Engin Turgut’a Burada tıklım tıklım karanlık Kevgir kevgir uykular Ne köyü kalmış ne kurdu Hele sabahları mı? Hiç sorma Sentetik gülümseme asıyorlar işçilerin yüzlerine Göğü betonla dövüyorlar şair abim Güvercinleri saksılarda büyütüyorlar Yazgıysa yazgı yetti be Parmak uçlarımız kanadı anlamaktan Söylemedi deme şair abim İsterlerse betona vursunlar şiirleri Betonun manasını kırmızıyla bozacağım Bak buraya...
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Kategori: Litera
Üzgün Serinlik (Şiir)
Dünyayı pazara yıkmışlar bir öğle üstü, yıkmışlar da işte sokaklar çarşılar boyu kadınlar göz içleri zılgıt omuzları haydut akmışlar, dönsün denizden ve şaraptan dönebilenler sessizce gençliğini kerteriz alanlar her sabah Leylâ kaldırırlar evden yutulmuş feryat rüzgâr nasıl tükenmez üzgünlükleri öyle çok harcarlar ki nereye gidelim der nereden geldiğini söndürerek ufuk açar bu, mahalle aşiret kapatır....
Merdivenler (Şiir)
Kapında duruyor Dar merdivenler Kelimeler valize doluşmuş İçinde ne varsa benden kalan Görünmez oluyor Burası güzel semt Yokuşlu sokaklar Hüzünlü ahşap evler Senle birlikte terk ediyorum Komşu evin bizi izleyen gözlerini Merdiven terliyor Valizdeki kelimelerin Yolları uzun Kimbilir nasıl çoğalacaklar Konuştukça Hatırası ile geride kalanın Sabahın ilk adımları Yeni emekleyen bir çocuk gibi Kıskanıyor sarılmanın...
İnsan ve Şiir
rüzgârla hışırdıyor şiir insana benzeyen bir canlıdır önce sana âşık olur sonra tabanca gibi eprir rüzgârla yağmur gezer Deniz’i böler ikiye Tanrı’dan söz yapar bunlar eskiden başladı.
Sordum Denize (Şiir)
Kıyıda; ağır ağır adımlıyorum denizi. Dalgalı. Büyükçe bir kayada, küçük bir dalga kırılıyor. Soruyorum; − Deniz her şeyi görür, dediler; gördün mü? Yanıtlıyor; − Gördüm. Sesim titriyor korkudan. Acaba… Soruyorum; − Rüyalarımı da gördün mü? Yanıtlıyor; − Gördüm. Resim: Salvador Dali
Ağaç ve… (Şiir)
Susmuş o ağacın gövdesinde, sonbaharın hatırlattığı anılar yaşıyor şimdi. Anılar ki ağır ağır birikir ve günbatımı kadar çabuk unutulur. Bir koku gelir; beyaz sabun köpüğü. Islak bir taş yerde yarım kalmış bir cümle. Özür, değildi; Vaat, değildi; yeniden yürümeyi öğrenmiş bir felçli gibi: Yavaş, daha yavaş, duyulacak kadar yavaş. Ağaç da biliyor;...
yurdu geniştir şiirin
yurdu geniştir şiirin bir karşılığı vardır her ülkede halk sözcüğünün bu yüzden biri birine benzer etiketlenmiş ağaç adları gibi varoşlarda doğanlar çoğalırken kardeş kardeş ayıklarlar içlerindeki yabani otları ve yutkunurlar her aşk öncesi toplayabilmek için ılık harfleri ilk tohumu olur özgürlüğün barış vardır bu kısacık eylemlerde gerilip saldırmak için hep beraber acı çekerler umut renginde...
kıs(s)alar… (şiir)
saat 21.00 atardın kolunu sıra dağların omzuna ağaçları bırakırdı kuşlar gövdene gelirdi yuva yapmaya bir papatya güzellemesi başlardı dünyanın saç teline kadar saat 22.00 ne mezar ne toprak alırdı beni gömülebileceğim tek yer vardı kucağın saat 23.00 kaç parça kopardıysan benden birleştire birleştire...
Her Akşam 8’de (Şiir)
Hücrelerinin ruhlarını terk edip Sararışını seyrederken Ahşap döşemeye yayılan Kanımın, Hâlâ yerinde olan bilincime Yaşamayı bir kez daha göze Aldırabilecek Heyecanı seninle bulduğum Yerdeyim. Bir kâğıt kalem getir. Daha fazla habersiz Bırakmayacağım; Ölümün rahatlığına Alışmaya başlayan vücudum, Aklımın ihbarlarını geri çevirdiği için Henüz başlamadığından seni Aşkın. Otur yanıma. Sakince, şöyle yaz; Bırak mektubunu Kucağıma ve...
Misale Masal Hicran (Şiir)
Sema Günaydın Solaklı’ya Masaldı şimdi bir şeye örnek veriş şekli misale masal katar gibi ruhundaki hicran parçacıkları Varıp gelinen silinen plakların ince tozlarıydı bir odanın ev olabilmesi gibiydi çalındığı zaman Bir gülümsemeydi belki hayatın dikiz aynasından bakılan içinde tutup koştuğun bir cadillac arabasıydı anne sesini duymak için dümene geçtiğin Bir elma şekeriydi belki çürük dişlerin...









