Disiplinlerarası sanatçı Andreas Hoffmann, 1990’dan bu yana uluslararası platformlarda bağımsız sanatçı olarak çalışıyor; performans sanatı, enstalasyon, video ve fotoğraf arasında kurduğu geçişken ilişkiyle kendine özgü bir dil geliştiriyor. Onun için beden ne salt bir malzeme ne de yalnızca bir anlatı. Otuz yılı aşkın bir süredir Hoffman’ın performatif pratiğinin tam merkezinde yer alan beden, bir sorgulama...
Son Yazılar:
Arsız Beliriş
CAUSA SUI/ ÖZ DÖNGÜ: Kozmik zihnin sihirli görselleri
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yazar: Lütfiye Bozdağ
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Uzun tarihsel dönemi boyunca sanat, bağımsız, eleştirel bir pratikten ziyade, siyasal ve dinsel iktidar yapılarını meşrulaştıran estetiğin taşıyıcısı olarak iş gördü. Antik Yunan’da tapınakları süsleyen kabartmalar, Roma İmparatorluğu’nda zaferleri ölümsüzleştiren anıt heykeller, Orta Çağ’da katedralleri anlamlı kılan dini resimler, zamanın iktidarının ve hâkim ideolojisinin propagandasını yapmak üzere biçimlendiriliyordu. Bu dönemde sanatçı, bireysel bir politik duruş...
MERİÇ HIZAL İLE GÜNEŞİN HAFIZASI SERGİSİ ÜZERİNE
Heykelleriniz toplumsal yaşamla çok bağlantılı, toplumsal sorunlara çok duyarlısınız, soyut geometrik heykeller yapmanıza rağmen bu sorunları kavramsallaştırabiliyorsunuz. Narin Cinayeti hepimizi derinden sarstı, bu konuda bir heykel yaptınız ve adını ifade edilemeyenler koydunuz, bu heykel nasıl ortaya çıktı. Türkiye’de ömrüm boyunca şuna rastladım, olaylar tekrar ediyor. Narin, Rojin, Güldünya bir tane vaka değil ki çok fazla...
Deliliğin İkonografisi
Evrim Sanat Galerisi’nde Işıl Dural ve Saynur Bilginer “Delilik ‘Sınırların Ötesinde’ başlıklı resim ve heykel sergisiyle adeta deliliğin ikonografisini yeniden kurguluyorlar. Sanat tarihi boyunca delilik, toplumun sınırlarını belirleyen bir eşik olarak görülmüş, zaman zaman korkulan, zaman zaman romantize edilen, çoğunlukla da dışlanan bir durum olarak temsil edilmiştir. Deliliğin yalnızca bireysel bir fenomen olmadığını, aynı zamanda...
Rü’yet-Vision Yapıtı Üzerine
“Rü’yet/Vision” adlı yapıt, insanın yaşam yolculuğunda karşılaştığı karar anlarını ve içsel yolculuğunu betimliyor. Resimdeki yanma efekti, dönüşüm ve yeniden doğuş gibi kavramlarla ilişkilendirilebilir. Yapıta adını veren Arapça kökenli “Rü’yet” kelimesi görme, algılama, kavrama, idrak ve manevi sezgi gibi anlamlara geliyor. “Rü’yet/Vision”, doğrudan geleceğe dair bir bakış açısını ve hedefleri simgeliyor. Vision, bir bireyin veya toplumun...
ETİ BAHAR İLE CİELO SERGİSİ ÜZERİNE
İlk çalışmalarında daireden yola çıkmıştın hala daire formundan devam ediyorsun.19 Ekim- 9 Kasım 2019 tarihleri arasında İmoga Art Space de gerçekleşen serginde daire formunun antik dönem Anadolu da bereket tanrıçası Kibele kültü üzerinden estetize ediyorsun. Daire formundan Kibele’ye olan geçişi kısaca anlatır mısın? Çalışmalarımda bütün şekillerin kendisinden çıktığı en mükemmel form olarak daireyi temel alıyorum....
JOHN HEARTFIELD ÜZERİNE MERAL BOSTANCI İLE BİR SÖYLEŞİ
Heartfield’ın bazı düzenlemelerinde tarihsel olayları ve zihinsel canlandırmalarıyla tıpkı bir belgesel izlenimi veren çalışmaları da bulunmaktadır. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi inceleme araştırma yayınlarından John Heartfield ve Politik Fotomontajları adlı bir kitabınız çıktı. Bu kitabı yazma fikri nasıl oluştu? Türkiye’de çok bilinen bir sanatçı değil kendisi, sanatçı John Heartfield’a olan ilginiz nasıl başladı? Bu kitabın...
Sanat hayat olabilir mi?
Sanatın estetik boyutunu küçümsememek gerekiyor, sanat yoluyla kurulan salt sanatsal bir estetik değil, yeni yaşam formlarının önünü açan bir düşünme biçimidir. “Rus avangardının devrime bu kadar kapılmasının arkasında “formların dünyayı değiştireceğine” ilişkin inançları, felsefeleri vardır. “Gezi” ile yeniden sorgulanmaya başlayan sanat hayat, hayat sanat olur mu sorusunu 1917 Ekim Devrimi’nin yüzüncü yılı nedeniyle yeniden...







