alacağım bir şey kalmadı dünyadan yalnız bütün acıları bütün acıları ağaçların yaprakların senin onun diğerinin merdivenlerde çiçek satan kızın yağmurda dağılan krizantem buketinin yağmurun sokakların merdivenlerin bütün acıları bir kasım akşamıdır kestane dallarından yağmur yağar benim ceplerimde yaz yağmurları çakıl taşları bir avuç tuz ellerim ıslanır ceplerimde bir güzden bir kışa geçerim kırmızı yaprakların üzerinden...
Son Yazılar:
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Fotoğraf ve Felsefe
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Asmalımescit-Tepebaşı-Şişhane Hattı: Bir Sanat Coğrafyasının 1990 Sonrası Dönüşümü
Çizginin Öteki Yüzü: Ressam Güngör Kabakçıoğlu
TRANSENDENTAL LOGOS/ VACH
Moksvin (Öykü)
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Yazar: Mahir Ergun
KENTSİZLİK HAKKI
Bir yeryüzü kesitinin kent olarak tanımlanabilmesi büyüklüğüne, üzerinde binalar, binaların arasında sokaklar bulunmasına, etrafında surlar olmasına ya da bir kanun metnince kent olarak tanımlanmasına değil, ama üzerinde yaşayanlar arasındaki işbölümünün niteliğine ve düzeyine bağlıdır. Bir araziye, üzerinde çok sayıda insanın yaşamasına olanak verecek şekilde yapılar bina edilmiş olması, bu arazinin yüzölçümü ve üzerinde yaşayan kalabalığın...
ÜRETİM KOŞULLARININ YENİDEN ÜRETİMİNDE “GÜZEL SANATLAR”IN ROLÜ ÜZERİNE
Üretim sürecinde işçi, yalnızca emek zamanını ve emek gücünü değil, özgürlüğünü ve buna bağlı olarak, onurunu, kişiliğini, erdemlerini, kültürel değerlerini, yani vertusünü de emek nesnesinde maddeleştirir. Ve tıpkı çalışma sırasında yıpranan kasların, sinirlerin, beyin gücünün tekrar yerine konması gerektiği gibi, yıpranan vertu de yenilenmelidir. “Güzel yalanlar”a destek olan “güzel sanatlar” da burada devreye girerek yıpranan...
GÜZEL İNSAN
Akıttığım kanımdır yazdığım her bir dize…1 Böyle puslu kasım akşamları, kaldırım taşlarında tekerlenen kuru çınar yapraklarını çiğneyerek yürürken, çıtırtılarında bazen Aragon’u düşünürüm. … Diyeceğim, her şeye rağmen şu hayat güzeldi… …Geçin delişmen anılarım ah senelerim benim Ve sen geldin, aylardan kasımdı…2 Sonra Attila İlhan, …Aylardan kasımdı üşüyorduk Ağacın biri bulvarda ölüyordu..3. Bu arada bazen ağaçlı...
SANTRAL GARI (ŞİİR)
kayıp sokaklar günışığından gizliydi santral garında bekliyordum belki üçüncü geceydi adımları sayıyordum görünmez köşelerde karanlık dehlizlerde sesler boğuluyordu duyamıyordum artık nabzını meydanların kırık taşlar inliyordu olanaksız izlerde ben burada değildim kimse geçmiyordu yanımdan dokunan ben değildim hâlâ sıcak bir tene köhne kuleler delip geçerken sessizliği bekliyordum santral garında belki beşinci geceydi yürünmemiş yollar mıydı göğsüme...
PAUL NIZAN’LA RANDEVU
Geçenlerde Haydar Ali Albayrak’tan bir haber geldi, Paul Nizan üzerine, daha doğrusu Paul Nizan’ın romanı Fesat – La Conspiration üzerine bir yazı yazmış. “Okuyabilirsen tartışalım,” diyor. “… yurdumuzda şu ana değin yalnızca üç baskısı yapılan Fesat’ın bu kadar az ilgi görmesi dikkatimi çekti,” diye yazmış Albayrak. Üç baskı mı yapmış? İyiymiş. Sonra diyor ki, “Fesat denince akla Dostoyevski’nin...
B. SADIK ALBAYRAK’IN “BESTSELLER OKUMA KILAVUZU”
O halde? O halde evet, bunlar gerçekçi romanlardır. Ve pekâlâ sağlam sınıfsal temelleri vardır. Peki nasıl bir gerçekçilik bu? Belki de bu gecikmiş bir yazıdır. B. Sadık Albayrak’ın Bestseller Okuma Kılavuzu 2016 Kasım’ında çıktığına göre üzerinden epeyce zaman geçmiş oluyor, gündemden düşmüş olabilir. Sonuçta her şey çok hızlı değişiyor artık. Dün söylenen sözün bugün hükmü...





