Ortaçağın ve Barok dönemin şölenleri, kamusallıktan ciddi anlamda uzaktır. Halk-avam tabakası dışarıda tutulur, onlar kendi aralarında eşek şakaları yapar, asiller enfiye çekip onları uzaktan seyreder. J.Habermas‘dan okursak, zamanla, ¨Turnuvalar, dans ve tiyatro kamusal alanlardan parklara, caddelerden sarayların salonlarına çekilir.¨ Henüz monarkla ve asilzadeyle yüzleşmemiş burjuva ise eğlencesini, sosyal davetlerle kendi evinde yapar. Halk ve monark...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
Phaselis Adağı: Yıkık Kentler Arasında Bir Düş Yolculuğu
“Aslında denizin her anı birbirinden farklıdır. Aynı şeyleri her gün yapıyor gibi gözükse de o, bize görünen hâlidir.(…) Bizim ayırdına varamadığımız sonsuz bir devinim içindedir. “ (Phaselis Adağı, s.377) “Navigare necesse est” “Cesaret vermek için denizde yol almak kaçınılmazdır.” (s.526) Benim için Phaselis Adağı, tüylerimi ürperten soğuk bir denize girmek gibiydi. Kendimi aniden bıraktığımda daha...
Beşir Fuad: Bundan tatlı ölüm tasavvur edemiyorum…
Nihilist kavramı, edebi külliyata ilk kez bu romanla girmiştir. Aşkı, şiiri, gelenekleri reddeder Bazarov; Puşkin’i alaya alır. Bilimsel soğukluktan kastedilen de budur. Tüm duygulanımlardan arınmış, coşkunluğun yerini ölçüye bıraktığı, mesafeli bakış… Mum ışığının cılız aydınlığında, çehresiz siyah canavarlar gibi gölgeler vuruyordu duvara. Nesnelerin gölgeleriydi bunlar; boşlukta sallanır gibi gözüken divit, mürekkep hokkası, kitaplar, karalanmış ve...
Şimdi Nereden Başlamalı Hayata?
Melike Uzun tıpkı Kürar’da yaptığı gibi Soğuk ve Temiz’de de hikâyeyi bölümleme yaparak anlatmayı tercih etmiş. Bütün bunlar romanın içindeki yan hikâyelerin tematik bağlamda ayrıntısı olarak karışımıza çıkıyor. Kimsenin kendi hayatını yaşayamayışının, Defne dışında herkesin birilerinin hayatını meşgul etmeyi sevişinin romanı bu. Nar ağacını izleyerek umut bulmanın, yeni bir hayatın kahkahasının, parçalanmış bir aynada parçalanmış...
İmgeci Sosyalist Şiir ve Artistik Realite
İmgeci sosyalist şiire göre, şiir, poetik imgelerin, bir ya da daha çok izlek etrafında, metinsel bütünlük oluşturacak şekilde örgütlenmesidir. Bu tanımdan da çıkarsanabileceği gibi, imgeci sosyalist şiire göre, Şiir’in temel birimi poetik imge’dir. Çünkü Şiir, doğal dil (gidimli dil) içinde şair özne tarafından geliştirilen özerk bir üst dildir (metalanguage). Bu da poetik imgeler aracılığıyla, doğal...
GÜNÜMÜZ ÖYKÜSÜNDE YAZINSAL YOLCULUĞUN ROTASI
Öykü yazarı tam da “buldum” dediği anda yitirdiği kahraman için bambaşka bir öyküde ağıtlar yakabilir, ancak kayboluşun; anlatılanla paralel olarak ortaya çıkan o “yok oluşun” hazzını yalnızca kendisiyle paylaşacaktır. Öncelikle bir okur gözüyle belirtmem gerekenlerden yola çıkmalıyım. Öykücü, bir olay aktaran, kısa da olsa bir serüvene çağıran kimliğin ötesine geçmiştir bugün. Bir kimliği, bir iç...
Beklenilemeyen ve Tarif Edilemeyenin Korkusu
Oldukça garip su altı canlıları olan siphonophorelar görünüş olarak denizanalarını anımsatır. Tek bir canlı organizma değil, kendilerini klonlayarak çoğaltan, birçok farklı klondan oluşan ve tek başına hareket eden bir bütündür. Çocukluk zamanlarımda, geceleri yatağıma yattığımda kurguladığım bir fantezim, aklıma geldikçe beni hala ürpertir. Fantezi diyorum çünkü kurguladığım korku, çevresel etkenlerden ya da popüler korku kültüründen...
NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜNÜ KRALDAN KABUL EDİN!
Nobel Tolstoy’u ödüle aday gösterince yerleşik fikirler ve kurumlarla başı hoş olmayan Tolstoy paranın hayırdan ziyade kötülük getireceği inancıyla duruma müdahale eder ve sonuçta ödül (ölümünden bir yıl önce) İtalyan şair Giosue Carducci’ye verilir. 2016 yapımı “El Ciudadano Ilustre” (Saygın Vatandas) adlı filmin açılış sahnesinde kurgusal Arjantinli yazar Daniel Mantovani Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını yapmak...
Poetik İmge Nedir?
Şiir’de “İmge” Nedir, Nasıl Kurulur? Felsefi anlamda imgenin tanımı, “Nesnel gerçekliğin insan zihnindeki yansımaları” şeklindedir (Felsefe Sözlüğü/ Orhan Hançerlioğlu). Yani “gece imgesi” denilebilir felsefi anlamda, ama Şiir’de “gece” sözcüğü tek başına imge olmaz, çünkü Şiir’de bahsedilen imge, bir başka deyişle “poetik imge” farklı bir anlam içermektedir. Çünkü “gece” dediğimiz zaman herkeste benzer çağrışımlar oluşur, ama...
VICTOR HUGO: Vicdan Epiği
Victor Hugo, Sefiller’de metropolün kuytularının, ara sokaklarının ruhunu yakalamaya çalışmıştır; gözden uzak kalan, refah içinde yaşayanların görmezden geldiği, görüp de umursamadığı ezilenlerin, ezilirken bile en altta kalanların, en altta kalmamak için yasa dışına çıkanların yaşamlarını izler ve gözler önüne serer. Sefiller’i neden okumalıyız? Bu önemli bir soru. Bu sorunun peşine düşerek, edebi bir sorunun nasıl...









