Şiirin Enkazında İki Tek: Bir Hafıza Siyaseti Olarak İki Tek Türk şiirinin son kırk yılına bakıldığında iki büyük eğilim arasındaki gerilim hemen fark edilir. Bir tarafta şiiri büyük ölçüde dilsel bir deney alanı olarak gören, tarihin ve siyasetin ağırlığını estetik yapının dışında bırakmaya çalışan damar vardır. Diğer tarafta ise şiiri yalnızca bireysel duyarlılığın değil, toplumsal...
Son Yazılar:
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Kategori: Manşet
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Bozlu Art, yeni sergisi “Wab-sabi” ile sanatseverleri Mongeri Binası’ndaki mekânına davet ediyor. Ercan Akın ve Ayşegül Veryeri’nin yakın dönem çalışmalarını bir araya getiren sergi, çiçek tasarım stüdyosu ZOI iş birliğiyle gerçekleşiyor. İbrahim Cansızoğlu küratörlüğünde düzenlenen “Wabi-sabi” 18 Eylül-14 Kasım tarihleri arasında görülebilir. Kökeni Zen felsefesi ve Taoizm’e dayanan wabi-sabi, hem estetik hem de manevi anlamlar...
Asmalımescit-Tepebaşı-Şişhane Hattı: Bir Sanat Coğrafyasının 1990 Sonrası Dönüşümü
Soylulaştırma (gentrification) kavramı, kentsel sosyolojide bir semtin düşük gelirli veya eski sakinlerinin yerini, daha yüksek gelirli ve kültürel sermayesi güçlü yeni sakinlerin almasını tanımlar. Kavram İngilizce “gentry” (kibar tabaka) kökünden türemiştir ve ilk kez 1964’te sosyolog Ruth Glass tarafından Londra’daki işçi mahallelerinin orta sınıf tarafından devralınmasını anlatmak için kullanılmıştır. İstanbul’da bu sürecin en görünür örneklerinden...
Çizginin Öteki Yüzü: Ressam Güngör Kabakçıoğlu
Bazı sanatçıları tek bir kimliğin içine yerleştirir, sonra onları orada unuturuz. Bir karikatüristi yalnızca karikatürleriyle, bir mimarı yapılarıyla, bir ressamı tuvallerindeki renklerle hatırlarız. Oysa gerçek sanatçı, kendisine çizilen sınırların hiçbirine bütünüyle sığmaz. Güngör Kabakçıoğlu da uzun yıllar Türk karikatürünün önemli ustalarından biri olarak tanındı. Gazete ve ddergilerde yayımlanan çizgileri, portreleri ve kendine özgü mizah diliyle...
TRANSENDENTAL LOGOS/ VACH
Karşımızdaki tuvallerde şafağın görkemli kızları şekilsiz olandan forma girerek bedenleşiyor ve göklerin üst bölgelerinden, derin uzaydan imgesel mesajlar taşıyorlar. Her figür kendileri olmanın özel tarzı ve tuvaldeki görkemli duruşlarıyla belirmekteler. Hayalet imgeler olarak saf ve güçlü çizgilerle sanatçının fırçasından doğan kompozisyon farklı ilişkiler kuran figürlerle zenginleşerek gelecek zamanı kuruyor. Mother-Lotus’un çocukları kült ışıktan sızan mor...
Moksvin (Öykü)
Kafamın yanındaki cihazın düzensiz ötüşleri, çığlığı andıran bip sesleriyle birleşirken gözümde canlanan beyaz duvar kâğıdı ve ailemin haykırışları bedenimden kopmadan önce son gördüklerimdi. Şimdi tavandan bedenime bakıyor ve doktorların yaptıklarını anlamlandırmaya çalışıyorum. İşte annem az ötede ağlıyor; kapının dibinde diz çökmüş, gözyaşları yanaklarından hastanenin gri parkelerine damlarken ona ağlamamasını söylemek istiyorum: “İşte ben buradayım, sakin...
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
Sevgili Ahmet Abi, Biliyorum, sen kendine “abi” denmesinden hiç hoşlanmazsın (sana böyle “açık mektup” yazılmasından da hoşlanmazsın, mahcup olursun, ama bırak ben hissettiğim gibi davranayım, beni mazur gör, benim için mahcup olmayı göze al lütfen); sanırım bunun nedeni şairlerin aynı yaşta olduğuna inanmandır, yoksa başka bir şey değil. (Mesela kendini beğenmişlikten kaynaklanan bir alçakgönüllülük değil.)...
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Genç Cumhuriyet’in sosyal, kültürel ve sanatsal hayata dair tahayyülü, henüz savaştan yeni çıkmış bir ülkenin imkânlarından ibaretti. 1937 yılı, bu tahayyülün yerini giderek bütüncül bir kültür politikasına bıraktığı ve Türkiye’nin kültürel hafızasını uluslararası alana taşımaya başladığı bir dönem olarak karşımıza çıkar. Özellikle 1937’de katılınan Paris Uluslararası Sanat ve Teknik Sergisi, Türkiye’nin Türk kültürünü, erken sanayi...
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Sahildeyim. Üç-dört kedi önümde, ayaklarımın dibinde; kuyruklarını dolayıp, mırıl mırıl mamayı bekliyorlar. Dikkatim onlarda. Eğilmiştim. Elimdeki kuru mamayı dökme uğraşındayım. Rüzgâr var, hafif. Denizin sesi geliyor arkadan; sürekli, alçak tonda bir uğultu. Güneş suda parçalanıyor. Binlerce küçük ışık halkası gözümün kenarında titreşiyor. Birden başka bir şey. Tarif edemediğim bir şey. Seslenmedi kimse, dokunmadı, hiçbir gölge...
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Bu çalışma, postmodern sanatın biçimsel bir metamorfozdan ziyade, modernitenin rasyonalist, teleolojik ve logosentrik epistemolojisine yönelik köktenci bir yapı söküm hamlesi olduğunu iddia etmektedir. Metin boyunca, çağdaş kıta felsefesinin kuramsal kolonlarını oluşturan Lyotard, Derrida, Foucault, Baudrillard, Deleuze ve Guattari’nin kavramsallaştırmalarının, çağdaş sanatın ontolojik zeminini nasıl ikame ettiği soruşturulmaktadır. Ayrıca, postmodern estetikteki ironinin salt bir parodik indirgemecilik...









