Bugün, felsefeden ne bekleyebiliriz? Bu soru artık yalnızca akademik bir merak değil, bir çağın varoluşsal nabzıdır. Hakikatle ilişkimizi yitirdiğimiz, anlamın gündelik bir metin üretimine indirgendiği, düşünmenin yerini yorumun, eleştirinin yerini hızla değişen kanaatlerin aldığı bir dönemde felsefenin işi ne olabilir? Alain Badiou, Sonsuz Düşünce adlı kitabında bu soruya, düşünmenin dört temel boyutunu (isyan, mantık, evrensellik,...
Son Yazılar:
Savaş Karşıtı Bir “Destan”: Troya Blues
Fredric Jameson ve Raymond Chandler: Tavizsiz Diyalektik
Yapay Zeka ve Wall Street Endişesi
Yuvanın Resmi
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Kategori: Manşet
Hukuksal Emperyalizm: Geç Emperyalizmde Uluslararası Hukuk ve Bağımlılık
Son dönemdeki savaşlar ve emperyalist müdahaleler, uluslararası hukuku kamuoyu tartışmasının merkezine geri getirdi; bu durum genellikle “kurallara dayalı düzenin” krizi iddiaları arasında yaşanıyor. Uluslararası hukuk ve emperyalizmin birbirine zıt olgular değil, aynı tarihsel bütünlüğün çelişkili boyutları olduğunu savunuyorum. Marksist siyasi ekonomi, hukuk, bağımlılık ve emperyalizm eleştirisinden yola çıkarak, uluslararası hukuki biçimin bağımlı toplumsal oluşumlar içinde...
Yapay Zekânız Pek Güzelmiş de Mülkiyeti Kimde?
Marx bugün yaşasaydı ve EK Dergi’ye yazsaydı… “Yapay zekâ”yı görseydim kullanıp kullanmayacağımı soruyorsunuz. Hiç şüphelenmeyin, kesinlikle kullanırdım yoldaşlar, hem de belki sizi rahatsız edecek kadar çok kullanırdım. British Museum’da yıllarca rapor karıştırmış, arşivlerin tozunu yutarak yaşamış bir adamın, binlerce sayfayı taramasına, aradığı veriyi bulup çıkarmasına yardım edebilecek bir makineyi görüp de bundan ahlaki nedenlerle uzak...
CEP TELEFONLARI SANATI NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?
Camın Arkasında Boya ve Piksel İlişkisi Günümüzde resimle karşılaşma biçimimiz köklü ve geri dönülemez bir dönüşüm geçiriyor. Bir müze ya da galeride, yapıtın mekânsal varlığı karşısında kurulan izleme deneyimi ile aynı yapıtın bir akıllı telefon ekranındaki pikselli yansımasına bakmak ontolojik düzeyde farklıdır. İlkinde resmin fiziksel gövdesi, boya katmanları ve malzemenin saf direnciyle doğrudan muhatap oluruz....
THOMAS BALKENHOL: “BİR FİLMİN KURGUSUNU YAPACAK KİŞİ, SENARYOYA BAKAN İKİNCİ KİŞİ OLMALI.”
Almanya’nın Hessen eyaletine bağlı Hadamar şehrinde doğdunuz. Üç yıl orada yaşadım. Daha sonra yine Hessen eyaletine bağlı Fritzlar’a taşındık. Babam, orada lise edebiyat öğretmeniydi. Küçük ve güzel bir kasabaydı. Orta Çağ’dan kalmış kuleler, kiliseler vardı. Dört erkek kardeştik, annem ev işleri yapıyordu. Babam, II. Dünya Savaşı sırasında önce Fransa’daydı sonra İtalyan Partizanların safına geçti. Dolayısıyla...
KİTSCH, İRONİ VE POSTMODERNİZM: JEFF KOONS
1980’lerin sonlarından itibaren ortaya çıkan çağdaş sanat eğilimlerini bütünsel olarak tanımlayabilecek bir terim ortaya atılamamıştır. Ancak çağdaş sanatın baskın karakterlerini yansıtan yaklaşımların varlığı gözlemlenmiştir. Bu yaklaşımları anıtsalcılık; (çok büyük boyutlarda yapıtlar), deneyselcilik; (kırılmış, katlanmış ya da zaman içerisinde yok olan yapıtlar) ve sansasyonculuk; (sanatsal, felsefi, sosyokültürel) anlamda tartışma yaratan yapıtlar olarak sıralanabilmektedir. Sansasyonculuk ve anıtsalcılık,...
ŽİŽEK’İN YAMUK BAKIŞI VE HAKİKATİN KARANLIK YÜZÜ
Gerçeği Görmek İçin Neden Yamuk Bakmalıyız? Modern insan kendisini gerçeğe her zamankinden daha yakın hissetmektedir. Bilimin ilerlemesi, iletişim teknolojilerinin gelişmesi ve bilgiye ulaşmanın kolaylaşması, insanlığın dünyayı daha açık ve doğru biçimde kavradığı düşüncesini güçlendirmiştir. Ancak çağımızın temel çelişkisi tam da burada ortaya çıkar: İnsan hiç olmadığı kadar çok şey bilirken, bildiği şeylerin ardındaki görünmez düzenekleri...
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Anne Carson ile ilk kez 1988’de Kanada’da bir yazar atölyesinde tanıştık ve o zamandan beri birbirimizin eserlerini okuyoruz. Aşağıdaki röportaj, her zamanki sohbetimizle Carson’ın eserlerinde ele aldığı mistisizm, antik çağ, saplantı ve arzu gibi konular üzerine yaptığımız tartışmaların bir karışımıdır. Carson, 21 Haziran 1950’de Toronto’da, Margaret ve Robert Carson’ın ikinci ve son çocuğu olarak dünyaya...
Yedi Deli Tek Zihin
I. Bir Kentin ve Bir Çağın Uğultusu Önlenemez biçimde yıkılan bir toplumun uğultusu arasında ince nakış işlemeyi düşünmek söz konusu olamaz. – Roberto Arlt Buenos Aires, 1929. Kent, kendi nüfusunu hazmedemeyecek kadar hızlı büyümüş. Avrupa’dan gelen göç dalgaları limanı, sonra mahalleleri, sonra dili doldurmuş; İtalyan, İspanyol, Alman, Yahudi, Levanten. Herkes aynı avlulu yoksul evlerde (conventillo), birbirinin...
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Bu yılın sonundan önce, Amerika Birleşik Devletleri iki siyasi rekor kıracak. Organizatörlerin kendi tahminlerine göre, 28 Mart’taki Kral Yok Günü, yakın Amerikan tarihindeki en büyük tek günlük protesto oldu. Aynı zamanda, hiçbir ABD başkanı Donald Trump kadar görevdeyken zenginleşmeyi başaramadı; 2026, kariyerinin şimdiye kadarki en kazançlı yılı olacak gibi görünüyor. “Hiperpolitika” kavramı, bu eş zamanlı...









