ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ

Oooh Oh! (1978) adlı erotik güldürü filmi hakkında Eleştirel Kültür’de geçen Pazar yayınlanan yazımın (*) giriş kısmında “Yeşilçam’daki erotik filmlerde Yeşilçam’a göndermelerle karşılaşılması, hatta tamamen kendine dönüşlülük eksenli Yeşilçam erotik filmlerine rastlanılması ender bir durum değil” saptamasını yapmış, bu minvalde erken ve en bilinen örneklerden birinin Mine Mutlu’nun kendini canlandırdığı, bir grup hayranının Mine Mutlu’yu kaçırıp alıkoymasını öyküleyen Tatlı Tatlı (1975) olduğunu not etmiştim. Bu yazıda en az en az Tatlı Tatlı kadar ilginç kadar ilginç bir diğer ‘kendine dönüşlü’ Yeşilçam erotik filmini, Ay, Aman, Of!’u (1979) mercek altına alacağım.

Önce terminolojiye açıklık getirmekte yarar var. Kendine referanslılık veya öz göndermeler içermek ile kendine dönüşlülük tanımını kullandığım durum tam olarak birebir aynı olgulara işaret etmiyor. Bir filmde o filmin örneğin öncüllerine ve/veya benzerlerine, bağlantılı başka filmlere, oyunculara ve saireye açık, doğrudan göndermeler mevcut olması, kendine dönüşlülük durumunda da genellikle söz konusu olabilen ama kendine dönüşlülüğün böylesi göndermelere indirgenemeyeceği durumlardır. İngilizcedeki self-reflexiveness teriminin karşılığı olarak kullanmayı tercih ettiğim kendine dönüşlülük ise (sinema bahsinde) bir filmin, ait olduğu türe veya ekole veya geleneğe dair farkındalık içermesi, bu farkındalığı bariz biçimde yansıtması ve bunu bariz biçimde yansıtırken dolaylı olarak da olsa bu minvalde bir tefekkür imlemesidir. “Kendine dönüşlü” yerine bu kavramı Türkçe’de daha iyi kapsayan başka, tekil sözcükler de üretilmiş durumda ama “kendine dönüşlü” kalıbını mevcut alternatifler içinde en az yabancılaştırıcı, en az kulak tırmalayan olarak tercih ediyorum.

Yeşilçam tarihinde Ay, Aman, Of! adlı bir de 1972 yapımı, başrolde Sadri Alışık’ın yer aldığı bir çapkınlık güldürüsü filmi var. Yeşilçam’da yedi yıl sonra aynı adlı ama farklı bir film daha çevrilmiş olmasının sebebi muhtemelen 1979 yapımı filmin öncekinin sansür onay belgesiyle gösterime çıkarılarak sansürü bypass etme saiki olsa gerek.

1979 yapımı erotik Ay, Aman, Of!’un yönetmeni ve senaristi 1960’lı yıllarda Gözleri Ömre Bedel (1964) gibi çok sayıda Türkan Şoray filmi yönetmiş olan Ülkü Erakalın. Ana-akım Yeşilçam menşeili bu emektar sinemacı 1970’li yılların ikinci yarısında “seks filmleri furyasının” da önde gelen yönetmenlerinden olacak, Yeşilçam’daki erotik filmler furyasının ilk yıllarının prima donnaları Mine Mutlu ve Arzu Okay’ın sinemayı bırakmalarının ardından furyanın en revaçtaki yıldızı konumunu elde etmiş olan Zerrin Egeliler’in baş rolde oynadığı 18 film yönetecekti. Bu arada Egeliler’in 1979’da tam 37 filmde rol almış olduğunu da kaydedeyim (kaba bir hesapla 10 günde bir film ediyor).

Ay, Aman, Of! Zerrin Egeliler’in obsesif derecede tutkulu bir hayran kitlesine sahip bir “seks filmleri” yıldızı olduğuna dair bir Zerrin Egeliler filmi; benzer bir tespiti Mine Mutlu özelinde Tatlı Tatlı için de yapabiliriz. Dolayısıyla gerek Tatlı Tatlı’da gerek Ay, Aman, Of!’ta söz konusu olan kendine dönüşlülük örneğin Yeşilçam “seks filmlerinin” konvansiyonlarına, kalıplarına, “klişelerine” ilişkin değil, bu filmlerin toplumsal bir vakıa niteliklerine, bu filmlerin de bir “yıldız sistemi” oluşturmuş olmalarına ve bu yıldızların sadık, hatta obsesif hayran kitlelerinin mevcut olduğuna ilişkin bir kendine dönüşlülük.

Ay, Aman, Of! taşradaki bir kahvehanenin Aydemir Akbaş tarafından canlandırılan Hasan adlı çırağının neden ortalıkta olmadığını sorgulayan kahvehane işletmecisine kahvehanedeki müşterilerin Hasan’ın sinemaya gittiğini, çünkü sinemada Zerrin Egeliler’in bir filminin oynamakta olduğunu söylemeleriyle açılıyor. Daha sonra kahvehanenin tam karşısında Zerrin Egeliler’in muhtelif filmlerinin afişleriyle donatılmış sinemanın duvarı perdeye geliyor. Kahvehane işletmecisinin Hasan’ı sinemadan çıkarmasının ardından Hasan patronuna afişleri göstererek “Şu kadına bir bak usta!” diyor, “Sana ne ulan el alemin orospusundan?” karşılığını aldığında ise “Bana ne dersen de ama ona tek söz ettirmem; bir nefeslik canım Zerrin Egeliler’e feda olsun” diye tepki gösteriyor.

Bir sonraki sahne, kadraj dışı bir kişinin “Çekiyoruz, motor!” sesiyle ve Zerrin Egeliler’in göğüslerinin yakın plan çekimiyle başlıyor. Kadrajın daha geniş bir plana geçmesiyle Zerrin Egeliler ve Bülent Kayabaş’ın bir set ortamında öpüşmelerinin filme alınmasını izliyoruz, ta ki Ülkü Erakalın “Stop! Tebrik ederim çocuklar” deyince kadar (Ülkü Erakalın’ın doğrudan kendini canlandırdığı Zerrin Egeliler’in ona “Ülkü Bey” diye hitap etmesinden de belli oluyor).

Zerrin Egeliler çekim bittikten sonra “Anadolu’da milyonlarca hayranınız var” diyen bir organizatörün getirdiği turne önerisine “Ne şarkı söylemeyi becerebilirim ne de doğru dürüst konuşmayı” diyerek önce sıcak bakmıyor. Organizatörün bu çekinceye yanıtı ise manidar: “Düşündüğünüz şeye bakın Zerrin hanımcığım, sinemadan sahneye çıkanların hangi biri beceriyor ki! İki göbek, bir kalça, cumburlop paralar cebe…” Bu arada Egeliler’in annesi de “Gelecek için ne bir yaşam garantimiz var ne de sigortamız var” diye lafa karışıyor ve organizatörün “Bunca yıldır çalışıyorsunuz, neyiniz var?” şeklindeki yönlendirici sorusuna bir fabrikatör, Adanalı bir pamuk tüccarı ve benzerlerinin araba, mücevher gibi hediyelerini sayarak karşılık veriyor. Organizatörün “Üzülmeyin, bizde sanatçının sonu budur” sözü karşısında Zerrin Egeliler’i düşünceli bir hal alıyor…

Bir sonraki sahnede Egeliler ve beraberindekilerin Hasan’ın yaşadığı kasabaya gelişlerini izliyoruz. Nitekim Egeliler burada organizatörün dediği gibi bir göbek dansı performansı gerçekleştiriyor. Aralarında Hasan’ın da olduğu seyircilerin abartılı hayranlık ifadeleri ve jestleri sergiledikleri reaksiyonlarını içeren karşı açı planlar da arada perdeye gelmekle birlikte bu dans sahnesi 5 dakikadan uzun süresiyle başta sona filmde yer alıyor; yani Ay, Aman, Of!’ta bu dans sahnesi yalnızca konunun gelişimi içindeki bir unsur olarak değil başlı başına kendinden menkul bir seyirlik olarak da filmin seyircilerine sunuluyor.

Buraya kadar ortalama bir sinemaseverin bir “seks filminden” beklemeyeceği ölçüde zeki ya da hınzır, en azından ilginç diyaloglar ve mizansenlerle bezeli olarak ilerleyen Ay, Aman, Of! Zerrin Egeliler’in kasabadan ayrıldığında yolda üç erkek tarafından kaçırılmasının ardından hem senaryo hem de görsel-işitsel tasarımı açısından seviyeyi düşürüyor, pespayeleşiyor. Egeliler’i kaçıran erkeklerden birinin “Filmlerinde nasıl soyunuyordun soyun da görelim” demesiyle, yani bir nebze kendine dönüşlülüğün izini taşıyan bir replikle başlayan taciz sahnesi tecavüze dönüştüğünde röntgenci hazları teşvik eden ve altını çizen kimi kadrajlar bir yana, önce sitar, sonra elektro gitar soloları içeren heyecan verici bir müzik eşliğinde perdeye geliyor. Kamera açıları, kadrajlar ve müzik kullanımı tecavüzün “keyifle” (!) izlenmesini sağlamaya dönük tercihleri ortaya koyarken öte yandan Zerrin Egeliler’in maruz bırakıldığı cinsel şiddetten tiksinmekte olduğunu bazen kusacakmış gibi elini ağzına götürmesi dahil yüz ifadeleriyle başarıyla sergilemesi sahnenin sinemasal görsel-işitsel sunumu ile en iyimser bakışla tezat oluşturuyor, şayet kadının bu tiksinme durumunun da erkek izleyicilere haz vermesi murat edilmediyse.

Ay, Aman, Of!’un tekrar kısmen ilginçleşmesi ise tecavüz sekanslarının ardından Hasan’ın baygın haldeki Zerrin Egeliler’i bulması ile gerçekleşiyor. Egeliler ayıldığında karşısında gördüğü Hasan’ı da önce tecavüzcü sanarak kinayeli biçimde “Sen de doya doya erkekliğini göster” diyor ama Hasan “Yok canım, doya doya seyredeyim; aşığım sana” diye karşılık veriyor. Hasan’ın naif bir erkek olduğuna kanaat getiren Egeliler bilahare gönüllü olarak kendini Hasan’a ‘teslim etmeye’ (!) yeltense de Hasan sırtüstü yatmakta olan Egeliler’in bacak arasını kasketiyle örterek onun vücudunu ayaklarından başlayıp boydan boya usulca öpmekle yetiniyor. Hatta daha sonra Egeliler’in kendisini İstanbul’a davetini bile “Bana sinemadaki, filmlerdeki hayalin yeter” diyerek reddediyor.

Tam Ay, Aman, Of!’un Metin Erksan başyapıtı Sevmek Zamanı’ndan (1966) aşina olduğumuz “surete âşık olma” motifini içererek tekrar “seviye atladığını” düşündüğümüz anda en inanılmaz senaryo hamlesi geliyor ve Zerrin Egeliler’in İstanbul’a döndüğünde polise “hiç kimseden şikayetçi” olmadığını beyan etmesini dinliyoruz.

Ay, Aman, Of! yazının başlarında da belirttiğim üzere Yeşilçam’daki star sisteminin yalnızca ana akım sinemaya özgü olmadığını, merdivenin en alt basamaklarındaki “seks filmlerinin” de kendi içinde yıldızlar çıkarmış olduğunu, işin püf noktası şu ki bu filmlerin müdavimlerinin bu filmler ile olan ilişkisinin bu yıldızlara olan hayranlıkları üzerinden de işlediğini, pekiştiğini net biçimde sergileyerek kendine dönüşlü nitelik taşıyan bir erotik film. Yeşilçam’daki yıldızların sosyal güvencesizliğine ilişkin aradaki değinmeler de ayrıca dikkat çekici ve kayda değer. Bu arada Ülkü Erakalın’ın bu filmde kendi olarak göründüğü bir mizansen de yazıp sahnelemeyi tercih etmiş olması emektar yönetmenin bu filmlerle ya da en azından bu film ile anılmaktan gocunmak bir yana bunu istediğini ortaya koyuyor.

Son olarak, Hasan’ın Zerrin Egeliler’e “Bana sinemadaki, filmlerdeki hayalin yeter” demesi hayranların yıldızlara tutkusunun “surete âşık olma” minvalinde ele alınabileceğini düşündürmesi açısından ufuk açıcı. Ay, Aman, Of!’un anlatısının yıldız ile hayranının kendi yollarına giderek sonlanması üzerinde de ayrıca durmaya değer. Bu Yeşilçam erotik filminde, Anglo-Sakson romantik komedi başyapıtlarından Aşk Engel Tanımaz’da (Notting Hill, 1999) olduğu gibi güzeller güzeli bir yıldızın kendi sosyal çevresi dışındaki bir erkeğe gönlünü kaptırıp “onlar ermiş muradına” tarzı mutlu son yaşadıkları bir fantezinin sunumu söz konusu değil. Hasan’ı en fazla kendine özel imzalanmış bir fotoğrafa sahip olma ayrıcalığını bağrına basarak kaldığı yerden devam ederken, yani en başta olduğu gibi sinema salonunun loş ışıkları altında salonu doldurmuş diğer azgın erkek seyircilerle beraber Zerrin Egeliler’i büyük perdede izlemeye kendini kaptırmış bir halde bırakıyoruz.

 

(*) https://ekdergi.com/oteki-yesilcam-kuir-mizansenli-aydemir-akbas-filmi-oooh-oh/

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.