PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI

Geçen hafta vizyona giren, tekinsiz bir bebeği odağına almasıyla canavar çocuklar odaklı korku filmleri minvalinde bir film olan Karanlıktan Gelen (Nightborn) hakkındaki yazımın (*) başlangıcında “yalnızca çocuklara şiddet uygulanması değil şiddet uygulayan çocuk imgesinin de bir tabu olarak ana akım sinemanın kırmızı çizgileri arasında” olduğunu kaydetmiştim. Ülkemizde bu Cuma vizyona giren Peter Pan: Kabuslar Ülkesi (Peter Pan’s Neverland Nightmare, 2025) ise andığım diğer kırmızı çizgiyi ihlal eden bir korku filmi: Britanya yapımı bu filmde çocuk edebiyatı klasiklerinden Peter Pan’ın baş kahramanı, küçük erkek çocuklarını kaçıran psikopat bir katil olarak perdeye geliyor.

Türkiye’de her nedense bir yıl rötarlı vizyona giren Peter Pan: Kabuslar Ülkesi, yaratıcılarının “Çarpık Çocukluk Evreni” olarak adlandırdığı bir serinin üçüncü halkası. Serinin en yeni, beşinci halkası olan Pinokyo: Kanlı Masal (Pinocchio: Unstrung) geçen ay gösterime girmişti. Serinin miladı, doğrudan çevrimiçi mecralara sunulan onlarca düşük bütçeli korku filminde yapımcı (bazılarında ayrıca yönetmen) olarak imzası olan 20’li yaşlardaki genç sinemacı Scott Chambers’ın bir gece uyku tutmadığında twitterda gezinirken, Disney yapımı çizgi film uyarlamaları ile daha da popülerleşmiş olan İngiliz çocuk edebiyatı karakterlerinden Winnie the Pooh’un telif haklarının geçerlilik süresinin sona erdiğine dair haberlere denk gelmesine dayanıyor. Chambers, Winnie’nin telif hakkının “kamu malı” statüsüne geçmiş olması üzerine derhal bu sevimli ayıcığın gözünü kan bürümüş katil bir ayıya dönüştüğü Winnie the Pooh: Kan ve Bal (Winnie the Pooh: Blood and Honey, 2023) adlı bir korku filminin yapımına girişmiş ve 50,000 sterline mal olan söz konusu film, tanıtımlarının sosyal medyada sansasyon yaratması sayesinde sinemalarda da gösterime girerek dünya çapında gişede 8 milyon dolara yakın hasılat elde etmiş.

Baş karakterin bilgisayar ürünü dijital görsel efektlerle değil, ‘animatronik’ yani elektrik donanımı ile hareket ettirilen, el emeği ürünü fiziki/maddi gerçek bir kukla inşa edilmesiyle perdeye getirildiği Pinokyo: Kanlı Masal kara/absürt mizahi bir korku filmiydi; örneğin Pinokyo ona arkadaşlık etmesi için yaratılmış olduğu küçük çocuğa kötü davrandığını, canını acıttığını düşündüğü kişileri katlederken çocuğa okulda zorbalık eden sınıf arkadaşlarının yanı sıra çocuğun dişçisini de öldürüveriyordu! Chambers’ın bu kez yalnızca yapımcı değil senarist-yönetmenlik işlevini de üstlenmiş olduğu Peter Pan: Kabuslar Ülkesi ise su katılmamış bir slasher ambiyansında.

Aslen ilk kez 1904’te sahnelenen bir tiyatro oyunu olarak yazılan, 1911’de roman formatında basılan Peter Pan, “büyümeyen bir çocuğun” serüvenlerini öyküler. Peter Pan, Neverland adlı bir adada “kayıp oğlanlar” adını verdiği bir grup anne-babasız erkek çocuğun lideridir ve bir gece Londra’da yaşayan Wendy adlı bir genç kızı, onun John ve Michael adlarındaki küçük kardeşlerini de yanlarına alarak, “kayıp oğlanlara” annelik etmesi için Neverland’e götürür.

Olası cinsel alt-metinleri bir hayli tartışmaya açık olan klasik Peter Pan anlatısındaki tüm kayda değer karakterler, konusu modern zamanlarda geçen Peter Pan: Kabuslar Ülkesi’nde yer alıyorlar ama transgresif biçimlerde yeniden ele alınmış olarak. Öncelikle Peter Pan, küçük erkek çocukları onları Neverland’e götüreceği iddiasıyla kaçıran bir psikopat. Bu arada Peter’in ilk çocuk kaçırma vakasının perdeye geldiği sahnelerdeki mizansenler Stephen King’in başyapıtlarından O (It) romanını, bu romanın televizyon ve sinema uyarlamalarını çağrıştırıyor. Filmin bu ilk vakadan yıllar sonra geçen ana gövdesinde ise Peter, Wendy’nin küçük kardeşi Michael’ı kaçırıyor ve filmde bunun ardından Wendy’nin kardeşini bulma, kurtarma çabalarını izliyoruz. Bu uyarlamada Wendy, pek çok slasher filminin demirbaşı olan, katil ile savaşıma girişen finalgirl konumunda.

Peter Pan: Kabuslar Ülkesi’nin klasik Peter Pan anlatısındaki karakterleri yeniden ele alışının en şaşırtıcısı ise Peter Pan’e refakat eden Tinker Bell adlı minik dişi periye ilişkin. Önce, Wendy Peter Pan’ın daha önce kaçırmış olduğu ve kendisinden bir daha haber alınamamış bir çocuğun babasıyla görüştüğünde bu çocuğun kendisini kız gibi hissettiğini söyleyen bir erkek çocuk, yani bir trans çocuk olduğunu anlıyoruz. Daha sonra ise Peter’in kurbanlarını alıkoyduğu terk edilmiş malikanede onun tahakkümü altında yaşayan eroin bağımlısı bir trans, Tinker Bell adıyla perdeye geliyor.

Trans bir karakterin sefil konumdaki zavallı bir eroin bağımlısı olarak perdede arzı endam etmesi ilk izlenim olarak transfobi kuşkusu verebilir ama öte yandan trans çocukların varlığının da aynı filmde perdeye yansıtılmış olması madalyonun diğer yüzü. Ayrıca küçük Michael’ın okuldaki sınıf arkadaşları tarafından “ibne” olduğu şeklinde damgalanarak zorbalığa maruz bırakılması ve de yakın erkek arkadaşıyla el ele tutuştuğu kısa bir sekansın perdeye gelmesi de eşcinsel kimliğini açıktan yaşayan bir birey olduğu kaydedilen Chambers’ın farklı cinsel yönelimlerin çocukluktan itibaren var olduğuna dair motifleri senaryoya yedirme niyeti taşıdığını gösteriyor.

 

(*) https://ekdergi.com/karanliktan-gelen-dogum-sonrasi-depresyon-alegorisi-mi/

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.