Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’nun 2024-2025 Tiyatro Sezonunda dünya prömiyerini yapan ünlü oyuncu Başak Şamlıoğlu Huvaj’ın yazdığı, Hasan Şahintürk’ün yönettiği “Hrisantos’u Kim Öldürdü?” oyunu 23 Temmuz 21:00’da Kadıköy Özgürlük Parkı amfi tiyatrosunda! 21 Ocak 1929’da Tatavla’da ne olmuştu? Bakkal Yanni’nin rakı sevdasından mı olmuştu olan yoksa Terkos donmuştu da su mu yoktu? 500 ahşap ev yanmıştı da...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Manşet
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
”Karanlık bir distopyada, vicdani bir yüzleşme” ”Bizim yerimizde olsaydınız, siz ne yapardınız?” işte bu soru ile başlıyor, sert bir vicdan muhasebesi. Peki ya sonra? İlâhi bir takip olan vicdan mı? Yoksa tüm zayıflıklarını kapkaranlık bir kuyuya hapsederek, kendi sesini bile duymamazlıktan gelen insanoğlu mu kazanıyor bu ağır sınavı? ”Işıltılı Haşerat” işte bu sorunun cevabını izleyiciler...
Yolun Yükü
Yola çıkalı ne kadar olmuştu bilmiyordu. Fakat sabahın ilk ışıklarında etkisiz olan güneş şimdi tepesine dikilmiş bütün varlığıyla gücünü hissettirmeye başlamıştı. Gözlerini güneşten ayırıp önünde uzanan yola çevirdi. Bu yolun nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyordu. Yol bütün ağırlığıyla uçsuz bucaksız bir halde karşısında uzanıyordu. Yolda olması bir davet değildi, kendini bildi bileli bu yolun yükünü...
Kadir Ağabey’in Ardından
Türk Sineması’nın en güzel gülen aktörünü ve İzzet Günay’a ayrı bir parantez açarak Yeşilçam’ın son büyük jönünü kaybettik. Sanatçı, kapağımıza da konuk olan, Atıf Yılmaz’ın unutulmaz “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın yanı sıra, “Bodrum Hâkimi”, “Devlerin Aşkı”, “Ah Güzel İstanbul”, “Kırık Bir Aşk Hikâyesi”, “Bir Yudum Sevgi”, “Yılanların Öcü”, “Sen Türkülerini Söyle”, “Tatar Ramazan”, “Karılar Koğuşu”...
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
sökük yaralara ayışığı sürmek görevi olmalı bir şairin birsevgiyi damıtmak hırçın aşklardan devşirdiği acıların defterlerini dürmekse aklına ilk getirdiği bir okul çocuğunun düşürdüğü yalnızlığı parça pinçik etmek olmalı farkettirmeden ikincisi her toplayışımda yeniden dağıtıyorsam yeniden toplayabilmek için yaşamda kime göre neye göre hep hata veren kendimi asıl iken bu yaşam denen hazret sırtımda astarı hastasıyım...
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Bu sabah bir umut var içimde Diyerek En büyük yalanını söyledi Vega umuda yapım eki getirmeye korktu edebiyat hocaları Ve Turgut Uyar okutmaya Damperli kamyonlar geçti sabah mahmurluğunun üzerinden Üst katta altı dolu çığlıklar Komşu permatikle bileklerini kesti Bir yıldız kayarak düştü gökyüzünden İncindi, Bir ince gülüş yüzünü bana döndü penceremden Kulağına takılı...
VİŞNEÇÜRÜĞÜ DÜNYA (ŞİİR)
Kaostan dünya Vişneçürüğü sürer Beton duvarlarına Soluk ruhlu renkleri Kasten seçer Güzelliği gölgeler Sefaleti yayar Bir virüs gibi Aklında ne mantık Ne de empati var Dünyanın kalp atışında İfritin kazanı kaynar Mağarasında yankılanır Kem kahkahalar Kötülük salgın burada Aşısı yok İnsanlığın yedek parçası da Resim: Fatma Tülin
Molto Simpatica (Şiir)
havada asılı duran beyaz çiçek ———-yukarıdan düşmüş yabancı huysuz kedi gibi mantığı tırmalarken rutin teftişin tam ortasında aynalara her zamankinden uzun bakan geçmişe fırlatılan o keskin hafıza geriye kalan soyut kelime parçaları kütleçekimsel zaman daralması eşliğinde eritirken içimizdeki tüm sınırları gece yarısı ansızın uyanan odanın iç sesleri ———-eski ateşlerin izlerini tırmalıyor açık pencerelerden...
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
adamın yazgısıydı kardan harfler tane tane düşerken kelimelerin gölgesine ağır usul örüyordu kendini halk çocuklarının elleriyle ve kömür karası düğmeleriyle kendi başlangıcına dönüyordu son kar delen bakışının aynasında yansıyordu bir beyazlık harfler bahanesiydi kardan adamın kadının yazgısıydı adamın kardan harfleri Resim: Andrew Wyeth
Yıllar Sonra Bir Akşam Yemeği (Şiir)
Bu akşam, Yıllar sonra Bir araya gelmiş bir kadınla adamın Misafiri olabilirdim Giritli’de. Zamanında Sahip çıkmadıkları aşklarının Bedelini öderlerdi Arkamdaki masada, Birlikte olmadan da Yaşamış olduklarını sınamaya gelerek Kendilerini Birbirlerinden. Donatırlardı masalarını, Bir deri bir kemiktir Ruhları. “Unutmaktan Dönemeyecek kadar İleri gittik çoktan öz saygımızdan biz.” Derdi kadın, Bıçağı tabağını ısrarla gıcırdatırken;...









