Doğrusu, arkaik ve trajik figürlerin şiddet aracılığıyla adaleti sağlaması fikri, pek çok türde sürmüştür. Silah sanayisindeki teknolojik gelişmeler ise ölüme, dahası öldürmeye farklı ve yeni bir muhteva katmıştır; yeni bir davranış kalıbı inşası söz konusudur burada. Şu yoksul döşenmiş yeryüzünde, bir şey vardır ki, pek sık buyur ederiz hayatımıza: kötülük. Üstelik bu, insan üretimi bir...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Ayhan Işık’tan Kenan İmirzalıoğlu’na Cingöz Recai
Bildiğimiz anlamda polisiye ya da cinai veya dedektiflik romanlarını 19. yüzyıla borçluyuz. Özellikle de endüstri devrimiyle büyüyen, bünyesinde toprağından sürülen yoksulları barındıran ilk modern metropoller (Paris, Londra, Newyork) suçu da beraberinde getirecektir. Cinayet, kentin varoşlarında biriken öfke ve sefalet, endüstri çağını selamlayan makine ve buhar istifine eşlik ediyordu. Polisiye işte böyle gerilimli (sınıf savaşına gebe)...
Zorbalık ve Tereddüdün Kesişimi
Festival filmleri tek tipleşti, hikâyelerin cesareti belli bir çıtayı aşamıyor, dolayısıyla bir yere gelip tıkandı anlatı. Yeşim Ustaoğlu’nun son filmi Tereddüt sansürlü versiyonu ile gösterime girdi. Artı 18 yaş sınırı getirilip bakanlık desteğinin geri çekilmesi ihtimaline karşı önlem alınan filmde sevişme sahnelerinin ‘yeniden kurgulandığı’ belirtiliyor. Özellikle Elmas ile kocasının cinsel ilişkisini aktaran bölümlerde kesintiye gidildiğini...
En İyi Arkadaşım Performans Sanatçısı
G-20 zirvesindeki zombili performans insanları çok etkiledi. Sırf bundan dolayı performans diye bir sanatsal eylemin farkına varan insanlar oldu; şahidim. Aslında şirketlerin dünya üzerindeki sömürücü egemenliğine karşı politik bir protestoydu. Fakat estetikti; özellikle de 11 Eylül sonrası pıtrak gibi çoğalan zombi filmlerine bilinçli bir gönderme taşıyordu. Walking Dead… Mesaj çok açıktı: kapitalizm öldürür ve bizi...
GÜNÜMÜZ ÖYKÜSÜNDE YAZINSAL YOLCULUĞUN ROTASI
Öykü yazarı tam da “buldum” dediği anda yitirdiği kahraman için bambaşka bir öyküde ağıtlar yakabilir, ancak kayboluşun; anlatılanla paralel olarak ortaya çıkan o “yok oluşun” hazzını yalnızca kendisiyle paylaşacaktır. Öncelikle bir okur gözüyle belirtmem gerekenlerden yola çıkmalıyım. Öykücü, bir olay aktaran, kısa da olsa bir serüvene çağıran kimliğin ötesine geçmiştir bugün. Bir kimliği, bir iç...
Georges Bataille: Edebiyat ve Kötülük (1958) | Türkçe Altyazılı
Çeviri: Ümid Gurbanov Twitter: http://twitter.com/umidgurbanov Blog: http://birnevidipnot.blogspot.com
Sinemada Devrim Olan Kadının Adı: MÜJDE AR
Fotoğrafları, afişleri duvarlarımızı süslemeye başladığında ilk gençlik düşlerimizin Bihter masumiyetindeki Müjde Ar’ı, sinemada devrimin adı olmaya da adımını atmıştı. 1980 sonrasının arayışları içinde bireyin sorunlarına yönelen filmlerin yanı sıra kadın filmleri önemli bir yer tutar. Kadın filmlerinin en önemli ismi ise, her döneme uygun filmler yapan ve kendisini sürekli yenileyerek üretimini sürdüren Atıf Yılmaz’dır. Erkek...
NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜNÜ KRALDAN KABUL EDİN!
Nobel Tolstoy’u ödüle aday gösterince yerleşik fikirler ve kurumlarla başı hoş olmayan Tolstoy paranın hayırdan ziyade kötülük getireceği inancıyla duruma müdahale eder ve sonuçta ödül (ölümünden bir yıl önce) İtalyan şair Giosue Carducci’ye verilir. 2016 yapımı “El Ciudadano Ilustre” (Saygın Vatandas) adlı filmin açılış sahnesinde kurgusal Arjantinli yazar Daniel Mantovani Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını yapmak...
“Boşa mı gidecek bu kadar çaba/ içim ürperiyor ya evde yoksan!”
Çünkü yaşadığımız şirinler köyünde bu tip manzaralar yok!. Yalnızca başkalarının görebileceği Gargamel kâbusları bunlar. Dünyanın herhangi bir yeri işte… Bienal kapsamında İstanbul Kongre Merkezi ve Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında gerçekleşen Contemporary sanat etkinliğine katıldım. Yukarıdaki cümle neden bu kadar uzun oldu ki? Üstelik geriye dönmeyi yolda düşürmüşken!? Sergideki çalışmaların fotoğraflarını telefonlarıyla çeken insanların...
Hazzın günahı mı yoksa çalışmanın mı?
Tıpkı “Yengeç Dönencesi” kitabındaki gibi, “Clichy’de Sessiz Günler”de Henry Miller’ın Paris yıllarının izlerini taşır. Serseri bir hayatın hikayesi anlatılır bu kitaplarda. Nereye savrulacağı belli olmayan ama savrulacağı yerin nasıl olacağının bilindiği bir hayat… Max Horkheimer ve Theodor Adorno’nun 1956 yılında yeni bir Komünist Manifesto yazma niyetiyle gerçekleştirdikleri, üç hafta süren tartışmaları bir kitapta toplanmış ve...









