Bu nedenle Kitap Günleri’nde Kürtçe, Arapça, Süryanice ve Türkçe eserlerin aynı mekânda yan yana durması sembolik bir görüntüden çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu durum, farklı kültürlerin birbirini dışlamadan var olabileceğini gösteren güçlü bir toplumsal mesaj niteliği taşıyor. “Mardin Barosu” yalnızca kitap fuarı düzenleyen bir kurum olmanın ötesinde, kentin kültürel yaşamına nefes aldıran önemli bir...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Elimizdeki bu zarif Osmanlı dönemi bayram kartı, yalnızca geçmişten kalmış estetik bir obje değildir; aynı zamanda bir toplumun gündelik hayat anlayışını, bayrama yüklediği anlamı ve görsel kültürünü taşıyan küçük bir tarih belgesidir. Açan bahar dalları üzerine konmuş iki kuş, ortada yer alan hilâl ve yıldız motifi ve Osmanlıca bayram tebriği… Bütün bu unsurlar bir araya...
Göğün Altında (Şiir)
Engin Turgut’a Burada tıklım tıklım karanlık Kevgir kevgir uykular Ne köyü kalmış ne kurdu Hele sabahları mı? Hiç sorma Sentetik gülümseme asıyorlar işçilerin yüzlerine Göğü betonla dövüyorlar şair abim Güvercinleri saksılarda büyütüyorlar Yazgıysa yazgı yetti be Parmak uçlarımız kanadı anlamaktan Söylemedi deme şair abim İsterlerse betona vursunlar şiirleri Betonun manasını kırmızıyla bozacağım Bak...
SENDEN YANA
Bir çınarın gölgesinde eskittim seni. Yalnızlığın ucundan ilmek geçirip ördüm tüm sevdanı. Sandıklarda sakladım sızılarını akıttığın mor mendilini. Kısaydı beni sevmelerin. Oysa benim, uzun vakitlerde ellerini yoklamışlığım vardı. Göz göze değince içimdeki kan hep senden yana akardı. Dudaklarımdaki sevişmelerimizin tadını, şimdi tuzlu bir uçuk aldı. Resim: Brassaï, İsimsiz, André Breton’un Nadja adlı eserinden, 1924.
BESBELLİ (ŞİİR)
Pazardan pazara suluyorum artık bulutları güneşin toprağını eşelemiyorum çoktandır bağından içmiyorum yıldızların tozunu sebepsiz gülüp geçiyorum ölümlere besbelli kötüye gidiyor bir şeyler… Martılara sözcük atmıyorum nicedir köpekler havlamıyor bahçesinde teknemin cümle içinde kullanmıyorum aşkı besbelli kötüye gidiyor bir şeyler… Usta şairler kekeliyor durmadan çıkmış çivisini çakmaktan yoruldum zamanın ah! bu kalp sevmekten bitap...
Döngü (Şiir)
Taşlar yuvarlanır, gözler ıslanır Ve insan ıssızlaşır Gittikçe gelirler geldikçe çoğalırlar Ruh gibi kuş gibi uçup giderler Başkaları gelir ardından Işık süzülerek bütün karanlığı kaplar. Gök kırık mavisiyle boynumu öpüyor İlk yaratılan yere dönelim, ilk tohumla yeşerip O ağaca sarılalım Ben kadife ormanın saklı gürültüsüyüm Biliyorum çığlığımla su taşar sarnıçlardan. Hatırlayamıyorum yere düşen...
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
Aşağıya bak Eğil. Daha fazla eğil. Dizlerini bırak, sırtını unut, ufuk çizgisini unut ve aşağıya bak. Toprağa. Toprağın hemen üstüne, o birkaç santimetrelik mesafeye, kimsenin bakmadığı yere. Orada bir yaprak kümesi var. Gövdeden dışarıya doğru açılmış, birbirinin üstüne binmiş. Kenarları yuvarlak, damarları ince beyaz hatlarla oluşmuş yapraklar. Üzerlerinde yağmur damlaları duruyor; küçük, yuvarlak, ikircimli. Etrafındaki...
cenneti gördüm (şiir)
inandı çocuk her öğün besmele çekmediği içindi doymazlığı sofrasında baba, allah ve vekil bağdaş kurmazsa da ilişirdi iblis yoksulun imanına kuşku yok yaşasındı hep açlık ve açıklık dünyada sefalet mahşerdeyse bildiğim yerden geldi sorular ben cenneti gördüm oysa bir güvercin uçuşunda sahanda yumurtada üç ısırıkta yediğim zeytinde her yeşilde ve mavide un ve tuz hakkı...
Gözleri İki Pankart! (Şiir)
Yok anlamıyor Nar gibi kızarmış bu akşamlar Julyen julyen doğranmış bu hayatlar Anlamıyor ay ışığından Mumdan Şaraptan Anlamıyor aşktan… Anlamıyor bu yağlı tabaklar Yandaş kaşıklar Emek hırsızı Bu çakal bıçak takımları Anlamıyor ah! Anlamıyor halktan hukuktan Emek ki en uzun En ince Emek ki en kutsal En uysal En deli kelime… İşçi bayramında İşsizliğini kutlayan...









