Bir müzisyeni değerlendirirken çoğu zaman sesine, bestelerine veya teknik yetkinliğine odaklanırız. Oysa bazı sanatçılar vardır ki ürettikleri müzik, sesin sınırlarını aşarak bir düşünme biçimine dönüşür. Mehmet Atlı, çağdaş Kürt müziğinde tam da böyle bir yerde durmaktadır. Onun müziği yalnızca melodilerden oluşmaz; kentlerin hafızasını, kültürel kırılmaları, aidiyet duygusunu ve modern insanın yalnızlığını taşıyan bir evreni kurar....
Son Yazılar:
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Kategori: Litera
Yolun Yükü
Yola çıkalı ne kadar olmuştu bilmiyordu. Fakat sabahın ilk ışıklarında etkisiz olan güneş şimdi tepesine dikilmiş bütün varlığıyla gücünü hissettirmeye başlamıştı. Gözlerini güneşten ayırıp önünde uzanan yola çevirdi. Bu yolun nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyordu. Yol bütün ağırlığıyla uçsuz bucaksız bir halde karşısında uzanıyordu. Yolda olması bir davet değildi, kendini bildi bileli bu yolun yükünü...
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
sökük yaralara ayışığı sürmek görevi olmalı bir şairin birsevgiyi damıtmak hırçın aşklardan devşirdiği acıların defterlerini dürmekse aklına ilk getirdiği bir okul çocuğunun düşürdüğü yalnızlığı parça pinçik etmek olmalı farkettirmeden ikincisi her toplayışımda yeniden dağıtıyorsam yeniden toplayabilmek için yaşamda kime göre neye göre hep hata veren kendimi asıl iken bu yaşam denen hazret sırtımda astarı hastasıyım...
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Bu sabah bir umut var içimde Diyerek En büyük yalanını söyledi Vega umuda yapım eki getirmeye korktu edebiyat hocaları Ve Turgut Uyar okutmaya Damperli kamyonlar geçti sabah mahmurluğunun üzerinden Üst katta altı dolu çığlıklar Komşu permatikle bileklerini kesti Bir yıldız kayarak düştü gökyüzünden İncindi, Bir ince gülüş yüzünü bana döndü penceremden Kulağına takılı...
VİŞNEÇÜRÜĞÜ DÜNYA (ŞİİR)
Kaostan dünya Vişneçürüğü sürer Beton duvarlarına Soluk ruhlu renkleri Kasten seçer Güzelliği gölgeler Sefaleti yayar Bir virüs gibi Aklında ne mantık Ne de empati var Dünyanın kalp atışında İfritin kazanı kaynar Mağarasında yankılanır Kem kahkahalar Kötülük salgın burada Aşısı yok İnsanlığın yedek parçası da Resim: Fatma Tülin
Molto Simpatica (Şiir)
havada asılı duran beyaz çiçek ———-yukarıdan düşmüş yabancı huysuz kedi gibi mantığı tırmalarken rutin teftişin tam ortasında aynalara her zamankinden uzun bakan geçmişe fırlatılan o keskin hafıza geriye kalan soyut kelime parçaları kütleçekimsel zaman daralması eşliğinde eritirken içimizdeki tüm sınırları gece yarısı ansızın uyanan odanın iç sesleri ———-eski ateşlerin izlerini tırmalıyor açık pencerelerden...
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
adamın yazgısıydı kardan harfler tane tane düşerken kelimelerin gölgesine ağır usul örüyordu kendini halk çocuklarının elleriyle ve kömür karası düğmeleriyle kendi başlangıcına dönüyordu son kar delen bakışının aynasında yansıyordu bir beyazlık harfler bahanesiydi kardan adamın kadının yazgısıydı adamın kardan harfleri Resim: Andrew Wyeth
Yıllar Sonra Bir Akşam Yemeği (Şiir)
Bu akşam, Yıllar sonra Bir araya gelmiş bir kadınla adamın Misafiri olabilirdim Giritli’de. Zamanında Sahip çıkmadıkları aşklarının Bedelini öderlerdi Arkamdaki masada, Birlikte olmadan da Yaşamış olduklarını sınamaya gelerek Kendilerini Birbirlerinden. Donatırlardı masalarını, Bir deri bir kemiktir Ruhları. “Unutmaktan Dönemeyecek kadar İleri gittik çoktan öz saygımızdan biz.” Derdi kadın, Bıçağı tabağını ısrarla gıcırdatırken;...
Muzaffer Tayyip Uslu Kitabı: Öldükten Sonra
Öldükten Sonra” — Eksik Harf Yayınları, 2026 / Mayıs Hastalığın pençesindeyken bile ümidini yitirmemiş olan Uslu, ömrünün son aylarında Fransızcasını ilerleterek Fransız şiirini orijinalinden okumayı hedeflemiştir. Necati Cumalı ile Ankara’da askerlik muayenesinde karşılaştıklarında Cumalı’ya şunları söylemi ştir: “Şiirlerimin kusurlarını bilmiyor değilim. Uğraşabilsem çoğunu daha güzel söyleyebilirim. Ama bu ölüm korkusu yakamı bırakmıyor ki… Her başladığım...
İnek Hırsızı (Şiir)
Bu şiiri bir kızılderili kadın, Mohawk dilindeki adı Tekahionwake olan, Pauline Johnson, ölmeden bir yıl önce 1912 yılında yazmıştır. Pauline Johnson (1861-1913) Pauline Johnson’un seçilen Mohawk adı, Tekahionwake’dir okunuşu Dega-hî-yon-vagay). Mohawk dilindeki anlamı “çifte wampum`dur”. Wampum, Amerikan yerlilerinin deniz kabuklarından oluşturdukları silindirik tespih boncuklardır. Bu wampumları ziynet eşyası ya da para olarak kullanırlardı. Bu...









