“Bir şey rica edebilir miyim?” Dedi, “Gelirken çarşaf da getirebilir misin, Bir de mum?” O, işten otele geçecekti direkt Akşam sekizde. “Kat görevlisi miyim ben?” Dedim. “Temiz temiz uyuruz, kırma beni;” Dedi, “Başkalarının izleri dokunsun İstemiyorum tenime.” “Bir tek kendi dokunuşlarımız yok Bizim çarşaflarımızda da, Merak etme.” Dedim. “Çok kabasın.” Dedi. “Muma bakarım.” Dedim. ...
Son Yazılar:
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Kategori: Manşet
EDİP CANSEVER ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR OKUMA
Bu metnin çıkış noktası, salt bir inceleme niyetinden ziyade, okuma deneyiminin zihinde ve duyarlıkta bıraktığı izleri anlamlandırma ihtiyacıdır. Çünkü bazı metinler yalnızca okunmaz; insanın iç dünyasında bir tortu bırakır, düşünceyi yeniden biçimlendirir. Bu yazı da tam olarak bu tortunun ifade edilmesi gerekliliğinden doğmuştur. Bazı insanların dünyayı algılama biçimleri birbirlerinden köklü biçimde ayrılır. Bu algılama...
Yanılgı Lekesi (Şiir)
bu limandan sonra venedik, yalancı düş lekesidir, sevgilinin boynunda uyanıp evin yolunu unutan beni bu sularla sınırlamak istersen, akşam sefasının denizi izlediği gondola bırakırsın, birbirine sırtını dönmüş iki kurşun artık çatal yapmayan dekoltenin kederini bölüşmek için kırgınlıklara ara verir, yitiririz yani sahip olduk sanılanları, asık bir yüz neşemizi bulandırmışken, ama yolun konuklarını beğenmeyen gitsin...
SÖYLEŞİRKEN BİR ŞAİR DOSTLA (ŞİİR)
akışsa tarih akışın bir yerinde geldim ben de yeryüzüne “hoş gelişler ola!” deme çağının geçtiğini sokağa taşan top peşinde koştururken taca atılmış bir hayatı oynayanların yüzüne yansıyanlardan sezmek aşıp da rastlantı şaşkınlığını dayadığında gençliğin şafağında sırtını yoklukların tekinsiz duvarına öfkeyle anlarsın o vakit sezgiden süzüleni: ne büyüsü var olagelenlerin ne tanrısı! ...
Stefan Zweig ve Viyana
Zweig‘ın gençliğini geçirdiği yılların Viyana’sında kolay ve tasasız yaşanırdı. Yoksulla zengin, Çek’le Alman, Yahudi’yle Hıristiyan arasında hep rahat ve barış dolu bir hava eserdi. Kent insanı keyif içinde rahat bir yaşam sürdürürdü. Avrupa kültürünün bütün sanat akımları bu kentte birleşmişti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti Viyana‘da insanlar aşırı bir istekle kültüre düşkündü. Mozart, Gluck, Beethoven, Schubert, Brahms...
Hüznün Mavisi
mavi bir hüzün çözülüyor içimde ince bir çizgiyim bugün ne tamamen varım, ne tamamen yok! ender ruhlar göçerken kamer ışığına kavuşuyor saf sevgi eksiliyor parça parça katılıyor göğün yüzüne. kelimeler geri çekiliyor dilimden çok şeyler susarken içimde sanki söylemek, var olmaya yetmiyor. yarım kalan yerden eksiliyor insan bir de yarım kaldığı yerden...
Charlotte Salomon’un Çığır Açan Sanatının Ardındaki Gizem
Naziler tarafından öldürülmeden önce Charlotte Salomon, benzersiz, türler arası bir sanat eseri yarattı; bu eser aynı zamanda bir cinayetin itirafı da olabilir. Charlotte Salomon’un olağanüstü eseri Leben? oder Theater? Ein Singespiel, ilk olarak 1960’ların başında sergilendi, ancak son zamanlarda daha geniş kitlelerce tanınır hale geldi. 769 tamamlanmış guaj ve 500 ek resimden oluşan bu resim döngüsü, İngilizce...
MASUMİYETİN YAMYAMLIĞI (ŞİİR)
Geceleri kükürt ve alkolik zihnim… Zindan Adası’nda söktüm lambama asılı sigarada gözlerimi. Hayali yaratıklar dehşet ve soğuk! Tapınırım onlara organlarımın kan içti vakit! Sığınakları parçalayan ve avucumda kanatlarını kopardığım kuşlar… Buz gibi zeminde ayaklarımı mora kesen ayaklarımı acıtan içimdeki dört köşeli iblis Çorak bir arazide pelinler karıştığında hücreme, üflerim damağımdaki suya Kabusunu Elm Sokağı’nın -Beni...
ESKİDEN (ŞİİR)
Canım şiir kardeşim Tozan Alkan için Bir göl daha aktı gözlerimden Kuğulara bakıyordu annem. Mektuptu babamın duyulmayan sesi Kasabayla şehir arasında kalmış. Yosunlar denizin yara izleriydi Kalbi kırılmış bir çocuk şarkı söylüyordu. Dağlar birbirine kavuşsun nefesiydi Nar ve begonvil kokusuydum. Datça’dan yeryüzüne gülümseyen Kediler yıldızlarla yarenlik ediyordu. ...
SANAT FUARI İZLENİMLER: ARTCONTACT
Bilgin Aygün’ün girişimiyle gerçekleşen ArtContact Sanat Fuarı İstanbul sanat ortamına taze bir girişle “Estetik Enerjiyi” şehrin kadim bölgelerine taşıdı. Dev bir binada gerçekleşen fuar sergilerinin en dikkat çeken sanatçıları İsmail Ateş ve İsmail Acar oldu. Fuarın estetik taşıyıcıları olarak eserleriyle ön plandaydılar.. İsmail Acar ve İsmail Ateş tuvalleri fuar alanının girişinde ve kalbindeydi. Mekana her...









