Ben hayır dedikçe Onlar evet anladılar. Ben hayır dedikçe Evet anladı onlar… Bağırmaz olur muyum hiç İki gözüme iki kor Düşmüş gibi bağırdım! Canı yandığında annesini Çağıran çocuklar gibi Nasıl anlaşılırsa her dilde Öyle bağırdım işte… Evet hakim bey, evet evet Ben çırpındıkça yandı cennet Cennet çırpındıkça ben yandım! Ey o...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Herkes Kahraman Olmak İster; Peki Delikanlılık Nedir?
Biz bir toplum değiliz artık- belki de hiç olamadık… Toplumları yan yana tutan şey bir ortak düşe, rüyaya sahip olmak ve onu büyütmektir. Ortak düşler nasıl yaratılır? Her şeyden önce empati ve tahammül gerekir, çünkü toplum dediğimiz şeyi kuran aynılıkları değil farklılıklarıdır. Farklılıklar içinden doğan ortak his ve ruhsallık bir toplum olmanın teminatıdır. Ama ya...
Savaşın Çocukları (Şiir)
Sirenlerin pervasız çığlığı, Yüreklerini paraladı, ana babaların Füzeler, Şafak tellerinde asılı rüyalarına daldı bahar çiçeği çocukların. Çiçek kokulu kepeneklerine, yanan kuzucuklarını saran çobanlar şaşkın. Yamaçlar toz bulutu. Gökyüzü korkutucu bir aydınlıkta gece vakti, Çakan şimşekler çok yüksekten yere düşüyor, alev alev… Tanrıya yakaran hayatın çığlığı Her şimşek kuyruğunda donuk bir yıldız Kirlenmiş şehirlerin nefesi… Tutuşmuş...
Umut evden dışarıda (Şiir)
Resim: Ekrem Kahraman
EFLATUN (ŞİİR)
– çiçekli mısralar gölgesi…- Çiçekli mısralar gölgesine “Eflatun” diyerek...
Deniz Çöpçüsü (Şiir)
Pazartesi bir bot buldum – Paslı ve tuzlu bir deri. Geri verdim onu denize, içinde dans etsin diye. Salı günü otuz şilin değerinde bir gemi kalası. Gelecek kış Bir sandalye olacak, bir tabut, bir yatak. Çarşamba yarım teneke İsveç içkisi. Kafaya diktim. Sahil, deniz kızları ve meleklerle soğumuştu. Perşembe hiçbir şey geçmedi...
Hiçbir Şey Öğrenmemişiz Tarihten (Şiir)
Kurşunlanıp öldürüldü, hapsedildi zavallı çocuklar Diyorlar ki bize bıraktığınız gelecek gelecek bu… Kimse yoktu evde, savaştan kaçıyordu Şimdi güvende olmak evde olmak demek Gömülecek ceset yok, aklımız bize karşı. Bizim bombalarımızdı savaşı başlatan, Uzakta bir öfke seli, geçiştiriyoruz hepsini Yabancıdır diye kurbanları, umutsuzca çekip giden bizdik, Dedik bizim işimiz değil burayı güzel bir ülkeye...
Acıda Dinlenmiş Yüz (Şiir)
Bilemedin hangi aşkın fakiri olduğunu ışık çemberinden geçerken gölgelere sırrını bırakan gençliğin Gecelerin şerrinden kaçarken beyaz çarşaflara dökülen irin gövdesine hapsoldu yaşadığın çağın Kirlendi bir zaman baktığın her yer nefretin hazinesi oldu öfkenin doğurduğu torunlara Kimse bilmez yüreğinden geçenleri kendi yaprakları arasında kaybolmuş narin bir çiçeğin yanına otururken Şavkı yüzünde solmuş...
YAŞAM DERDİ (ŞİİR)
Tanı ağrı Anı ağ. ı An n a r Tan ağrısı Ta Ağrı’dan görünür ışığı Tanır onu utanır sanır ki sanrıdır Ölümsüz bir düşün peşinde insana inanır An inan Ağrı’dan ağrıya ağ ağ örülür Yaşlanır ömür beden gömülür üstüne örtülü gerçekler Gün be gün gün yüzüne elbet çıkar Çıkarır çıkarı çirkin yuvasından bir yılan gibi...









