Sahildeyim. Üç-dört kedi önümde, ayaklarımın dibinde; kuyruklarını dolayıp, mırıl mırıl mamayı bekliyorlar. Dikkatim onlarda. Eğilmiştim. Elimdeki kuru mamayı dökme uğraşındayım. Rüzgâr var, hafif. Denizin sesi geliyor arkadan; sürekli, alçak tonda bir uğultu. Güneş suda parçalanıyor. Binlerce küçük ışık halkası gözümün kenarında titreşiyor. Birden başka bir şey. Tarif edemediğim bir şey. Seslenmedi kimse, dokunmadı, hiçbir gölge...
Son Yazılar:
Hukuksal Emperyalizm: Geç Emperyalizmde Uluslararası Hukuk ve Bağımlılık
Yapay Zekânız Pek Güzelmiş de Mülkiyeti Kimde?
CEP TELEFONLARI SANATI NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?
THOMAS BALKENHOL: “BİR FİLMİN KURGUSUNU YAPACAK KİŞİ, SENARYOYA BAKAN İKİNCİ KİŞİ OLMALI.”
KİTSCH, İRONİ VE POSTMODERNİZM: JEFF KOONS
ŽİŽEK’İN YAMUK BAKIŞI VE HAKİKATİN KARANLIK YÜZÜ
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Yazar: Nihat Ateş
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Bir tarlada, bir ekranda Trinidad’ın kırsalında, şekerkamışı tarlalarının kıyısındaki rom dükkânlarının önünden okula giden bir çocuk vardı. Kamış işçilerinin sesleri, kahkahaları, kavgaları; alkolün bir aileyi nasıl içeriden çökerttiğine dair erken bir sezi edindi. Çocuk büyüdü, memur oldu, emekli oldu; diyabet, nöropati, bir böbrek nakli… Artık ekranında bir seferde ancak üç-dört satır görebiliyordu ve yazamadığı için...
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
Aşağıya bak Eğil. Daha fazla eğil. Dizlerini bırak, sırtını unut, ufuk çizgisini unut ve aşağıya bak. Toprağa. Toprağın hemen üstüne, o birkaç santimetrelik mesafeye, kimsenin bakmadığı yere. Orada bir yaprak kümesi var. Gövdeden dışarıya doğru açılmış, birbirinin üstüne binmiş. Kenarları yuvarlak, damarları ince beyaz hatlarla oluşmuş yapraklar. Üzerlerinde yağmur damlaları duruyor; küçük, yuvarlak, ikircimli. Etrafındaki...
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
Son birkaç yıldır yapay zekâ (YZ) tartışmalarına nasıl bir sis perdesi içinde olduğumuzu şu manipülasyon ilkesi çok iyi özetliyor: Bir sorunu gizlemek istiyorsanız, onu genelleştirin. Çünkü YZ dediğimiz şey tek bir şey değil. Tıbbi tanı sistemleri, görüntü tanıma ağları, üretici dil modelleri, hedef belirleme algoritmaları gibi çeşitleri var. Hepsi de farklı mantıklarla, farklı amaçlarla işlevini...
Ağaç ve… (Şiir)
Susmuş o ağacın gövdesinde, sonbaharın hatırlattığı anılar yaşıyor şimdi. Anılar ki ağır ağır birikir ve günbatımı kadar çabuk unutulur. Bir koku gelir; beyaz sabun köpüğü. Islak bir taş yerde yarım kalmış bir cümle. Özür, ...
HOŞ GELDİN (ŞİİR)
açtım kapıyıçiçekler vardı eşikteben evdeyken deoradalar mıydıunutmuşum açtım kapıyıbulutlar vardı eşiktehep oradalar mıydıunutmuşum açtım kapıyırüzgâr esiyordu ılıkçarptı yüzümehep esiyor muydu böyleunutmuşum açtım kapıyıçıt ettiçiçekler arasında bir tomurcukhep böyle mi seslenirdinunutmuşum açtım kapıyıbulutlardan süzüldü bir bakışhep böyle mi bakardınunutmuşum açtım kapıyırüzgârdan süzüldü adımlarınhep böyle mi gelirdinunutmuşum açtım kapıyıbir sözcük vardı dilimdegelene söylenirdiunutmuşum






