Sanatçının fırça kullanımındaki agresif enerji, bedenin yalnızca görülen değil hissedilen bir yüzey olmasını sağlıyor. Boya burada temsil aracı olmaktan çok, adeta etin kendisine dönüşüyor. Nesli Türk’ün “RAW-HAM” sergisi, izleyiciyi konforlu izleme alışkanlığından koparan varoluşun “ham” gerçekliğine davet eden bir düşünme alanı açıyor. Sanatçı, uygarlığın insan doğasıyla arasına koyduğu sınırı ortadan kaldıran idealize edilmiş estetik beden...
Son Yazılar:
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Fotoğraf ve Felsefe
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Asmalımescit-Tepebaşı-Şişhane Hattı: Bir Sanat Coğrafyasının 1990 Sonrası Dönüşümü
Çizginin Öteki Yüzü: Ressam Güngör Kabakçıoğlu
TRANSENDENTAL LOGOS/ VACH
Moksvin (Öykü)
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Yazar: Lütfiye Bozdağ
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Disiplinlerarası sanatçı Andreas Hoffmann, 1990’dan bu yana uluslararası platformlarda bağımsız sanatçı olarak çalışıyor; performans sanatı, enstalasyon, video ve fotoğraf arasında kurduğu geçişken ilişkiyle kendine özgü bir dil geliştiriyor. Onun için beden ne salt bir malzeme ne de yalnızca bir anlatı. Otuz yılı aşkın bir süredir Hoffman’ın performatif pratiğinin tam merkezinde yer alan beden, bir sorgulama...
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Uzun tarihsel dönemi boyunca sanat, bağımsız, eleştirel bir pratikten ziyade, siyasal ve dinsel iktidar yapılarını meşrulaştıran estetiğin taşıyıcısı olarak iş gördü. Antik Yunan’da tapınakları süsleyen kabartmalar, Roma İmparatorluğu’nda zaferleri ölümsüzleştiren anıt heykeller, Orta Çağ’da katedralleri anlamlı kılan dini resimler, zamanın iktidarının ve hâkim ideolojisinin propagandasını yapmak üzere biçimlendiriliyordu. Bu dönemde sanatçı, bireysel bir politik duruş...
MERİÇ HIZAL İLE GÜNEŞİN HAFIZASI SERGİSİ ÜZERİNE
Heykelleriniz toplumsal yaşamla çok bağlantılı, toplumsal sorunlara çok duyarlısınız, soyut geometrik heykeller yapmanıza rağmen bu sorunları kavramsallaştırabiliyorsunuz. Narin Cinayeti hepimizi derinden sarstı, bu konuda bir heykel yaptınız ve adını ifade edilemeyenler koydunuz, bu heykel nasıl ortaya çıktı. Türkiye’de ömrüm boyunca şuna rastladım, olaylar tekrar ediyor. Narin, Rojin, Güldünya bir tane vaka değil ki çok fazla...
Deliliğin İkonografisi
Evrim Sanat Galerisi’nde Işıl Dural ve Saynur Bilginer “Delilik ‘Sınırların Ötesinde’ başlıklı resim ve heykel sergisiyle adeta deliliğin ikonografisini yeniden kurguluyorlar. Sanat tarihi boyunca delilik, toplumun sınırlarını belirleyen bir eşik olarak görülmüş, zaman zaman korkulan, zaman zaman romantize edilen, çoğunlukla da dışlanan bir durum olarak temsil edilmiştir. Deliliğin yalnızca bireysel bir fenomen olmadığını, aynı zamanda...
Rü’yet-Vision Yapıtı Üzerine
“Rü’yet/Vision” adlı yapıt, insanın yaşam yolculuğunda karşılaştığı karar anlarını ve içsel yolculuğunu betimliyor. Resimdeki yanma efekti, dönüşüm ve yeniden doğuş gibi kavramlarla ilişkilendirilebilir. Yapıta adını veren Arapça kökenli “Rü’yet” kelimesi görme, algılama, kavrama, idrak ve manevi sezgi gibi anlamlara geliyor. “Rü’yet/Vision”, doğrudan geleceğe dair bir bakış açısını ve hedefleri simgeliyor. Vision, bir bireyin veya toplumun...
ETİ BAHAR İLE CİELO SERGİSİ ÜZERİNE
İlk çalışmalarında daireden yola çıkmıştın hala daire formundan devam ediyorsun.19 Ekim- 9 Kasım 2019 tarihleri arasında İmoga Art Space de gerçekleşen serginde daire formunun antik dönem Anadolu da bereket tanrıçası Kibele kültü üzerinden estetize ediyorsun. Daire formundan Kibele’ye olan geçişi kısaca anlatır mısın? Çalışmalarımda bütün şekillerin kendisinden çıktığı en mükemmel form olarak daireyi temel alıyorum....
JOHN HEARTFIELD ÜZERİNE MERAL BOSTANCI İLE BİR SÖYLEŞİ
Heartfield’ın bazı düzenlemelerinde tarihsel olayları ve zihinsel canlandırmalarıyla tıpkı bir belgesel izlenimi veren çalışmaları da bulunmaktadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi inceleme araştırma yayınlarından John Heartfield ve Politik Fotomontajları adlı bir kitabınız çıktı. Bu kitabı yazma fikri nasıl oluştu? Türkiye’de çok bilinen bir sanatçı değil kendisi, sanatçı John Heartfield’a olan ilginiz nasıl başladı? Bu kitabın...
Sanat hayat olabilir mi?
Sanatın estetik boyutunu küçümsememek gerekiyor, sanat yoluyla kurulan salt sanatsal bir estetik değil, yeni yaşam formlarının önünü açan bir düşünme biçimidir. “Rus avangardının devrime bu kadar kapılmasının arkasında “formların dünyayı değiştireceğine” ilişkin inançları, felsefeleri vardır. “Gezi” ile yeniden sorgulanmaya başlayan sanat hayat, hayat sanat olur mu sorusunu 1917 Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılı nedeniyle yeniden...








