ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!

Her zaman tuhaf şeyler olur şiir ortamlarında, ama bu biraz fazla tuhaf gibi! Günümüz genç şairlerinden, 160. Kilometre Yayınları’nın  Ahmet Güntan, Ali Özgür Özkarcı, Burak Fidan ile birlikte kurucularından biri olan Ömer Şişman’ın Toplu Şiirleri editörlüğünü yine kendisinin yaptığı aynı yayınevinden çıktı: göz<) Buraya kadar tuhaf olan herhangi bir şey yok, normal yani. Ama kitabın kimin tarafından yazıldığı belirtilmemiş olan ama kanımca Şişman’ın kendisi tarafından yazıldığını düşündüğüm şişkin ve egosantrik tanıtım yazısıyla karşılaşınca ağzınız açık kalıyor, donup kalıyorsunuz; hatta okuduklarınıza inanamıyorsunuz. Bu imzasız tanıtım metninde şunları okuyorsunuz, hatta öğreniyorsunuz; öğreniyorsunuz da aklınız başınıza geliyor, bu “yaşı küçük, kendi büyük” şaire tapınmaya mecbur olduğunuz hissine kapılıyorsunuz neredeyse.

İnternet sitelerinde ve 160. kilometre.com’da yayımlanan tanıtım (reklâm) yazısını olduğu gibi alıntılıyorum: “heves dergisinin konumunu değiştirdi, 2000’lerin yenilikçi şiir dergisi yaptı. 2000 sonrası şiirin en radikal kurucularından biri oldu. Jeneratör gibi bir sözcük ile solunum cihazına bağlı yaşayan 2,5 yaşındaki Zehra’yı permütatif biçimde dizerek birleştirdi, hem permütasyona hem bir gazete haberine hayat kazandırdıDikenli Zıplak’ta güncel sanat ile şiir arasında köprü kurdu. Her kitabıyla deneyin neden şiirin ayrılmaz bir parçası olduğunu sessizce öğretti. Tekniği şiiri ayakta tutan bir yapı kurmak olarak gördü. Gözün değdiği her şeyi şiire malzeme yaptı, mimarca yapılar kurdu. göz<) Ömer Şişman’ın ilk beş şiir kitabını bir araya getiriyor.” (Bazı kelimeleri italik yapan, kendisinin ne kadar yanlış bir yolda olduğunu ele veren cümleyi ise siyah yazan benim. Zira Bu Çağ dergisinin Eylül-Ekim tarihli yeni çıkacak 7. sayısında tam da bu konuda, Güncel Şiir-Güncel Sanat ilişkisine değinen “Neo-Mimetik Şiir” başlıklı bir yazım yayımlanacak.)

Bu okuduklarınız şaka değil gerçekten de böyle yazılmış yazı. Gülüp geçsek mi yoksa şairin megalomanisi karşısında kendisine üzülsek mi? Yoksa zaten şair tarafında gizlenmeye çalışılan ama gören “göz”lerden asla kaçmamış olan “yüksek burjuva” ruh haline acısak mı? Pek bilemedim doğrusu. Burada şunu söylemeden edemeyeceğim: Bazı şeyler vardır ki insanı vezir de eder, rezil de.

Bu “tuhaf” durumla ilgili ayrıntılı yazıyı Bu Çağ’ın 7. sayısında bulacaksınız. Bundan emin olabilirsiniz okurlar ve genç şairler. Ömer “Andre Breton” Şişman da bulacak!

 

 

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.