bir sabah, aynaya baktım yüzümde eski bir yangının külleri vardı zaman, iz bırakmakta usta sanki her gün biraz daha silip yeniden yazmış beni bakışlarımın ardında bir yabancı geziniyordu tanıdık ama adı unuttuğum biri “bu ben miyim?” dedim sesim, camın öte yanına geçemedi bir zamanlar inandığım her şey sessiz bir kül tabakası gibi duruyor içimde külle...
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Kategori: Litera
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Cızırdayan gece lambasının mavi ışığı, vurduğu sarı duvarları tekinsiz bir yeşile çeviriyordu. Karanlığın içinde eve tam bir sessizlik hâkimdi. Gece lambasının cızırtısı anlık olarak yükselip düşüyordu. Son bir parlamayla tamamen söndüğünde Damla karanlığa gözlerini açtı. Susamıştı. Odadaki zifiri karanlıkla baş başa kalınca tiz bir çığlık attı. Koridordan yükselen ayak sesleri, birkaç saniye sonra kapının açılmasıyla...
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Var olan her şey var kalmak ister. Fakat var olanlar bunu keyfince yapamaz. Zira kudreti kendine ait olmayan kuvvetlerce belirlenmiştir. Yara da tıpkı diğer var olanlar gibi varlığını sürdürmeye meyyaldir. Ve fakat onu iyileştirmek, yani yok etmek isteyen kuvvetlerle boy ölçüşecek hünere sahip değildir. Bu, varlığın kozmik tabiatı gereğidir. Bedende bir gedik olan yaranın inancı...
Kıkırdama (Öykü)
“Hey, hadi bir oyun oynayalım!” dedi Mert. “Ne oynayacağız?” diye soran Emel ayakta duramıyor, hafifçe sallanıyordu. Evet, tipik gençlik partilerinden birindeydik ve işin sonunun aptalca bir şeye varacağına emindim. Benim adım Zeynep. Dört kişilik arkadaş grubumuzla sadece biraz eğlenmeye gelmiştik ama işlerin çığrından çıkacağı daha şimdiden belliydi. Emel’in sorusu üzerine Mert hevesle atıldı: “- Korku...
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Kıraathaneler yüzyıla yakın bir süre İstanbul aydınları için kaçınılmaz buluşma yeriydi. Edebiyatçılar, düşünürler, gazeteciler, yayıncılar ve onlara yakın olmak isteyen gençler, günün belli saatlerini Beyoğlu’nun, Tepebaşı’nın, Babıâli’nin ve Divanyolu’nun kıraathanelerinde geçirirlerdi. Tepebaşı’na damgasını vuran Kanuniesasi Kıraathanesi ile özellikle 1930’lu, 1940’lı yıllarda İstanbul’un tüm yazar ve kitapçılarının her gün bir araya geldiği, Ankara Caddesi’ndeki Meserret Kıraathanesi...
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
Everest Yayınları, çizgi roman ile toplumsal tarihi bir araya getiren Everest Çizgi dizisi kapsamında, Michael Demson‘ın kaleme aldığı ve Summer McClinton‘ın resimlediği Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi adlı kurmacadışı grafik romanı okurlarla buluşturuyor. Paul Buhle‘un sunuşu ve Emre Tokcael‘in Türkçe çevirisiyle sunulan bu özel eser; radikal şiirin, emek mücadelesinin...
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Türk şiirinde kimi şairler yalnızca şiir yazmaz; kendi varoluşlarını da şiire dönüştürürler. Bu dönüşüm bazen estetik bir tercih, bazen ideolojik bir yönelim, bazense yaşamın zorunlu kıldığı ontolojik bir savunma biçimidir. Levent Karataş’ın şiiri tam da bu üçüncü hatta yer alıyor. Melez Peri, yalnızca yeni bir şiir kitabı değildir; otuz yılı aşkın bir poetik yürüyüşün bugünkü...
Haftanın Kitap Seçkisi
NİJİNSKİ’NİN GÜNLÜĞÜ, Çeviren Orçun Türkay, YKY, İstanbul 2026 Nijinsky 1889 yılında doğdu. Anne-babası gibi baleye gönül verdi. Sankt-Peterburg Bale Akademisi’nde eğitim gördü. Amerika ve Avrupa’da pek çok kez sahne aldı. Bedenini kusursuzca kullanırken, dış dünyanın gerçekliğinden uzaklaşmaya başladı. 1919 yılında geçirdiği bir sinir krizinin ardından, şizofreni teşhisiyle hayatının son 30 yılını kliniklerde geçirdi. Günlükleri ölümünden...
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
Günümüz Türk şiirinin önemli sorunlarından biri, insanın tarih karşısındaki konumunu nasıl yeniden kuracağı meselesidir. Büyük anlatıların çözüldüğü, bireyin kendi içine kapandığı, şiirin çoğu zaman kişisel deneyimin dar alanına çekildiği bir çağda bazı şairler hâlâ insanı büyük soruların içinde aramayı sürdürür. Mesut Aşkın, bu arayışın günümüzdeki dikkat çekici temsilcilerinden biridir. 1993-2019 yılları arasında yayımladığı üç kitabı...
Moksvin (Öykü)
Kafamın yanındaki cihazın düzensiz ötüşleri, çığlığı andıran bip sesleriyle birleşirken gözümde canlanan beyaz duvar kâğıdı ve ailemin haykırışları bedenimden kopmadan önce son gördüklerimdi. Şimdi tavandan bedenime bakıyor ve doktorların yaptıklarını anlamlandırmaya çalışıyorum. İşte annem az ötede ağlıyor; kapının dibinde diz çökmüş, gözyaşları yanaklarından hastanenin gri parkelerine damlarken ona ağlamamasını söylemek istiyorum: “İşte ben buradayım, sakin...









