Senagal, Dakar’dan üç mil uzaklıktaki Goree Adası’na 20 dakika süren küçük yolcu feribotu ile gidilir. 0.181 km yüzölçümü olan Goree Adası, transatlantik köle ticaretinin merkeziydi. Bu ada 15. ve 19. yüzyıllar süresince Portekizliler, Hollandalılar, İngilizler ve Fransızlar tarafından yönetilmiştir. Adada yer alan ve “Geri dönüşü olmayan kapı” ile bilinen Köle Evi’nden, Amerika’nın Keşfinden sonra o...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Alacakaranlıkta Yine kurşun dökmekte göz yaşlarının kazanında, sana bir kadeh için –kutlamaktır önemli olan yitirilmişi- bana da isli cam kırıklarım için –ateşe saçılmakta. Ve sana kadeh kaldırıyorum gölgeleri çınlatarak. Ingeborg Bachmann Çeviri: Ahmet Cemal Avusturyalı yazar İngeborg Bachmann 26 Haziran 1926’da doğmuş. Bundan tam 100 yıl önce. En ünlü yapıtı “Malina” adlı romanı 1985 yılında...
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
Bir müzisyeni değerlendirirken çoğu zaman sesine, bestelerine veya teknik yetkinliğine odaklanırız. Oysa bazı sanatçılar vardır ki ürettikleri müzik, sesin sınırlarını aşarak bir düşünme biçimine dönüşür. Mehmet Atlı, çağdaş Kürt müziğinde tam da böyle bir yerde durmaktadır. Onun müziği yalnızca melodilerden oluşmaz; kentlerin hafızasını, kültürel kırılmaları, aidiyet duygusunu ve modern insanın yalnızlığını taşıyan bir evreni kurar....
Yolun Yükü
Yola çıkalı ne kadar olmuştu bilmiyordu. Fakat sabahın ilk ışıklarında etkisiz olan güneş şimdi tepesine dikilmiş bütün varlığıyla gücünü hissettirmeye başlamıştı. Gözlerini güneşten ayırıp önünde uzanan yola çevirdi. Bu yolun nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyordu. Yol bütün ağırlığıyla uçsuz bucaksız bir halde karşısında uzanıyordu. Yolda olması bir davet değildi, kendini bildi bileli bu yolun yükünü...
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
sökük yaralara ayışığı sürmek görevi olmalı bir şairin birsevgiyi damıtmak hırçın aşklardan devşirdiği acıların defterlerini dürmekse aklına ilk getirdiği bir okul çocuğunun düşürdüğü yalnızlığı parça pinçik etmek olmalı farkettirmeden ikincisi her toplayışımda yeniden dağıtıyorsam yeniden toplayabilmek için yaşamda kime göre neye göre hep hata veren kendimi asıl iken bu yaşam denen hazret sırtımda astarı hastasıyım...
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Bu sabah bir umut var içimde Diyerek En büyük yalanını söyledi Vega umuda yapım eki getirmeye korktu edebiyat hocaları Ve Turgut Uyar okutmaya Damperli kamyonlar geçti sabah mahmurluğunun üzerinden Üst katta altı dolu çığlıklar Komşu permatikle bileklerini kesti Bir yıldız kayarak düştü gökyüzünden İncindi, Bir ince gülüş yüzünü bana döndü penceremden Kulağına takılı...
VİŞNEÇÜRÜĞÜ DÜNYA (ŞİİR)
Kaostan dünya Vişneçürüğü sürer Beton duvarlarına Soluk ruhlu renkleri Kasten seçer Güzelliği gölgeler Sefaleti yayar Bir virüs gibi Aklında ne mantık Ne de empati var Dünyanın kalp atışında İfritin kazanı kaynar Mağarasında yankılanır Kem kahkahalar Kötülük salgın burada Aşısı yok İnsanlığın yedek parçası da Resim: Fatma Tülin
Molto Simpatica (Şiir)
havada asılı duran beyaz çiçek ———-yukarıdan düşmüş yabancı huysuz kedi gibi mantığı tırmalarken rutin teftişin tam ortasında aynalara her zamankinden uzun bakan geçmişe fırlatılan o keskin hafıza geriye kalan soyut kelime parçaları kütleçekimsel zaman daralması eşliğinde eritirken içimizdeki tüm sınırları gece yarısı ansızın uyanan odanın iç sesleri ———-eski ateşlerin izlerini tırmalıyor açık pencerelerden...
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
adamın yazgısıydı kardan harfler tane tane düşerken kelimelerin gölgesine ağır usul örüyordu kendini halk çocuklarının elleriyle ve kömür karası düğmeleriyle kendi başlangıcına dönüyordu son kar delen bakışının aynasında yansıyordu bir beyazlık harfler bahanesiydi kardan adamın kadının yazgısıydı adamın kardan harfleri Resim: Andrew Wyeth
Yıllar Sonra Bir Akşam Yemeği (Şiir)
Bu akşam, Yıllar sonra Bir araya gelmiş bir kadınla adamın Misafiri olabilirdim Giritli’de. Zamanında Sahip çıkmadıkları aşklarının Bedelini öderlerdi Arkamdaki masada, Birlikte olmadan da Yaşamış olduklarını sınamaya gelerek Kendilerini Birbirlerinden. Donatırlardı masalarını, Bir deri bir kemiktir Ruhları. “Unutmaktan Dönemeyecek kadar İleri gittik çoktan öz saygımızdan biz.” Derdi kadın, Bıçağı tabağını ısrarla gıcırdatırken;...









