Irak’ın işgali sırasında silahsız üç sivili ‘yanlışlıkla’ öldüren bir müfrezede görevli Amerikalı bir askerin, maktullerin aile fertleriyle yüzleşmek istemesine dair gerçek bir vakayı çıkış noktası alan Kefaret (Atonement) geçen Cuma ülkemizde toplam 29 salonda ve bu salonlarda gün boyu değil günde ortalama yalnızca iki seans üzerinden çok sınırlı ölçekte vizyona girebildi. Bu koşullarda gösterime girdiği...
Son Yazılar:
Savaş Karşıtı Bir “Destan”: Troya Blues
Fredric Jameson ve Raymond Chandler: Tavizsiz Diyalektik
Yapay Zeka ve Wall Street Endişesi
Yuvanın Resmi
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Kategori: Manşet
Göğün Altında (Şiir)
Engin Turgut’a Burada tıklım tıklım karanlık Kevgir kevgir uykular Ne köyü kalmış ne kurdu Hele sabahları mı? Hiç sorma Sentetik gülümseme asıyorlar işçilerin yüzlerine Göğü betonla dövüyorlar şair abim Güvercinleri saksılarda büyütüyorlar Yazgıysa yazgı yetti be Parmak uçlarımız kanadı anlamaktan Söylemedi deme şair abim İsterlerse betona vursunlar şiirleri Betonun manasını kırmızıyla bozacağım Bak buraya...
Üzgün Serinlik (Şiir)
Dünyayı pazara yıkmışlar bir öğle üstü, yıkmışlar da işte sokaklar çarşılar boyu kadınlar göz içleri zılgıt omuzları haydut akmışlar, dönsün denizden ve şaraptan dönebilenler sessizce gençliğini kerteriz alanlar her sabah Leylâ kaldırırlar evden yutulmuş feryat rüzgâr nasıl tükenmez üzgünlükleri öyle çok harcarlar ki nereye gidelim der nereden geldiğini söndürerek ufuk açar bu, mahalle aşiret kapatır....
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
İki Kent, İki Sanat Ortamı Ankara ve İstanbul resmini karşılaştırmak, yalnızca biçimsel özellikler, renk tercihleri ya da bireysel yönelimlerle sınırlı bir çaba değildir. Esas fark, resmin nasıl üretildiğinden ziyade nasıl sergilendiği, kimler tarafından görünür kılındığı, hangi kanallarla dolaşıma girdiği ve sanatçının kendi kentinin sınırlarını ne ölçüde aşabildiğiyle ilgilidir. Konuyu yalnızca plastik bir karşıtlık üzerinden okumak,...
Merdivenler (Şiir)
Kapında duruyor Dar merdivenler Kelimeler valize doluşmuş İçinde ne varsa benden kalan Görünmez oluyor Burası güzel semt Yokuşlu sokaklar Hüzünlü ahşap evler Senle birlikte terk ediyorum Komşu evin bizi izleyen gözlerini Merdiven terliyor Valizdeki kelimelerin Yolları uzun Kimbilir nasıl çoğalacaklar Konuştukça Hatırası ile geride kalanın Sabahın ilk adımları Yeni emekleyen bir çocuk gibi Kıskanıyor sarılmanın...
İnsan ve Şiir
rüzgârla hışırdıyor şiir insana benzeyen bir canlıdır önce sana âşık olur sonra tabanca gibi eprir rüzgârla yağmur gezer Deniz’i böler ikiye Tanrı’dan söz yapar bunlar eskiden başladı.
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Fransa’nın kenar mahallelerindeki yoksul kesimlerde başlayan lise isyanı, ekonomik ve ırksal baskının yanı sıra polis şiddetini de hedef alarak ulusal bir boyut kazandı. 13 Ekim’e gelindiğinde, Fransa’daki lise protesto hareketi hızla büyüyerek ülke genelinde yarım milyona yakın insanın sokaklara dökülmesine neden olmuştu. O gün, İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg, her şeyin başladığı liselerden biri olan,...
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Bir Yüzü Görememek Neden Bu Kadar Rahatsız Edicidir? Sanat tarihi, biraz da insanlığın bakma tarihidir. Daha doğrusu, kimin baktığının, kimin bakılan olduğunun tarihidir. Mağara duvarlarından Rönesans’a, empresyonizmden dijital sanatlara kadar değişmeyen temel sorulardan biri şudur: Resim bize ne gösteriyor? Oysa John Berger’in yarım yüzyılı aşkın süre önce yaptığı büyük müdahale, bu sorunun eksik olduğunu ortaya...
Sordum Denize (Şiir)
Kıyıda; ağır ağır adımlıyorum denizi. Dalgalı. Büyükçe bir kayada, küçük bir dalga kırılıyor. Soruyorum; − Deniz her şeyi görür, dediler; gördün mü? Yanıtlıyor; − Gördüm. Sesim titriyor korkudan. Acaba… Soruyorum; − Rüyalarımı da gördün mü? Yanıtlıyor; − Gördüm. Resim: Salvador Dali
Ağaç ve… (Şiir)
Susmuş o ağacın gövdesinde, sonbaharın hatırlattığı anılar yaşıyor şimdi. Anılar ki ağır ağır birikir ve günbatımı kadar çabuk unutulur. Bir koku gelir; beyaz sabun köpüğü. Islak bir taş yerde yarım kalmış bir cümle. Özür, değildi; Vaat, değildi; yeniden yürümeyi öğrenmiş bir felçli gibi: Yavaş, daha yavaş, duyulacak kadar yavaş. Ağaç da biliyor;...









