“Odanda oturup,
Yazıp
Çizmek istiyorum saatlerce.”
Derdi,
Her seferinde
Baştan aldığı yabaniliğini
Atlattığı o yarım saatten sonraki anlardan
Herhangi birinde;
“İzlemek istiyorum seni çalışırken
Sabahlara kadar.”
Severdi
Sahillerde, barlarda,
Arkadaşlarının evlerinde bir şeyler karalamayı.
Dönünce
Ahşap paravanın arkasındaki lavabosundan
Yamalık’ın,
“Gidebilirsin sen istersen.”
Diye bir uyarırdı erkenden,
Dışarıda geçecek uzun saatlerine
Gayet kibar bir davet biçimi olarak
Gecesinin;
“Kalabilirim de,
Başka bir yere de geçebilirim daha
Buradan
Ben.”
Bir mayıs öğleden sonrasında,
“Neresi?” Dedi.
Tuttum belinden,
Oturttum beyaz masama;
Çektim mavi sandalyemi
Karşısına
Ben de.
Uzandım yanından arkasına,
Aldım
İşlemeli porselen kalem tabağımdan
Siyah makasımı;
Şekilsiz parçalar
Kesmeye başladım
İnce elbisesinin
Bordosundan.
“Ne yapıyorsun?” Dedi;
Ayak bilekleri birbirinin üstünde,
Geriye diktiği kollarına yaslanmış
Seyrederek beni.
Arkasındaki penceremden esen tül
Okşadıkça saçlarını
Gevşiyordu
Göz kapakları.
Bir ayine katılmış olmayı umuyordu o.
Dirilişini kutlayacaktı,
Kendimi kurban edişimden
Fışkıranlar
ve
Çocukluk adaletinin kılıcından beri
Kaybettiği kanlarıyla
O sabah
da.
“Hiç.” Dedim,
“Kostümünü hazırlıyorum.”
“Neyin?” Dedi.
“Bir gün üzerine çalışacağım
Bir şiirin.”
Dedim.
“Şimdi çalışmayacak
mıyız?” Dedi,
Hayal
Kırıklığıyla.
“Hayır.”
Dedim.
“Neden?”
Dedi.
“Bazı şeyler tek başına yapılır.” Dedim.
“Mesela?” Dedi.
“Ölmek ve şiir yazmak mesela.” Dedim.
“Şiir neden?” Dedi.
“Ölmek anında,
Yokluğuna gitmeye kıyamadığın
Yerdir şiir.” Dedim.
“Güzel haber o zaman.” Dedi,
“Hâlâ buradayız ikimiz de.”
“Gidemeyeceğim hiçbir yer yoktur
Yanımda biri varken
Benim.”
Dedim,
“Haber
Kötü.”
Evine giderken
Hiçbir zaman giyemediği
Ruhunu
Ancak sandığından çıkarabilmiştim,
Üstünde kalan kadarını
Geçtiğinde
Masamdaki kumaşlar
O zaman
Ben.
Anneleridir
En büyük şairleri
Bazı
Kadınların,
Üzgünüm.
Resim: Burcu Perçin


Bir Cevap Bırakın