“Bir şey rica edebilir miyim?” Dedi,
“Gelirken çarşaf da getirebilir misin,
Bir de mum?”
O, işten otele geçecekti direkt
Akşam sekizde.
“Kat görevlisi miyim ben?” Dedim.
“Temiz temiz uyuruz, kırma beni;” Dedi,
“Başkalarının izleri dokunsun
İstemiyorum tenime.”
“Bir tek kendi dokunuşlarımız yok
Bizim çarşaflarımızda da,
Merak etme.” Dedim.
“Çok kabasın.” Dedi.
“Muma bakarım.”
Dedim.
Pembe sırt çantasında dört bira vardı.
İkincileri de açınca,
“Yetmeyecek galiba.”
Dedi.
Dört tane daha aldım
Bir üst caddedeki
Büfeden.
Odanın parlak beyaz ışığı
Sızamıyordu etinden arkasına.
Banyodan gelen kadarını kullandık
Bir süre.
Kısa kalınca hâlâ gölgesi,
Çıkardık benim
Mumları.
Küçük doğum günü mumları,
Bir de
Elektrik kesilince herkesin diktiği
O büyük, beyaz mumlardan
Bulabilmiştim bir markette
İki tane.
İlk biraların şişelerine
Geçirdik beyaz mumları.
Birini onun tarafındaki komedine;
Birini, benim tarafıma koyduk
ve
Üçüncülerle
Uzandık yatağa
Sehpanın yanlarındaki tekli koltuklardan.
Tavanlarından is yağan odalarımın,
Tutuşturmaya cesaret edemediğimi
Düşündüğü fitillerine
Çakarak;
Bir kurtuluş hüzmesi aralayacaktı,
Kendi
Ateşle yaklaşılamaz
Anlaşılmazlığına.
“Seni üzen
Bir şeyler var sanki.”
Dedi.
“Çocukken,”
Dedim,
“Arabanın altına fırlamıştı bir kedi kaldırımdan
Yemeğini yerken,
Arkadaşımla
Birbirimizi korkutmak için
Yere vurunca ayaklarımızı aynı anda.
Hâlâ çok üzülürüm.”
“Öyle bir şey değil.
Sert görünüşünün altında
Kırılgan bir katman var senin.”
Dedi,
“Ne oldu sana?”
“Beş yaşındayken kamyon çarptığında;
Öldüğümü sanıp,
Gazeteyle örtmüşler üstümü
Anayolun
Ortasında.
Yüzüm biraz gerilmiş olabilir
Asfalta sürtündüğü
Esnada.”
Dedim.
“Dalga geçme,” Dedi;
“Sıkışmışsın, ince bir çatlaktasın.
Anlarım ben.”
“Altı metrelik Çifte Kayalar’a
Arasından çıkmaya çalışmış,
Kalıvermiştim tam ortasında yarığın
Bir çarpı gibi.
Ne yukarı çıkabiliyor
Aşağı inebiliyordum ne de.
Gözümü karartıp
Bırakıvermiştim öylece
Midyeli yosunlu kayaların
Diplerindeki karanlığa
Kendimi.” Dedim.
“Yok mu
İtiraf edebileceğin
Bir haksızlığı hayatın
Hiç?
Bu kadar güçlü olamazsın.”
Dedi.
“Senin yerine geçeyim ben,” Dedim,
Tersime geldi burası.”
Sigaramı söndürmek için
Uzanırken komedine;
Çarşafın, yatağın başucuna doğru
Uzattığı sarı bir leke
Çarpmıştı gözüme.
“Yani,”
Dedim, onun birasından
Devam ederken;
“Sonunda
Tek bir işaretiyle
Yanlışın kenarından doğru tarafa iter
Mutlaka hayat
Seni.”
Kolunun altındaki lekeyi işaret ettim
Gözlerimle, ağzımda şişe.
Kaldırdı kolunu,
Baktı çarşafa,
“Kabasın.”
Dedi.
“Mumlar,”
Dedim,
“İyi oldu ama.”
Resim: Andrew Wyeth


Bir Cevap Bırakın