”Karanlık bir distopyada, vicdani bir yüzleşme”
”Bizim yerimizde olsaydınız, siz ne yapardınız?” işte bu soru ile başlıyor, sert bir vicdan muhasebesi. Peki ya sonra?
İlâhi bir takip olan vicdan mı? Yoksa tüm zayıflıklarını kapkaranlık bir kuyuya hapsederek, kendi sesini bile duymamazlıktan gelen insanoğlu mu kazanıyor bu ağır sınavı?
”Işıltılı Haşerat” işte bu sorunun cevabını izleyiciler ile birlikte bulabilmek için çıkıyor sahneye.

”Philip Ridley”in kaleme aldığı, ”H.Can Utku’nun Türkçe’ye çevirdiği ve başaılı yönetmenlerden ”Emre Basalak”ın yönettiği distopik türde yazılmış olan ”Işıltılı Haşerat” oyunu, 29 Nisan – 2 Mayıs 2026 tarihleri arasında ”Antalya Devlet Tiyatrosu – Haşim İşcan Kültür Merkezi” sahnesinde izleyicilerle buluştu.
”İstanbul Devlet Tiyatrosu” yapımı olan oyun, izleyicilere sıradışı bir deneyimi yaşatarak, hafızalara derinden kazınıyorlar.
Oyunu farklı kılan, sahnenin iki tarafına dizilmiş izleyici koltuklarına misafir ettikleri seyircilerin oyunun o müthiş atmosferine şâhitlik ettikleri o büyüleyici anlarda saklı. Ve elbette ki, sahnenin büyüsüne karışan oyuncuların nefeslerinin sıcaklığı,sahne tozu denilen o tılsımlı rüyanın oyun boyunca izleyicileri derinden sarıp sarmalaması.
Bu oyunda sahnedeki izleyiciler birer nöbetçi, deyim yerindeyse vicdan muhafızları.
Ya da ”Ollie” ile ”Jill”in, onları attıkları her adımda sessizce izleyip, not tutan meraklı komşuları.
Metafor her ne şekilde işlenirse işlensin, onları izlerken hissettiğimiz en büyülü gerçeklik, onların çok ”sahici” oluşları elbette ki.
Distopik bir hikâye onlarınki. Alabildiğine karanlık, alabildiğine sert ve cesur.
Oyun boyunca sahne ritmi,sergiledikleri performansın elektriği asla ama asla düşmüyor.
İzleyiciyi salon girişinde bir mektup sahnesi ile karşılayan Ollie (Tunca Soysal) ve Jill (Zeynep Mataracı Bektaş) seyircilerin gözlerinin en içine bakarak soruyorlar: ”Bizim yerimize siz olsaydınız, ne yapardınız?”

Bir şâhitlik mi istedikleri, yoksa kendi vicdanlarını aklamak için kurdukları manipülatif bir tuzak mı? İşte bu sorunun cevabı , aslında herkesin kendi iç yargısında saklı.
Kahramanlarımız ”Jill” ve ”Ollie”, varoş denilebilecek kenar bir mahallede zor şartlar altında hayata tutunmaya çalışan genç evli bir çift.
Aşklarını bir bebekle taçlandırmaya karar veren ve yeni doğacak olan oğulları ”Benjamin” için hazırlık yapmaya başlayan çiftimizin yaşamı,bir daha asla eskisi gibi olamayacak şekilde değişiyor.
Posta kutularına gelen esrarengiz bir mektupla hayatlarının tamamen değişeceğinden habersiz, sıradan hayatlarına devam eden çiftimizi öyle sarsıcı bir yaşam yolculuğu bekliyor ki, bu distopik öykünün tokat gibi sarsan sonu, oyunun en başından asla tahayyül edilemeyecek cinsten.
”Bayan Dee” (Ecesu Sevindik) tarafından onlara gönderilen mektuptaki davet üzerine yepyeni bir evi keşfetmeye giden ”Jill” ve ”Ollie”, doğacak olan çocukları için çok daha lüks ve konforlu bir hayatın gerekliliğine inanarak, onlara uzatılan sözleşmeyi imzalıyorlar. Ve o andan sonra hayatları, sonsuza dek değişiyor.
Aile travmaları, yaşadıkları zorlu hayat, hep daha iyisinin varlığına inanmak istemeleri ve aileye yeni katılacak bebeklerine çok daha güzel bir hayat verme isteği… Tüm bunlar birleşince, imza attıkları o tuhaf sözleşmenin getirdiği karanlık yolculuk, kaçınılmaz bir gerçeklik olarak hayatlarının tam ortasına gelip yerleşiyor.
Yeni taşındıkları evde, eksik olan eşyaalrı tamamlamak onların asıl görevi.
Işıkları yanmayan karanlık bir ev, köprü altında yatan kimsesiz insanların sığınağı olmuş alt kattaki o ıssız oda.
Knedi canlarını korumak pahasına giriştikleri akılalmaz yöntemler, karanlık bir distopik dünyanın kapılarını açıyor bizlere.
”Ollie” ve ”Jill”geçmiş travmalarının gölgesiyle, bugünkü yolculuklarının o karanlık tohumlarını atarken, onlara oyunun ikinci yarısında eşlik eden yeni komşuları giriyor sahneye.
Topal Kadın / Brandy / Yana / Miriam rollerinde Zeynep Sönmez,
Evsiz / Mitch / Larry rollerinde Ali Ertekin
Kay / Jonathan rollerinde Sertaç Korkmaz,
Evsiz / Navneet / Tristan rollerinde Emir Üstündağ ve
Evsiz / İvan / Ted rolleirnde Devran Şanlı adetâ devleşiyorlar.
Dekor ve Kostüm Tasarımı’nda ”Nur Sinem Mete” imzasını görüyoruz.
Yuvarlak bir eksene kurulmuş olan sahnede, kullanılan materyallerin çok fonksiyonlu oluşu, kostüm tasarımının farklı karakterler için ayrıştırıcı ama aynı zamanda tek bir unsur olarak tasarlanmış olması, oyunun kreatif yanının da ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor bizlere.
Bu distopik evrenin etkileyici ışık tasarımları ise ”Serhat Akın” imzalı.
”Daha iyi olsun, daha parlak olsun. Bunların hepsini yapsam da, hep daha fazlasını isterim!”
Oyunun tüm özeti niteliğindeki ”Asla Yetmez Alışveriş Merkezi”nin sloganı olan bu şarkı ve oyunun tüm müzikleri ”Ekin Eti”ye âit.
Oyunun en etkileyici repliklerinden olan ‘’Eskiden Rahipler kapalı kapılar ardında günâh çıkarmazlarmış. Halkın önünde yargılanırmış insanlar. – O zaman amaç affedilmek değilmiş? Anlaşılmakmış?’’ ile sarsıcı bir yüzleşme yaşıyoruz ve o an anlıyoruz ki, insan kendi vicdanını susturabilme yetisine sahip muazzam bir kara deliktir. Yeter ki açgözlülüğü onu sinsi bir şeytan gibi ele geçirsin.
Hep daha iyisine, daha fazlasına sahip olmak isteyen insanın, sınırlarının nerede başlayıp nerde biteceğini belirleyememesinin arkasındaki o soğuk gerçeklikleri, bir ayna yüzleşme ile gözler önüne seren çok etkileyici bir oyun ‘’Işıltılı Haşerat’’. Bu nedenle de zamansız bir metin elbette ki.
Karanlık distopik bir öyküyü, muazzam oyunculukları ile taçlandıran ve izleyicisine unutulmaz bir sahnede seyir zevki tattıran bu değerli ekibe ve ”İstanbul devlet Tiyatrosu”na sonsuz teşekkürlerimizle.
Sezon içinde, bu kıymetli yapımı asla kaçırmamanızı öneririz.
OYUNCULAR:
Jill: Zeynep Mataracı Bektaş
Ollie: Tunca Soysal
Bayan Dee: Ecesu Sevindik
Topal Kadın / Brandy / Yana / Miriam: Zeynep Sönmez
Evsiz / Mitch / Larry : Ali Ertekin
Kay / Jonathan: Sertaç Korkmaz
Evsiz / Navneet / Tristan: Emir Üstündağ
Evsiz / İvan / Ted: Devran Şanlı
Dekor & Kostüm Tasarımı: Nur Sinem Mete
Işık Tasarımı: Serhat Akın
Müzik: Ekin Eti
Yönetmen Yardımcısı: Tunca Soysal
Asistanlar: Derya Özkan, Sertaç Korkmaz, Zeynep Sönmez


Bir Cevap Bırakın