Ana Sayfa Josef Kılçıksız

Yazar: Josef Kılçıksız

Yazı
Salad Man: Ânı sahiplenmek ve durmayı öğrenmek adına

Salad Man: Ânı sahiplenmek ve durmayı öğrenmek adına

Trump’a yönelik suikast girişiminin yarattığı kaos ortamında, herkes paniklerken salatasını yemeyi bırakmayan “Salad Man”, farkında olmadan Stoacı filozofların yüzyıllardır tarif ettiği, gök gürültüleri arasında sükunetini koruyan ruhun iç huzurunu bir tabak yeşillikte somutlaştırdı. Kahraman olmak için değil, sadece kendisi olmak için yerinde kalan adam, ne kahraman pozu kesti ne felsefi bir açıklama yaptı; sadece salatasını...

Yazı
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni

Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni

2025 yılı, ‘etobur’ yırtıcıların yılıydı: İnsanlığın yoğun saldırı altında olduğu bir yıldı. 2025, küresel yönetişim krizinin de derinleştiği bir yıldı. Geçen bu yıl boyunca dünyanın karanlık bir tablosunu rahatlıkla çizebilirsiniz. Gazze’de soykırım ve insanlığa karşı suçlar, Ukrayna’da insanlığa karşı suçlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin sınırları dışında gerçekleştirdiği yargısız infazlar ile Venezuela ve İran’a yönelik saldırıları: Bunun...

Yazı
Michel Onfray: Eleştirel Bir Okuma

Michel Onfray: Eleştirel Bir Okuma

Michel Onfray, Yolculuğa Övgü (Théorie du voyage) adlı kitabında yolculuğu, daha ziyade zihinsel ve felsefi bir deneyim olarak ele aldı. Yolculuk, gidilecek yerden çok, insanın kendisiyle karşılaşma biçimiydi. Başka, hatta hiç görülmemiş vatanlara yapılan yolculukların aslında kendi vatanını daha derinden tanımak olduğunu, başka insanları tanıma, anlama çabasının da gerçekte bir bizzat kendini tanıma, keşfetme çabası...

Yazı
Uygarlığın Sınırları ve Kültürel Kötümserlik

Uygarlığın Sınırları ve Kültürel Kötümserlik

“Barbarlık” kavramının uzun erimli kavramsal tarihinde 20. yüzyılın ilk yarısı, belirleyici bir kırılma noktası teşkil etti. İki dünya savaşı, dehşetler silsilesi, endüstriyel savaş ve kitlesel imha; barbarlığın, modern uygarlığın karşıtı olmaktan ziyade onun karanlık bir izdüşümü olabileceğini düşündürüyor. Daha önce Montaigne’de sezilen, 19. yüzyılda Schopenhauer, Nietzsche ile Baudelaire ve Flaubert gibi yazarlar tarafından yeniden canlandırılan...

Yazı
Anlatısal Bir Proje Olarak Demokrasi ve İç Sömürgecilik

Anlatısal Bir Proje Olarak Demokrasi ve İç Sömürgecilik

Öncelikle bu yazının, sömürgeciliğin merkezi güçlerinin, kültürel ve ekonomik olarak yerel halk üzerindeki hâkimiyetini ve özdeşleşme biçimlerini ortaya koyan kavramsal bir aparata yaslandığını belirteyim. Kimlikçi fantezilere yönelen siyasal elitler ile yönetmek istedikleri toplumların gerçekliği arasında, giderek bir kültürel kopuş somutluk kazanıyor. Franz Fanon’a göre iktidar, yalnızca dışsal bir baskı değil, bireyin bedenine, zihnine ve duygularına...

Yazı
Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?

Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?

Çevremizdeki şeylerde anlam bulmadan, nasıl yaşayabiliriz? İnsanın çağrısıyla dünyanın akıldışı sessizliği arasında onulmaz bir uçurum var. Absürt, anlam arayışı çağrımıza yanıt vermeyen bu dünya ile bir yüzleşmeden doğuyor. Bazı yüzleşmeler aracılığıyla insan, dünyayla olan ontolojik bağının koptuğunu hissediyor. Çaresizlik gibi görünen bir boşunalık duygusu, zihninize çöküveriyor. Bu, her insanın bir sokağın dönemecinde ansızın içine düşebileceği...

Yazı
Sinemada Bilinçdışının Mekânları

Sinemada Bilinçdışının Mekânları

Sinema dediğiniz şey, bir “kültürel üretim alanı”. Sinema; bilinçdışısal, egosal, toplumsal ve siyasal gösterenlerin alanından gelen gerilimlerle karakterize edilen sosyal “mikro kozmosları” konuşturma çabası. Sinema bir sanat, ama aynı zamanda bir endüstri de. Ve bu yönüyle, “ticari” karakterine gönderme yapan belirli bir önyargıyı kışkırtma riski taşıyor. Bu önyargı, büyük ölçüde, özgünlük arayışının, entelektüel değerler hiyerarşisinde...

Yazı
Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi

Demokratik Geleneğin Kırılganlığı: Furet–Tocqueville Okumasıyla Türkiye Deneyimi

Türkiye’de siyaset, kendi kendini yeniden üreten kapalı bir anlam rejimi yarattı. Siyasetin ekosisteminde, sürekli olağanüstülük hâli üreten; beka, milli irade, dış güçler, terör, vesayet gibi kelimelerden bir dil, anlamı tekelinde tutuyor. Bu, daha baştan “kavgacı” bir dil. Bu dilin kimyasında hatırı sayılır derecede bir intikam ruhu var. “Beka”, “milli irade”, “olağanüstü tehdit” gibi kavramlar, itirazı baştan...

Yazı
Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik

Walter Benjamin’de Ütopik Mesihçilik

Benjamin’in felsefesi, eleştirel melankoli ve ütopik mesihçiliğin bir karışımı olageldi. Bu, hem kırılgan, rahatsız edici ve tedirgin edici, hem de aynı anda sakin, bilge ve umut dolu bir konumdu. Benjamin, Oğuz Atay’ın Tutunamayanlar’ında en çok Selim Işık figürünü anımsatıyor. Bu benzerlik, yüzeysel bir entelektüel melankoli ortaklığının ötesinde, tarihle, anlamla ve dilin enkazıyla kurulan trajik bir...

Yazı
Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi

Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi

“Gotik” olarak adlandırılan edebi eserlerde uğursuz ev miti, iyi ile kötü, ışık ile karanlık arasındaki mücadeleyi somutlaştıran senaryoların mekânı. İçinde kötülüğün, deliliğin güçlerinin tepindiği; aşırılığın, entropinin, yıkıcı fantezilerin ve gerilemenin uzamı. Bu senaryolarda baskın duygu ve leitmotif, ıstırap, dehşet, korku, tiksinti, özdeşleşme nevrozu ve kimlik krizi. Gizemli, cinli evler, yıkık şatolar ve manastırlar gibi, güzellikle...