Ana Sayfa Litera

Kategori: Litera

Yazı
Bican Kadar Bir Boşluk (Şiir)

Bican Kadar Bir Boşluk (Şiir)

Sen şimdi bir kahvaltı sofrasında Mutsuzluğumu unutmuşsundur Tuz ile domates arasında bir elin Bir elin okşamıştır saçını sevgilinin Yalnızlığıma üfledi ölüm Çoğalttı içimdeki közü Bican öyle hafifti ki Hafifçe kaydı gitti Ağır bir yoksunluk duygusu bırakınca Yüreğim çatladı sanki Kuşlar gerindi, gök aynı aldırmazlığında Her sigara son gibi İyi günlerin sonu Sanki bundan sonra sevinecek...

Yazı
Johan Sibelius: ‘Sessizlik Senfonisi’nin olağanüstü bestecisi

Johan Sibelius: ‘Sessizlik Senfonisi’nin olağanüstü bestecisi

Sibelius’un, Kullervo’ya dönüşecek bir “Fin” senfonik formu hayal etmeye karar vermesi, Bethoven’in dokuzuncu senfonisini dinledikten sonra somutluk kazandı. Efsanevi besteci, bu dinletiden sonra, Finlandiya’yı güneyden kuzeye derinden soluyan bir senfoni üzerinde çalışmaya karar verdi. Sibelius bu dinletinin etkisi altında, karısı Aino’ya: “Eminim, kadim ve otantik Fince şarkılarımızın keyfini çıkarmaya başlayacağımız zamanlar, çok uzak değil bir...

Yazı
ŞU BALIĞIN DOĞDUĞU SABAH (ÖYKÜ)

ŞU BALIĞIN DOĞDUĞU SABAH (ÖYKÜ)

Uç tel gibi esti Davut. Kollarını kesti Davut. Bütün köye küstü Davut. Uslu Davut’tu. Us denilen iki sese sığmış bu kelimenin anlamıyla yoğrulsa ilkokul kurdelesini göğsüne batıranlara sıfatlanırdı ama yoğrulmadı. Usluydu işte, buydu. Doğruculuğu da tren raylarında kırılmaz kuruşlar gibi yapışkandı. Kokusu, ovanın tamamının bakır-nikel ihtiyacını karşılayabilecek rahatlıktaydı. Doğuştan usluydu işte, besicilerin el arabasıydı, buydu....

Yazı
KERTERİZSİZ İSKELE (ŞİİR)

KERTERİZSİZ İSKELE (ŞİİR)

Sürekli azarlanan bir rüzgârgülüne Hayta hayat gülü gülüveriyor Saçlarını taramayı unutmuş bir rüzgâr Yataktan kalktığı gibi çıkıyor sokaklara Unutmayı unutmamış bel büken yokuş Kışını bilmem de, zordur buraların yazı Soluk alması zordur buharlaşırken düşler Yazgıları güvelenen ne kuşlar kaldı ne geceler Uçuk çıkaran uçurumların gördüğü derin rüyalar Alacalı bulacalı yol yorgunu ayrılıklar, kırgınlıklar Batıp giden...

Yazı
GEÇİCİ BİR SABAH (ÖYKÜ)

GEÇİCİ BİR SABAH (ÖYKÜ)

“ten… nine… eight… seven… six… five… four… three… two… one… zero… Fire!” Dünyaya boşluktan bakayım diye, yerleştiğim koltuğa, emniyet kemeriyle sıkı sıkıya bağlı bedenimi uzaya taşıyacak olan Amerikan yapımı füze, oturduğum apartmanın çatısına kurulu rampadan ayrılarak, gökyüzüne doğru hızla savruluyor. Yükseldikçe, dünyanın bütün yükünü, aşağıda bırakıyorum sanki. Kuş gibi hafifliyorum. O kadar rahatlıyorum ki, derimi...

Yazı
ZÜRÂFAYLA KİRPİ SOYU (ŞİİR)

ZÜRÂFAYLA KİRPİ SOYU (ŞİİR)

1 Uyukladığım koltuğa sordum: Hangi uykuya yatayım? Kapat gözlerini, rüyana yat dedi koltuğum. Söz dinledim. Yeter bu kadarı, çıktım bu şiirin ikinci katına. 2 Çilek elbet toprakta yetişir diye başladım -başlamıştım balkonumdaki saksıya dalını gömdüm küllerinden doğdu çilek aşağı balkona, Miyâsânım’a ulaştı duydum: Hoşgördüm dedi, beni sula. 3 Baksana dedi şiir. Nasıl baksaydım, onu yazıyordum...

Yazı
Bir aşk fısıltısı: Henüz sana tamamen güvenemiyorum!

Bir aşk fısıltısı: Henüz sana tamamen güvenemiyorum!

Kemanı arşesiyle beraber sol elinde kutsal bir emanet gibi tutuyor. Öte yandan, sağ eliyle, kuyruklu piyanosu başından kaldırıp ve hafifçe ayaklandırarak kucakladığı genç kadını büyük bir ihtirasla öpüyor. Kadınsa, omuzları düşük ve dökümlü bir abiye elbise içinde tir tir titremektedir, nefes alıp verdikçe elbisesinin ve korsesinin kumaş hışırtısını resimden yansıdığı gibi, işitiyoruz. Çünkü, Lev Tolstoy’un...

Yazı
Gar, Düşler ve Başka Hurdalıklar (Öykü)

Gar, Düşler ve Başka Hurdalıklar (Öykü)

Birkaç beden eksik yaşamanın ruha sinmiş zindeliği miydi, yeniyetmelik yıllarının kendi halinin yorgunluğuna bırakılmışlığı mı ya da? Tam karar veremiyorum şimdi… Tek hatırladığım, ilk kara trenin telaşlı sesiyle bir Cumhuriyet Bayramı kutlamaları sırasında tanışmış olmam. Bu yüzden de ilk düşündüğüm şey şuydu belki: Neden bir hafta sonu ya da mesire gününde değil de resmȋ bir...

Yazı
DÖVÜŞ KULÜBÜ: ŞİDDET VE ÖLÜM OPERASI

DÖVÜŞ KULÜBÜ: ŞİDDET VE ÖLÜM OPERASI

“İnsan hep sevdiklerini öldürür derler ya; aslına bakarsanız insanı öldüren de hep sevdiğidir.” Dövüş Kulübü, s. 184. Yevgeni Zamyatin, Biz** romanında, “Silahlara başvurmadan önce sözün gücünü deneyeceğiz” der. Söz’ün esrarlı yönleri olduğu kadar, tehlikeli ve hastalıklı tarafları da vardır. Bu tür edebi metinlerin, zamanın içerisinde çoğu zaman karmakarışık olan kimyasal yapısını bir türlü çözemeyiz. Sorulan soru kadar, verilecaek yanıt orada...

Yazı
Ücretsiz e-kitap: Daniil Harms-Şardam Sirki (Çocuk Öykülerinden Seçki)

Ücretsiz e-kitap: Daniil Harms-Şardam Sirki (Çocuk Öykülerinden Seçki)

Daniil Harms’tan Şardam Sirki (Çocuk Öykülerinden Seçki) e-kitabı çıktı. Eyüp Karakuş’un çevirisiyle gün yüzüne çıkan bu e-kitap, Dönüşüm Yayın’ın sitesinden (https://donusumyayin.wordpress.com/) ücretsiz bir biçimde temin edebilir durumda. ‘’Müdür: Bu kadar. Şimdi ikinci bölüme geçiyoruz. Vertunov diye biri yok artık, engel olacak kimse de kalmadı… (Müzik tekrar başlar). Durun! Beklesenize! Çalmayın canım, durun! Sözlerimi bitirmedim daha, bekleyin!...