Duruşunu al yanına, ben seni öper valize koyarım. Sessizliği cebimize koyup çıkalım arkamızda kalsın bizim olmayan yollar perdelerinde birikmiş akşamlar belki bir ülke buluruz yağmurunun dilini bilmediğimiz. Kalbini avcuma koy bir şehir geçsin içimizden kimsenin adını bilmediği bir şehir sokakları suskun, duvarları bizi tanıyan sen yürü, gölgene yetişirim dünyanın bütün saatlerini durdurayım ben, sesini yaprakların...
Son Yazılar:
Savaş Karşıtı Bir “Destan”: Troya Blues
Fredric Jameson ve Raymond Chandler: Tavizsiz Diyalektik
Yapay Zeka ve Wall Street Endişesi
Yuvanın Resmi
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Kategori: Manşet
yüzleşerek (şiir)
kapı aralık. imkansızı gördüm içeride o dalgın acı çeken çocuk, duruyordu sessizce. böyle değil midir dilsiz yaşamak tam bir savruluş içinde rüzgârla koşarak gözlerimizle işaret koyduğumuz yerde bıkkınlık darmadağınıklık güvendiğimiz ağaçlar arasında her gece ağaçlar konuşuyor duyuyorum bülbül bulamaz ki eşini sesini saklayan tomurcuklar var derin fısıltılar daha da derinlikte kırılacak belli doğadaki nizam...
Büyük Çiftlik Sahibinin Kızı (Şiir)
Gece denizde kıpırdanırken Ve ateş insanları çevresine toplarken, Derlerdi ki onun güzelliği Dudaklarda bir ezgiydi. Ve mum ışığında çok az kişi Onu fazla gururlu olduğunu düşünürdü, Çünkü büyük çiftlik sahibinin evi Ağaçlarından bilinirdi. Onu gören erkekler Derin derin içer ve susarlardı, Kadınlar ise konuşurdu O her nereye gitse – Çalınan bir çan gibi Ya da...
bozuk gül (şiir)
oturmuyor gediğine boşluğa uymuyor Kuşlar yalnızlığı kim denese oyuyor kilidi öfke ev çocuğun haddine mi baba hep eşikteyse boşalsa da zemberek kulak asılmıyor çünkü zıvanadan çıkan sese kopmuş bir kere hayat kapıldığından odalar aynadaki ilk hevese gülü bozuk unutmanın güze göre değil istek Akşam kısa gölgesinden denk gelmiyor herkese
Gökalp’lerin Gülsün’e Limon Çiçeği Kolonyası Şiiri
Bayındır’ın ÇalıBaba Dağında ateş yaktım ilim ile irfana, hu dost, gel otur, yavaş sesle konuş kulağıma işBu Siliver! Yârenler, fâni, şu âlem için kin tutmayıp o an eşitle ve adınla şuncağız gün gece konuşan herBir nesneyi Sevi yâresi mi? Ah, kanar desem,...
Aşk Üşümesin (Şiir)
Gelmiyor gitmiyorsun Olmuyor duymuyorsun Ordasın çok uzakta Ordasın yıldızlarda Ordasın Orda bir başına Sarıldım bulutlarına Anılar seni incitmesin Sarıldım yokluğuna Ayrılık seni üzmesin Aşk üşümesin Aşk üşümesin Resim: Emil Nolde
otopsi (şiir)
bir otopsi masası iki kişilik dilsiz bir kadın yatıyor esmer başında genç kumral bir adam neşteri sıkıştırmış kemikli parmaklarına göğüs kafesini açıyor özenle her çaktığım çiviyle ayrıldım kapından tartmaya vaktim yoktu kalbimdeki ağırlığı utangaç bir rica edasıyla ayaklandı kadın olduğu yere yığılıp kaldı hareketsiz elinde neşter tutan genç adam derin bir uykudaydım uyandım acı bir...
kendimi kazdığım derin (şiir)
bir sabah, aynaya baktım yüzümde eski bir yangının külleri vardı zaman, iz bırakmakta usta sanki her gün biraz daha silip yeniden yazmış beni bakışlarımın ardında bir yabancı geziniyordu tanıdık ama adı unuttuğum biri “bu ben miyim?” dedim sesim, camın öte yanına geçemedi bir zamanlar inandığım her şey sessiz bir kül tabakası gibi duruyor içimde külle...
Günümüz Profesyonel Matematiğinin Sonu Üzerine
Berlin Duvarı’nın yıkıldığı günlerden bundan yaklaşık on yıl öncesine kadar düşünce hayatıma yön veren soru aşağı yukarı şuydu: Nasıl olmuştu da doğa bilimlerinin birkaçı, sosyal bilimlerden niteliksel olarak çok daha etkileyici bir düzeye ulaşmıştı? Bu mesele üzerine düşünmeye başladığım ilk yıllarda, henüz lisans öğrencisiyken George Smith’le tanıştığım için soruyu çoğu zaman kanıt meselesi üzerinden kuruyordum....
“Bakışın Nesnesi” Akademililer Sanat Galerisi’nde
15 Ekim – 21 Kasım 2026 Akademililer Sanat Galerisi, 15 Ekim – 21 Kasım 2026 tarihleri arasında, natürmortu 16 sanatçının farklı görme biçimleri ve sanatsal dilleri üzerinden ele alan “Bakışın Nesnesi” başlıklı karma sergiye ev sahipliği yapıyor. Joel Menemşe tarafından düzenlenen sergi, yolları farklı dönemlerde Akademililer’de kesişen sanatçıları yeniden bir araya getiriyor. Yüzyıllardır sanat tarihinin...









