Rus Edebiyatında “Yüksek Yaratı”ya avantgarde çelmesi

Tam da ülkemizde ve elbette dünyada da başta şiir olmak üzere edebiyatta ve sanatın genelinde bir tıkanmışlığın kendini ağır biçimde hissettirdiği bir dönemde özellikle bizim şiirimiz için yol gösterici olacağına inandığım çok önemli avantgarde bir şiir kalkışması olan , 1927-1930 yılları arasında etkin olan Rus OBERIU hareketi (ya da toplaşması diyelim) üzerine Buzdokuz şiir dergisi şair Mehmet Öztek’in hazırladığı bir dosyaya yer verdi: OBERIU. Türkiye’de çok kısıtlı ve dar bir çevre tarafından bilinen bu avantgarde şiir çelmesinin ülkemizde “deneysel şiir” yazdıklarını söyleyen bir topluluğun yaptıklarının gerçek anlamda değerlendirilmesine katkıda bulunacağı düşüncesindeyim. Yazdıkları şiirin ve ortaya koydukları dünyaya yeni bakış açılarının bedelini hayatlarıyla ödeyenlerin kalkışmasıdır bu; öyle akşamdan sabaha bulunan “orijinal bir fikrin” uygulanması ya da şiirde bir açılım yaratacak yeni bir girişim olarak ilan edilmesi değil. Şiir arkasında toplumsal, sosyokültürel, felsefi, ekonomik zemini olan “somut” bir bunaltının ya da sıkışmışlığın demem o ki varoluşsal bir zorlamanın etkisi vardır. Eğer öyle değilse zaten fantastik ve hayattan kopuk bir deneme olmakta öteye gitmez, geride hiçbir iz bırakmaz.

Bu çerçevede kurucuları Daniil Harms, Aleksandr Vvedenski, Nikolay Oleynikov ve Nikolay Zobolotski gibi isimlerin hayatlarının sonunun nasıl getirildiğine bakmanın demek istediğimizi somutlaştıracağından eminim. Ülkemizin “çıkıntı” şiir dergilerinden Heves’in kurucularından Mehmet Öztek’in OBERIU hareketini derli toplu ve çok anlaşılır net bir üslupla anlattığı yazısından bir bölümü buraya almamız artık şart bu aşamada: “Oleynikov 1937’de 39 yaşındayken kurşuna dizilerek öldürüldü, Vvedenski 1942’de tutuklandı ve Harkov’dan Kazan’daki çalışma kampına götürülürken 37 yaşında yolda öldü. Harms ise Leningrad’daki Kresti Hapishanesi’nin psikiyatri servisine şizofreni teşhisiyle yatırıldı ve Alman işgali sırasında 36 yaşında açlıktan öldü. Harms, Vvedenski ve Oleynikov’un mezar yerleri dahi toplu mezarlardaki sembolik yerler dışında tam olarak bilinmiyor.” (Mehmet Öztek, Buzdokuz sayı 31, Temmuz-Ağustos, Eylül 2026, Ankara, s. 39) Stalin’in devlet politikasıyla ve el vermesiyle. İnandıklarını yazmak, böylece toplumu oluşturan insanlar arasında yeni bakış açıları, varoluş biçimleri ve düşüncelere yer açma çabasının bedelini bazen değil çoğu zaman hayatınızla ödemek zorunda kalacağınızın kanıtıdır OBERIU. Yazmak kesinlikle ölümü göze almaktır. Ülkemizde birçok yazar ve sanatçının sırf yazdıkları nedeniyle zindanlara atılması hiç de tesadüfi bir şey değil demek ki. Zira dile getirilen bir düşünce, şiirsel ifade ya da girişilen bir şiirsel eylem toplumda baskı altında tutulan bir fikri ateşleyebilir ve oradan bir yangın çıkarabilir.

Ayrıca dedim ya ülkemizdeki deneyselcilerin deney değil deneme yaptıklarının ve şiirsel yeni girişimlerin toplumsal ve bireysel bir sıkışmışlığın ve hatta kapatılmışlığın patlaması ve zorlamasıyla mümkün olabileceğinin gerektiği bir dönemde bu dosyayı titizlikle ve arı bir dille hazırlayan ve bu dosyayı dergisinde yayımlayan Hayriye Ünal ve arkadaşlarına teşekkür etmemiz kesinlikle ödenmesi gereken bir borçtur.

Bir Cevap Bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacaktır.