Ana Sayfa Litera

Kategori: Litera

Yazı
Sakal

Sakal

Erkekle kadın arasındaki ayrımın kıl bağlamında yetişkinlikteki ayırıcı toplamı sakal. Kadınlar sakal bıyık yekûnundan düşünecek olursak neredeyse çocuk. Tüysüzlük biraz da çocuk olmakla eşdeğer görülmüyor mu? Sakallı kadınların yaşadığı toplumlar da var. Genel anlamda sakalın tarih içindeki serpilişine baktığımızda erkeklerle ilgili. Berberliğin tarihi de sakalın bıyığın tarihi gibi sonsuz. Önlerinde beyaz önlük, kapılara dizilmiş ıslak...

Yazı
Suskunluk (Öykü)

Suskunluk (Öykü)

Saat sabahın dördüne yaklaşıyordu. İclal koridordaki bir banka oturmuş, ellerini dizlerinin üzerine koymuş, ağlamaktan şişmiş gözlerle bakıyordu. Murat ameliyata alınalı beş saati geçmişti. Bir kez bir doktor çıkmış, “Devam ediyor,” demişti. Ada, iki sıra ilerideki bankta, küçücük, kıvrılmış, okul çantası başının altında, İclal’in hırkasını üzerine çekmiş uyuyordu. Sekiz yaşındaydı Ada. Murat’ın gözleri vardı onda, gülerken...

Yazı
Sır (Şiir)

Sır (Şiir)

Carlos Drummond de Andrade (31 Ekim 1902 – 17 Ağustos 1987) Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinde, küçük bir madenci kasabası olan Itabira’da doğdu. Çiftçilik yapan babası onu bir Cizvit okuluna yazdırdıysa da, Drummond de Andrade uyumsuzluğu yüzünden okuldan uzaklaştırıldı. Daha sonra öğrenimini eczacılık fakültesinde tamamladı. Genç yaşta ülkesindeki yenilikçi şiir akımının yerleşmesine yayımladığı bir dergiyle katkıda...

Yazı
Güneş (Şiir)

Güneş (Şiir)

Sende bir güneş unuttuydum Sor bakalım halinden memnun mu Bende bir vatan unutmuşum Bir türlü bulamıyorum yerini Kalemle sayfa belirler şiirin hacmini Âşıkla maşukanın zihinleri ölü Leylak diridir görünüp kaybolan Bir kadeh daha artarsa içerim Yarım ay varmış gül yarım aşk Geceler değerlendirilmez kısaldıkça   Resim: Sonia Delaunay

Yazı
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)

ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)

sessizlik ve hareketsizlikle istiflenmiş otağında ama hazır gecenin şairane iyiliğinde patlamaya   bırakıyorsa dallarını ansızın keskin ve sert yapraklar belli ki kızıl rüzgârıyla bir bir salınarak   yer açıyordur imgelem mavisindeki sesiyle gökyüzüne kök salan ağaçların yazında   halk olmuş da mümkünleriyle geliyor umut dolu dizgin doru atların gürültüsünde   otağında istiflenmiş sessizlik ve hareketsizlikle...

Yazı
çanlar kimin için çalıyor (şiir)

çanlar kimin için çalıyor (şiir)

çanlar çalıyor uzak bir ülkede paul’ün hayaletinin ayak sesleri gibi yalnızca ben duyuyorum zamanı anımsatıyorlar yaşadığımız tüm zamanı ve anın akışkanlığını paul ve beatrice olamadık heidi ve peter idik yalnızca bazen de dali ve gala   sürüklüyorum kendimi delice akan bu zamana sen ise herkesi şaşırttın o ne usta manevra çoğaldıkça çoğaldın matruşka   insan...

Yazı
BU (ŞİİR)

BU (ŞİİR)

-nedir bu saf ve dikkatli aşkın derisi yüzülen gecenin kanını karartacağı belli. söyledikleri geçiyor mum ışığından altı kez— tırnakladığı ölçülmez çirkefin çehresi değişiyor, altı kez örtüyor orada, ikiye bölünerek. bu sezgiye öylesine bağlı ki, hep aynı renk, hep aynı yankı. sabaha kadar açık kalacak olan algı— bir unutuşun içinden süzülüyor. -derisi yüzülen gecenin kanını karartacağı...

Yazı
Dönüş Yolu (Şiir)

Dönüş Yolu (Şiir)

    Demek buraya yaşanacak yer diye geliyorlar.                                                                                                                                              Rilke                                                                                Çocukları Katledilen Anneler İçin   dünyaya bağlayan ipi kesen meleğin yolunu yitirmesini diledim seni geri getirmesini   gözlerimden silinmedi son bakışındaki evi bulma sevinci   iki kere öldün biri unutmak diğeriyse anımsamak içindi   ne eski ben olabildim ne de olabileceğim insan   yokluğun...

Yazı
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)

Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)

Ve ben tarifsiz bir boşluğu eşeledim Tırnaklarımın içine girdi karanlığın kiri Her gece yokluğun şarkısını heceledim Kimse gelmedi ve sokaktan geçti öylesine biri   Hiç geçmeyecek bir yarayı taşıdım Ülke kötüye gidiyordu Kan kokuyordu Yüzlere yapışmış incecik televizyonlar Eriyordu küflü sedirlere uzanmış vücutlar Bir türlü olmuyordu Ben boşluğu eşelerken Devrim bir kelime olarak kaldı duvarlarda...