Bizim için hep hazan, dağınık rüyalar mevsimi Nereye dönsem yüzümü buruk bir aşinalık Biliyorduk elbette bu eprimiş kilimi Kimden sorsak hatrımızı, olsun geçti diyecek Kırık dökük hatıralardır bir de gidenden Har kuyusudur ezberimizi bozan diyecek Tarihin arka bahçesinde yollara gül bozandan En görünür yeriyle bakar aynaya, sırlanır Çok duyulur sözüyle yankılanır, ırlanır Kuşlar uçmayı yeniden...
Son Yazılar:
KEMAL URGENÇ KİŞİSEL RESİM SERGİSİ: ‘’ESKİ HAYAT – YENİ HAYAT‘’
OSMANLI ŞEHİR HAYATINDA RAKI ve MEYHANE KÜLTÜRÜ
Matbu dergi [artık] fuzuli bir iş mi?
İç Savaşın Estetiği, Barışın Ütopyası: Yücel Kayıran Şiirine Dair Beş Tez
Karacaoğlan Hâlâ Otobüse Bindirilmiyor
72. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’nda yılın öykü kitapları belli oldu
Arsız Beliriş
CAUSA SUI/ ÖZ DÖNGÜ: Kozmik zihnin sihirli görselleri
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Yazar: Turgut Toygar
YUSUF’TUR ANNEMİN ELLERİ (ŞİİR)
Ölümün bile gülümseten bir hali vardır Gülümseten, ince, yakıcı. Hiç kullanılmamış gümüş takımların Satılacağı antikacı kadar belirsizdir Bir kaplumbağanın sırtında yanan mumun ışığı Bir kaplumbağanın sırtında yanan mumun ışığı gibidir Akşam birden olur, birden yanar evlerde lambalar Anahtarlar çıt çıt çıt. Sessizlik duyulabilir bir şeydir yani Duyulabilir, bir arkadaşın ölüm haberi gibi sarsıcı. Ve kozasından...
Osman Çakmakçı: ‘Oğul’ Üzerine Tersinden Okumalar
OKU-YORUM …Nasıl koruyacağım seni ben kendimden Dünyaya budak olarak gelen kendimden?.. O. Çakmakçı Lila renkli bir kapakla geldi ‘Oğul’. Kapağında, kendi içinde dalgalanan dairesel bir desenle. Mahçup, ilk kitabındaki naif tedirginliğin sarsıntısıyla, usulca. Henüz raf tozuna bulaşmamış, mürekkep kokusu taze, baskı makinesinin aksamlarındaki yağ kokusu henüz kaybolmamış. ‘Köryazı’dan sonra yayınlanan toplu şiirleri saymazsak, on dört...
YELDEĞİRMENİ’NDEN KENT ÖYKÜLERİ -II
GÖRÜYORUM Kadıköy Belediyesi, Yeldeğirmeni’nden “Kent Öyküleri”– ll başlığıyla 07 MART – 03 NİSAN 2019 tarihleri arasında izleyicisiyle buluşan karma sergiyle CKM’ de; Resim, Heykel, Fotoğraf, Vitray ve Seramik’ten oluşan işleriyle on dört sanatçıya ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda Sanat Tarihçisi ve Eleştirmen olan Yazar Nazlı Pektaş’ın kaleme aldığı “Dönüşen Kent Öyküleri” sunum yazısıyla alfabetik sıraya...
Bedenin Sınırları: “Corpus Magnum”
GÖRÜYORUM Bir Nesli Türk Sergisi… Aralara serpiştirilmiş alüminyum folyolar spot ışıklarını emerek, tuvaldeki figürlere dağılıyor. Oto-ben ile oto-portre arasına koyduğu espaslarla paralel olarak genişleyen bedenlerin kıvrımlarını eskiz haliyle bırakıyor Nesli Türk. Renk telaşına düşmeden, boyanın imgelemde yaratacağı oynamaları ortadan kaldırarak, ışığa da sırtını dönüyor. Kendi deyimiyle “Corpus Magnum” olarak resmettiği bedenlerin önünde, arkasında yada yanında...
Toplu Şiirler’ine adını veren “Şimdi”den Tozan Alkan
OKU-YORUM Künyesinde çevirmen, editör ve eğitimciliğin yanı sıra deneme ve araştırma yazarlığı da bulunur Tozan Alkan’ın. Yabancı dillerden kazandırdığı kitaplar ve derlediği antolojiler de vardır. Dergilerdeki yazıları, özellikle çeviri alanında değişik kuruluşlara kurucu ve üye olarak verdiği katkılar, çeviri ve çevirmenlik temelli yürütülen tartışmalar içinde yer alışı tek bir bağlamda olmuştur: Şiir. Tüm yukarıda saydığım...
BABEK SOBHİ: YABANCILAŞ-MA üzerine tersinden okumalar
Dilin yetersiz kaldığı yerde ihtiyaç duyduğumuz göstergelerin bina edilmesiyle başlar sanat. Burada kast edilen dil, alfanumerik ve fonetik işaretlerle oluşandır. Kendi içinde bile katmanları vardır. Yine kendi içinde katmanları olan üst dil olarak ‘Sanat’ ise, her katmanında oluşturduğu disiplinlerle çok farklı (alfanumerik ve fonetik işaretlere) eklemlenir. Bu bağlamda yapılan okumalar sanatçının oluşturduğu kişisel dilinin standart...






