Bazı sanatçıları tek bir kimliğin içine yerleştirir, sonra onları orada unuturuz. Bir karikatüristi yalnızca karikatürleriyle, bir mimarı yapılarıyla, bir ressamı tuvallerindeki renklerle hatırlarız. Oysa gerçek sanatçı, kendisine çizilen sınırların hiçbirine bütünüyle sığmaz. Güngör Kabakçıoğlu da uzun yıllar Türk karikatürünün önemli ustalarından biri olarak tanındı. Gazete ve ddergilerde yayımlanan çizgileri, portreleri ve kendine özgü mizah diliyle...
Son Yazılar:
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Fotoğraf ve Felsefe
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Asmalımescit-Tepebaşı-Şişhane Hattı: Bir Sanat Coğrafyasının 1990 Sonrası Dönüşümü
Çizginin Öteki Yüzü: Ressam Güngör Kabakçıoğlu
TRANSENDENTAL LOGOS/ VACH
Yazar: Mehmet Günyeli
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Tuncer Türkkan’ın grafik tasarımdan resme uzanan görsel dünyası Sanat tarihinin belleği her zaman adil değildir. Kimi sanatçılar yaşadıkları dönemin merkezinde görünür, isimleri kuşaktan kuşağa aktarılır; kimileri ise eserleri gündelik hayatımızın içine yerleştiği hâlde zamanla kendi yapıtlarının gölgesinde kalır. Tuncer Türkkan, Türkiye’nin grafik tasarım ve plastik sanatlar tarihinde yeniden hatırlanmayı hak eden bu ikinci gruptaki sanatçılardan...
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
Paris’ten Samsun’a Uzanan Bir Sanat Ağı – 1936 1936 tarihli bu kartpostal, yüzeyde sıradan bir haberleşme belgesi gibi görünse de, Cumhuriyet dönemi Türk sanatının kurucu kuşağına ait üç temel figürü aynı bağlamda bir araya getirmesi bakımından dikkat çekici bir tarihsel kayıttır. Paris’ten gönderilen kartın yazarı Zeki Faik İzer, alıcısı Samsun’da öğretmenlik yapan Zühtü Müritoğlu ;...
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Elimizdeki bu zarif Osmanlı dönemi bayram kartı, yalnızca geçmişten kalmış estetik bir obje değildir; aynı zamanda bir toplumun gündelik hayat anlayışını, bayrama yüklediği anlamı ve görsel kültürünü taşıyan küçük bir tarih belgesidir. Açan bahar dalları üzerine konmuş iki kuş, ortada yer alan hilâl ve yıldız motifi ve Osmanlıca bayram tebriği… Bütün bu unsurlar bir araya...
OSMANLI ŞEHİR HAYATINDA RAKI ve MEYHANE KÜLTÜRÜ
Osmanlı yeme-içme kültürü çoğu zaman saray mutfağı ve ihtişamlı sofralar üzerinden anlatılır. Oysa şehrin asıl gündelik hayatı, sarayın değil meyhanenin etrafında şekillenen daha sade ama daha canlı bir dünyaya aittir. Elimizdeki Ağa Rakısı etiketi, bu dünyayı anlamak için güçlü bir çıkış noktası sunar. Bir içki etiketinden yola çıkarak, Osmanlı’nın son döneminde rakının, meyhanenin ve sofra...
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
1929 tarihli bir kartpostal, bazen bir sergi kataloğundan ya da resmî belgeden daha fazlasını anlatır. Venedik’ten İstanbul’a, Feyhaman Duran tarafından Hikmet Onat’a gönderilen bu kart, iki ressam arasındaki kişisel dostluğun ötesinde, 1920’ler Türk resminin uluslararası temaslarını, kurumsal yapısını ve sanatsal yönelimlerini bir arada okumaya imkân verir. 1920’lerin sonlarında Venedik, yalnızca tarihsel bir kent ya da...
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
1957 yılında İstanbul’da düzenlenen Osman Hamdi Bey sergisi, yalnızca bir sanatçının ölümünden yaklaşık yarım yüzyıl sonra yeniden hatırlanması değildir. Bu sergi, Cumhuriyet’in kendi kültürel kökleriyle yeniden temas kurma arzusunun da sessiz bir ifadesidir. Sergi için hazırlanan bu katalog, Osman Hamdi’yi yalnızca tarihsel bir figür olarak değil; modern Türk sanatının kurucu bilinçlerinden biri olarak ele alır....
Elif Naci: Genç Cumhuriyetin Sanata Açılan Penceresi
1930 yılı… Genç Türkiye , henüz on yaşında. Harf İnkılabı’nın mürekkebi kurumamış, dilde ve fikirde büyük bir dönüşüm rüzgârı esiyor. İstanbul hâlâ eski zamanın yorgunluğunu taşırken, yeni bir kültürün ilk adımları da bu sokaklara sinmeye başlıyor. Tam bu atmosferde, bir sanatçı çıkıyor karşımıza: Elif Naci. Bu küçük davetiye, belki bir cebin köşesinde taşınmış, belki de...
BİR ZARFIN HATIRLATTIKLARI: TAN GAZETESİ, AYDINLAR ve SESSİZ BİR BASKIN
Türk basın tarihinde bazı belgeler vardır ki, tek başlarına bir dönemin siyasal ve entelektüel iklimini anlatmaya yeter. Tan Gazetesi’ne ait bu zarf da, 1940’lı yılların Türkiye’sinde basın, siyaset ve aydınlar arasındaki gerilimli ilişkiyi somutlaştıran nadir tanıklıklardan biridir. Bir gazete zarfı üzerinden okunabilecek bu hikâye, yalnızca bir yayın organının değil, bir düşünce çevresinin ve bir entelektüel...
Kitaplardan Bir Kimlik İnşa Etmek
On Beş Yaşın Pusulası Bugünün dünyasında her şey çok hızlı. Bilgi ayak üstü tüketiliyor, duygular ekran kaydırmaları arasında kaybolup gidiyor. Oysa bizim kuşağımızın, özellikle de o 15-16 yaşlarımızın bambaşka bir ritmi vardı. O yaşlar, bir insanın sadece büyüdüğü değil, asıl kimliğini inşa ettiği, ruhunun derinliklerine o ilk tohumların serpildiği yıllardır. Benim hikayem, pek çoğumuz gibi...
- 1
- 2









