca Kırk odalı saraya ulaşırsın Kırkıncı odanın avlusunda Belki aşkı bulursun Kıdım kıdım çıkarsın bulacağını düşleyerek Hayat mı çocuğum Bir merdivenden iner gibidir Kendi izlerini izleyerek geri dönersin Dinlenerek, demlenerek Anka kuşuna kavuşamadığına üzülerek ...
Solis (Şiir)
Bir renklenmeyen yanın, bir de her şeyini boyadığın sandal. Bilmez yanılan hangisi, rüzgârı hesaplayan ışığın kâlbine değen küreklerin hangisi yarın kavramına ait. Çift kürek çekmeyi bırakıyorum. Ağır ağır kabarıyor deniz. Eksik bir renk yerden göğe hasır ve kekik kokan hava. Tuzdan artan zamanı vermeyen eşik geçildiğinde dağılacak yıldız tozları kadar pasteliz. Göğe attığı ağı topluyor...
Çoktan Unutulmuş Günler İçin (Şiir)
başka her şey gibi karıştırıldığında sonsuz ile sonsuz tükenince o ilk coşkusu var olanın bir şenlik günü unutuluşun kana dönüştürüldüğü arzu içinde bir gövde bir evren öptüm zamanı dudaklarından ve anladım dönülen evlerin uğultusunu köklerini yeryüzünün ey ışıktan olan yıkımlar saati ben yaşayamayanım o benim tekrarlara kapatılan çok kez öldürülüp çok kez diriltilen...
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
Yirminci yüzyılın en önemli estetik ve etik tartışmalarından biri, şiirin felaket karşısındaki konumuydu. Theodor W. Adorno, Auschwitz’den sonra şiir yazmanın barbarlık olduğunu söylerken aslında şiirin imkânsızlığını değil, eski şiir anlayışının artık sürdürülemeyeceğini ifade ediyordu. Çünkü kitlesel ölümün, sürgünün, soykırımın ve sistematik yıkımın ardından dil de yaralanmıştı. Artık şiir yalnızca güzelliğin değil, kırılmış insanlığın da dili...
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
Rabat’ta beş metre kare dükkanında dünyada en çok fotoğrafı çekilen sahaf Mohamed Aziz; modern dünyanın tüketim kültürüne karşı sessiz bir direnişinin simgesidir. Aksi dedikleri bir kişiliğe sahip olan Mohamed Aziz bugüne kadar uluslararası çeşitli TV kanallarının görüşme isteklerini ret etmiş bir kişidir. Onunla görüşeceğim dediğimde onu bilen herkes hafifçe gülerek bana “iyi şanslar” diledi. Çok...
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
Gerçeklik, “nesne” dediğimiz bağımsız, kendi kendine duran şey olmaktan çok, ilişkilerden doğan bir olgu: bir sistemin başka bir sistemle kurduğu temasın içinde belirginleşen bir fenomen… Borges bunu Tlön’de edebiyatla sezdirir; modern fizik ise aynı sezgiyi matematikle sınava sokar; evrimse, ön-uyum mekanizmasıyla gerçekliğin çevreyle ilişkisi sayesinde ortaya çıktığı gibi kalmayıp nasıl farklı işlevler yüklenerek estetik dünyamıza...









