Bu önemsiz sabah, Şarkı söyleyerek geçiyor bir şey, Coğrafi burunların kıvrıldığı yerde Ve ılık Adriyatik’in dalgalandığı, Mavisiyle ve güneşiyle çalkalandığı, Dünyanın ve onun ışıltılı yamaçlarının kıyısında. Gün çınlıyor yüksek göklerde, Ağustos böcekleriyle saf ve sakinleşen Bir nabız gibi çiftliklerden yükselen dumana, Bitkin toprakta sönen, Bir yumruk gibi açılıp giden. Ağaçlar buğulanıyor, serinlik...
Son Yazılar:
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Kategori: Litera
Umut evden dışarıda (Şiir)
Resim: Ekrem Kahraman
EFLATUN (ŞİİR)
– çiçekli mısralar gölgesi…- Çiçekli mısralar gölgesine “Eflatun” diyerek...
Deniz Çöpçüsü (Şiir)
Pazartesi bir bot buldum – Paslı ve tuzlu bir deri. Geri verdim onu denize, içinde dans etsin diye. Salı günü otuz şilin değerinde bir gemi kalası. Gelecek kış Bir sandalye olacak, bir tabut, bir yatak. Çarşamba yarım teneke İsveç içkisi. Kafaya diktim. Sahil, deniz kızları ve meleklerle soğumuştu. Perşembe hiçbir şey geçmedi...
Hiçbir Şey Öğrenmemişiz Tarihten (Şiir)
Kurşunlanıp öldürüldü, hapsedildi zavallı çocuklar Diyorlar ki bize bıraktığınız gelecek gelecek bu… Kimse yoktu evde, savaştan kaçıyordu Şimdi güvende olmak evde olmak demek Gömülecek ceset yok, aklımız bize karşı. Bizim bombalarımızdı savaşı başlatan, Uzakta bir öfke seli, geçiştiriyoruz hepsini Yabancıdır diye kurbanları, umutsuzca çekip giden bizdik, Dedik bizim işimiz değil burayı güzel bir ülkeye...
Acıda Dinlenmiş Yüz (Şiir)
Bilemedin hangi aşkın fakiri olduğunu ışık çemberinden geçerken gölgelere sırrını bırakan gençliğin Gecelerin şerrinden kaçarken beyaz çarşaflara dökülen irin gövdesine hapsoldu yaşadığın çağın Kirlendi bir zaman baktığın her yer nefretin hazinesi oldu öfkenin doğurduğu torunlara Kimse bilmez yüreğinden geçenleri kendi yaprakları arasında kaybolmuş narin bir çiçeğin yanına otururken Şavkı yüzünde solmuş...
YAŞAM DERDİ (ŞİİR)
Tanı ağrı Anı ağ. ı An n a r Tan ağrısı Ta Ağrı’dan görünür ışığı Tanır onu utanır sanır ki sanrıdır Ölümsüz bir düşün peşinde insana inanır An inan Ağrı’dan ağrıya ağ ağ örülür Yaşlanır ömür beden gömülür üstüne örtülü gerçekler Gün be gün gün yüzüne elbet çıkar Çıkarır çıkarı çirkin yuvasından bir yılan gibi...
MERDİVEN MASALI (ŞİİR)
Hayat mı çocuğum Bir merdivenden çıkar gibidir Her basamakta başka bir ormana dalarsın Ağaçların dallarında Anka kuşunu ararsın Sarp surları aşınca Kırk odalı saraya ulaşırsın Kırkıncı odanın avlusunda Belki aşkı bulursun Kıdım kıdım çıkarsın bulacağını düşleyerek Hayat mı çocuğum Bir merdivenden iner gibidir Kendi izlerini izleyerek geri dönersin Dinlenerek, demlenerek Anka kuşuna kavuşamadığına üzülerek ...
Solis (Şiir)
Bir renklenmeyen yanın, bir de her şeyini boyadığın sandal. Bilmez yanılan hangisi, rüzgârı hesaplayan ışığın kâlbine değen küreklerin hangisi yarın kavramına ait. Çift kürek çekmeyi bırakıyorum. Ağır ağır kabarıyor deniz. Eksik bir renk yerden göğe hasır ve kekik kokan hava. Tuzdan artan zamanı vermeyen eşik geçildiğinde dağılacak yıldız tozları kadar pasteliz. Göğe attığı ağı topluyor...









