akışsa tarih
akışın bir yerinde
geldim ben de yeryüzüne
“hoş gelişler ola!” deme çağının geçtiğini
sokağa taşan top peşinde koştururken
taca atılmış bir hayatı oynayanların
yüzüne yansıyanlardan sezmek
aşıp da rastlantı şaşkınlığını
dayadığında gençliğin şafağında sırtını
yoklukların tekinsiz duvarına öfkeyle
anlarsın o vakit sezgiden süzüleni:
ne büyüsü var olagelenlerin ne tanrısı!
şüphe ışıldağı altında
irin künyesini okuduğun tarih
aynaya düşen ters bir görüntü
şekle gelen bir çömlek ya da
yapan el izinin hoyratça silindiği
kapışırken haz açlığıyla varoluş açlığı
petrol karası yazan kalem anlatır mı
harita buruşuklarında kötürüm öyküler
her yüze bir başka vuran gölgeler altında
türlü türlü devinen yürek kemirgenlerini
alıp başını gitmişken çelişkiler
mercan resifi solgunu değerlere bakıp
sormaz mı her çağın yiğidi şiir:
hangi damarımız kesildi de
yerlere aktı özgürlüğün kanı?
gardını almış gardiyan tarih unutmasın, halkız biz
eşelenirken kanatlarımız altında kanaatkâr hayata
bir bakmışsındır kuluçkasına da yatmışız özgürlüğün
ve tam o anın aman bilmez debisinde, demişizdir:
“şair, unutulmuş insanların düğün çalgıcısı
*Aziz Kemal Hızıroğlu
Resim: Mehmet Günyeli


Bir Cevap Bırakın