bu limandan sonra venedik, yalancı düş lekesidir,
sevgilinin boynunda uyanıp evin yolunu unutan
beni bu sularla sınırlamak istersen, akşam sefasının
denizi izlediği gondola bırakırsın, birbirine sırtını
dönmüş iki kurşun artık çatal yapmayan dekoltenin
kederini bölüşmek için kırgınlıklara ara verir, yitiririz
yani sahip olduk sanılanları, asık bir yüz neşemizi
bulandırmışken, ama yolun konuklarını beğenmeyen
gitsin evin çatısını süpürsün tabutu dikenli telle
korunsun istemiyorsa
kalbi yağmura kırık kiremitler öpsün istemiyorsa sol
yanılgısından; ki tamam biliyorum, bizi de iki korku
arasında onardılar, sesini kısmış her hasar planı
onaylanmayı üzüntü içinde izlerken… oysa tanrı
korusun beklenmedik bir yenilgi ya da böyle özenli
bir makyajın akması keder ortaklığına bile ara
veriyor kısık sesli senfoni kırlara özenirken
o halde her öneriye kalbini açmış bir vivaldi bestesi
bitirsin bu kederi, gelsin bir olağan şüpheli, konser
versin karanlığın sütdişleri incinirken kulağına duası
okunmuş mistik içecekler daha belirgin bir renk
edinsin, boya masrafım var zira, sonra savaş filan
çıkmasın, makyaj masrafım var deniz kızları var
her çeşit haz mevsimi için bu çağrıyı dizginleyen
ama deniz dediğin de tuzunu bir lira farkla sunmayı
önermedi, seven var, hiç sevmemiş gibi o sulara sırtını
dönen ayrıca, hükümsüz sayılma ihtimaline sımsıkı
sarılan üstelik, dün gece vahim bir aksilik yaşadık aynı
sokaktan farklı ülkelere gidildiğini inkar edip buna da
yaşamak diyebilecek pervasızlığa evini açtın ne yazık
bu kıyıdan sonra sinsi planlar benim için artık deniz
mahsulüdür, ki deniz dediğin yalancı kış ülkesidir
sevgilinin koynunda izi olmayan
Resim: Monet


Bir Cevap Bırakın