Erkekle kadın arasındaki ayrımın kıl bağlamında yetişkinlikteki ayırıcı toplamı sakal. Kadınlar sakal bıyık yekûnundan düşünecek olursak neredeyse çocuk. Tüysüzlük biraz da çocuk olmakla eşdeğer görülmüyor mu? Sakallı kadınların yaşadığı toplumlar da var. Genel anlamda sakalın tarih içindeki serpilişine baktığımızda erkeklerle ilgili. Berberliğin tarihi de sakalın bıyığın tarihi gibi sonsuz. Önlerinde beyaz önlük, kapılara dizilmiş ıslak...
Son Yazılar:
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Fincanın Kıyısından Odak Etiğine
DÜNYAYI İKİ KERE GEZMİŞ OLAN KİŞİ İSTANBUL’DA
OLAN BİTEN; OKUL CİNAYETLERİ, SARI ZARFLAR, ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR
“Paslanmış kapıyı açmak isteyene anahtar”: Yakanıza Gül
VECDİ ÇIRACIOĞLU’NUN “MAVİDEN / DENİZ GÜZELDİR” KİTABI ÜZERİNE
“Zaman Bahçesi” Sergisi İnspera Bodrum’da
DOĞA TAPINAKLARI
DFC TÜRKİYE NATIONAL CHALLENGE’26 İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI!
Labirent Sanat’ta Nesli Türk Sergisi: “RAW-HAM”
Batı Yarımküre: Savaşla Yazılmış Bir Amerika Birleşik Devletleri Tarihi
Kategori: Litera
Suskunluk (Öykü)
Saat sabahın dördüne yaklaşıyordu. İclal koridordaki bir banka oturmuş, ellerini dizlerinin üzerine koymuş, ağlamaktan şişmiş gözlerle bakıyordu. Murat ameliyata alınalı beş saati geçmişti. Bir kez bir doktor çıkmış, “Devam ediyor,” demişti. Ada, iki sıra ilerideki bankta, küçücük, kıvrılmış, okul çantası başının altında, İclal’in hırkasını üzerine çekmiş uyuyordu. Sekiz yaşındaydı Ada. Murat’ın gözleri vardı onda, gülerken...
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Ocak Şiirleri
https://ekdergi.com/category/litera/
Sır (Şiir)
Carlos Drummond de Andrade (31 Ekim 1902 – 17 Ağustos 1987) Brezilya’nın Minas Gerais eyaletinde, küçük bir madenci kasabası olan Itabira’da doğdu. Çiftçilik yapan babası onu bir Cizvit okuluna yazdırdıysa da, Drummond de Andrade uyumsuzluğu yüzünden okuldan uzaklaştırıldı. Daha sonra öğrenimini eczacılık fakültesinde tamamladı. Genç yaşta ülkesindeki yenilikçi şiir akımının yerleşmesine yayımladığı bir dergiyle katkıda...
Güneş (Şiir)
Sende bir güneş unuttuydum Sor bakalım halinden memnun mu Bende bir vatan unutmuşum Bir türlü bulamıyorum yerini Kalemle sayfa belirler şiirin hacmini Âşıkla maşukanın zihinleri ölü Leylak diridir görünüp kaybolan Bir kadeh daha artarsa içerim Yarım ay varmış gül yarım aşk Geceler değerlendirilmez kısaldıkça Resim: Sonia Delaunay
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
sessizlik ve hareketsizlikle istiflenmiş otağında ama hazır gecenin şairane iyiliğinde patlamaya bırakıyorsa dallarını ansızın keskin ve sert yapraklar belli ki kızıl rüzgârıyla bir bir salınarak yer açıyordur imgelem mavisindeki sesiyle gökyüzüne kök salan ağaçların yazında halk olmuş da mümkünleriyle geliyor umut dolu dizgin doru atların gürültüsünde otağında istiflenmiş sessizlik ve hareketsizlikle...
çanlar kimin için çalıyor (şiir)
çanlar çalıyor uzak bir ülkede paul’ün hayaletinin ayak sesleri gibi yalnızca ben duyuyorum zamanı anımsatıyorlar yaşadığımız tüm zamanı ve anın akışkanlığını paul ve beatrice olamadık heidi ve peter idik yalnızca bazen de dali ve gala sürüklüyorum kendimi delice akan bu zamana sen ise herkesi şaşırttın o ne usta manevra çoğaldıkça çoğaldın matruşka insan...
BU (ŞİİR)
-nedir bu saf ve dikkatli aşkın derisi yüzülen gecenin kanını karartacağı belli. söyledikleri geçiyor mum ışığından altı kez— tırnakladığı ölçülmez çirkefin çehresi değişiyor, altı kez örtüyor orada, ikiye bölünerek. bu sezgiye öylesine bağlı ki, hep aynı renk, hep aynı yankı. sabaha kadar açık kalacak olan algı— bir unutuşun içinden süzülüyor. -derisi yüzülen gecenin kanını karartacağı...
Dönüş Yolu (Şiir)
Demek buraya yaşanacak yer diye geliyorlar. Rilke Çocukları Katledilen Anneler İçin dünyaya bağlayan ipi kesen meleğin yolunu yitirmesini diledim seni geri getirmesini gözlerimden silinmedi son bakışındaki evi bulma sevinci iki kere öldün biri unutmak diğeriyse anımsamak içindi ne eski ben olabildim ne de olabileceğim insan yokluğun...
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)
Ve ben tarifsiz bir boşluğu eşeledim Tırnaklarımın içine girdi karanlığın kiri Her gece yokluğun şarkısını heceledim Kimse gelmedi ve sokaktan geçti öylesine biri Hiç geçmeyecek bir yarayı taşıdım Ülke kötüye gidiyordu Kan kokuyordu Yüzlere yapışmış incecik televizyonlar Eriyordu küflü sedirlere uzanmış vücutlar Bir türlü olmuyordu Ben boşluğu eşelerken Devrim bir kelime olarak kaldı duvarlarda...









