Osmanlı yeme-içme kültürü çoğu zaman saray mutfağı ve ihtişamlı sofralar üzerinden anlatılır. Oysa şehrin asıl gündelik hayatı, sarayın değil meyhanenin etrafında şekillenen daha sade ama daha canlı bir dünyaya aittir. Elimizdeki Ağa Rakısı etiketi, bu dünyayı anlamak için güçlü bir çıkış noktası sunar. Bir içki etiketinden yola çıkarak, Osmanlı’nın son döneminde rakının, meyhanenin ve sofra...
Son Yazılar:
OSMANLI ŞEHİR HAYATINDA RAKI ve MEYHANE KÜLTÜRÜ
Matbu dergi [artık] fuzuli bir iş mi?
İç Savaşın Estetiği, Barışın Ütopyası: Yücel Kayıran Şiirine Dair Beş Tez
Karacaoğlan Hâlâ Otobüse Bindirilmiyor
72. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’nda yılın öykü kitapları belli oldu
Arsız Beliriş
CAUSA SUI/ ÖZ DÖNGÜ: Kozmik zihnin sihirli görselleri
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Yazar: Mehmet Günyeli
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
1929 tarihli bir kartpostal, bazen bir sergi kataloğundan ya da resmî belgeden daha fazlasını anlatır. Venedik’ten İstanbul’a, Feyhaman Duran tarafından Hikmet Onat’a gönderilen bu kart, iki ressam arasındaki kişisel dostluğun ötesinde, 1920’ler Türk resminin uluslararası temaslarını, kurumsal yapısını ve sanatsal yönelimlerini bir arada okumaya imkân verir. 1920’lerin sonlarında Venedik, yalnızca tarihsel bir kent ya da...
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
1957 yılında İstanbul’da düzenlenen Osman Hamdi Bey sergisi, yalnızca bir sanatçının ölümünden yaklaşık yarım yüzyıl sonra yeniden hatırlanması değildir. Bu sergi, Cumhuriyet’in kendi kültürel kökleriyle yeniden temas kurma arzusunun da sessiz bir ifadesidir. Sergi için hazırlanan bu katalog, Osman Hamdi’yi yalnızca tarihsel bir figür olarak değil; modern Türk sanatının kurucu bilinçlerinden biri olarak ele alır....
Elif Naci: Genç Cumhuriyetin Sanata Açılan Penceresi
1930 yılı… Genç Türkiye , henüz on yaşında. Harf İnkılabı’nın mürekkebi kurumamış, dilde ve fikirde büyük bir dönüşüm rüzgârı esiyor. İstanbul hâlâ eski zamanın yorgunluğunu taşırken, yeni bir kültürün ilk adımları da bu sokaklara sinmeye başlıyor. Tam bu atmosferde, bir sanatçı çıkıyor karşımıza: Elif Naci. Bu küçük davetiye, belki bir cebin köşesinde taşınmış, belki de...
BİR ZARFIN HATIRLATTIKLARI: TAN GAZETESİ, AYDINLAR ve SESSİZ BİR BASKIN
Türk basın tarihinde bazı belgeler vardır ki, tek başlarına bir dönemin siyasal ve entelektüel iklimini anlatmaya yeter. Tan Gazetesi’ne ait bu zarf da, 1940’lı yılların Türkiye’sinde basın, siyaset ve aydınlar arasındaki gerilimli ilişkiyi somutlaştıran nadir tanıklıklardan biridir. Bir gazete zarfı üzerinden okunabilecek bu hikâye, yalnızca bir yayın organının değil, bir düşünce çevresinin ve bir entelektüel...
Kitaplardan Bir Kimlik İnşa Etmek
On Beş Yaşın Pusulası Bugünün dünyasında her şey çok hızlı. Bilgi ayak üstü tüketiliyor, duygular ekran kaydırmaları arasında kaybolup gidiyor. Oysa bizim kuşağımızın, özellikle de o 15-16 yaşlarımızın bambaşka bir ritmi vardı. O yaşlar, bir insanın sadece büyüdüğü değil, asıl kimliğini inşa ettiği, ruhunun derinliklerine o ilk tohumların serpildiği yıllardır. Benim hikayem, pek çoğumuz gibi...
Toprağın Evrensel Sesi: Sadi Diren ve Seramiğin Modern Dönüşümü
Elimizde tuttuğumuz bu sararmış kağıt parçası, sadece nostaljik bir anı değil; Türk seramik sanatının dünya sahnesine attığı en güçlü imzalardan birinin belgesidir. 16 Ocak 1960 tarihinde Milano’daki Galleria d’Arte Totti’de açılan bu serginin davetiyesi, genç bir sanatçının Anadolu’nun kadim çamurunu Avrupa’nın modern estetiğiyle nasıl buluşturduğunun sessiz tanığıdır. İtalyan sanat eleştirmeni Mario Monteverdi, Sadi Diren’in Galleria...
Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi
1957 yılının Ağustos ayında Edinburg’dan İstanbul’a, Cağaloğlu’nun o meşhur Afitap Müessesesi’nin sahibi kadim dostu Murtaza Kağıtçı’ya gönderilen bu kartpostal, basit bir selamdan çok daha fazlasıdır. Altındaki o tasarım şaheseri imza, Türkiye’nin yetiştirdiği en “dünyalı” sanatçılardan birine; Suavi Sonar’a aittir. Suavi Sonar’ın serüveni Sanayi-i Nefise’nin afiş atölyesinde şekillenmiş, İpek Film’de Nazım Hikmet ile kurduğu derin dostlukla...
BEYOĞLU’NDA BAHAR: BEDRİ RAHMİ SERGİSİ
“ Sanat Tarihinde Bir Belge Bir Dönem “ 1947 baharında, İstanbul’un kalbi Beyoğlu’nda, Asmalımescit’in dar sokaklarından birinde, Gamsız Apartmanı’nın birinci katında bir sanat yolculuğu başlıyordu. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun resim sergisine davet eden bu zarif davetiye, yalnızca bir sergiyi değil, aynı zamanda bir çağın ruhunu da bugüne taşıyan nadide belgelerden biridir. İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı küresel...
Ali Avni Çelebi ve Münih Günleri
Hans Hofmann’ın Çevresinde Bir Türk Ressam Cumhuriyet dönemi Türk resminin figüratif ve modernist açılımlarında özgün bir ses olarak öne çıkan Ali Avni Çelebi (1904–1993), Avrupa sanat eğitiminin etkilerini kişisel biçim anlayışıyla birleştiren ender sanatçılardandır. Elimizdeki kimlik belgesi, onun 1930–1931 Kış Semestrinde Münih’te sanat eğitimi aldığını kanıtlayan son derece kıymetli bir arşiv öğesidir. Bu belge yalnızca...
- 1
- 2









