Oooh Oh! (1978) adlı erotik güldürü filmi hakkında Eleştirel Kültür’de yayınlanan yazımın (*) giriş kısmında “Yeşilçam’daki erotik filmlerde Yeşilçam’a göndermelerle karşılaşılması, hatta tamamen kendine dönüşlülük eksenli Yeşilçam erotik filmlerine rastlanılması ender bir durum değil” saptamasını yapmış, bu minvalde erken ve en bilinen örneklerden birinin Mine Mutlu’nun kendini canlandırdığı, bir grup hayranının Mine Mutlu’yu kaçırıp alıkoymasını...
Son Yazılar:
Arsız Beliriş
CAUSA SUI/ ÖZ DÖNGÜ: Kozmik zihnin sihirli görselleri
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Kategori: Manşet
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Dalokay’ın fotoğraflarını bir ‘yavaşlığa övgü’ ya da yoğunlaşmaya davet gibi görmek ve hissetmek mümkün. Modern hayat denilen hengameye bir parça panzehir. İyi fotoğrafın ve iyi resmin insanı durduran, en azından bir süre hareketsiz bırakan bir yönü var. İyi fotoğraf ya da iyi resimle karşılaşma anı -en azından benim için- bir donup kalma, bir ‘durma’ anıdır:...
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Sanatçı Erkin Keskin, gravür çalışmalarından oluşan yeni sergisiyle izleyiciyle buluşuyor. Sanatçı, çalışmalarına ilişkin yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Gravür benim için yalnızca bir baskı tekniği değil; çizginin zamanla karşılaşma biçimidir. Metal yüzeye kazınan her müdahale, düşüncenin, belleğin ve yaşanmışlığın bir izi olarak ortaya çıkar. Oyma, aşındırma ve baskı süreçleri benim üretimimde yalnızca teknik aşamalar değil, eserin ruhunu...
Çekirdek Kabuğu
Dünya yuvarlaktır, okyanuslar kocamandır ve milyarlarca insan vardır. Düşünsene 63 milyon galaksi var ve sen 200 milyar gezegenin bulunduğu bir galaksidesin sadece… İnsan uzun bir süre boyunca hayal ettiği durumlara gerçekten sahip olunca bazen bu his yeterli gelmiyor sanırım. Sorun değer bilmeyen bir varlık olmamız mı? Yoksa hayallerimizden mi emin değiliz? Hayal olarak adlandırdığımız şeyler...
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
“Bir insan ne kadar sahteyse sosyal çevresi o kadar geniş olur.” Robin Dunbar Sosyal medyada gezinirken, medyadan tanıdığım bir influencer (Türkçeye ‘etkileyici kişi’ olarak geçen kelime) 47.000 kişilik takipçi sayısıyla dikkatimi çekti. Sanatçı olan bu kişi, paylaşımlarında sürekli video çekerek kendini anlatıyor; “Siz de neden böyle olmuyorsunuz?” dercesine subliminal mesajlar veriyordu. Hatta bazen “Benim gibi...
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Resim tablolarında ki, daha sonraları kamera fotoğraf ve filmlerdeki ışık düzenlemesi, zihinlerimizin görüntülerini yakalar. Bu gerçekten yola çıkınca; ışık ve gölgenin ustası olarak bilinen Rembrandt ve ışığa dramatik bir duygusal derinlik katan Vermeer öne çıkan ressamlardır. Sinema dünyasına bakınca Oscar ödüllü yönetmen George Roy Hill filmlerindeki ışığın nasıl olması gerektiğini göstermek için film çekimine başlamadan önce, New...
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Yapay zekâ karşıtlığı, slow science söylemi ve akademik öznenin kendine kapanma refleksi üzerine bir not Sorun hız değil; öğrenme sorumluluğundan kaçınmanın teorileştirilmesidir. Yapay zekaya “çöplük” diyenler bile var. Yapay zeka kullanımını akademik etiğin ihlaliyle özdeşleştirenler de var ve elbette yapay zekayı gayri etik bir biçimde yoğun olarak da kullananlar var ki yapay zekanın en büyük...
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
1929 tarihli bir kartpostal, bazen bir sergi kataloğundan ya da resmî belgeden daha fazlasını anlatır. Venedik’ten İstanbul’a, Feyhaman Duran tarafından Hikmet Onat’a gönderilen bu kart, iki ressam arasındaki kişisel dostluğun ötesinde, 1920’ler Türk resminin uluslararası temaslarını, kurumsal yapısını ve sanatsal yönelimlerini bir arada okumaya imkân verir. 1920’lerin sonlarında Venedik, yalnızca tarihsel bir kent ya da...
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
Son birkaç yıldır yapay zekâ (YZ) tartışmalarına nasıl bir sis perdesi içinde olduğumuzu şu manipülasyon ilkesi çok iyi özetliyor: Bir sorunu gizlemek istiyorsanız, onu genelleştirin. Çünkü YZ dediğimiz şey tek bir şey değil. Tıbbi tanı sistemleri, görüntü tanıma ağları, üretici dil modelleri, hedef belirleme algoritmaları gibi çeşitleri var. Hepsi de farklı mantıklarla, farklı amaçlarla işlevini...
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Disiplinlerarası sanatçı Andreas Hoffmann, 1990’dan bu yana uluslararası platformlarda bağımsız sanatçı olarak çalışıyor; performans sanatı, enstalasyon, video ve fotoğraf arasında kurduğu geçişken ilişkiyle kendine özgü bir dil geliştiriyor. Onun için beden ne salt bir malzeme ne de yalnızca bir anlatı. Otuz yılı aşkın bir süredir Hoffman’ın performatif pratiğinin tam merkezinde yer alan beden, bir sorgulama...









