İnsanın tarihsel süreklilik ve poetik adalet gibi eski kavramlara yeniden inanası geliyor! Bir karanfil elden ele… Müzik garip bir şey: bazı anılar ve bazı hikayeler gibi bazı şarkılar da insanın hafızasının derinliklerinden çıkıp insanı ele geçirebiliyor. Müziğin hafızayla olan kuvvetli bağını gösteren bir anı, Deniz Göktaş’ın o enfes ve ‘tartışmalı’ gösterisini izledikten sonra yaşadım. Gösteriden...
Son Yazılar:
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Kategori: Manşet
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Geçen yıl vizyona giren Superman filmi, Filistin sorununa örtük göndermeler ve bu bağlamda Filistin yanlısı bir tutum içerdiğine ilişkin tartışmalar bir yana, son derece iyi kalpli, hatta belki bir hayli naif, dolayısıyla cana yakın bir Superman portresi perdeye getirmesiyle dikkat çekmenin yanı sıra çizgi roman kökenli “süper köpek” Krypto’yu çizgi film mecrası dışında ilk kez...
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
Bir müzisyeni değerlendirirken çoğu zaman sesine, bestelerine veya teknik yetkinliğine odaklanırız. Oysa bazı sanatçılar vardır ki ürettikleri müzik, sesin sınırlarını aşarak bir düşünme biçimine dönüşür. Mehmet Atlı, çağdaş Kürt müziğinde tam da böyle bir yerde durmaktadır. Onun müziği yalnızca melodilerden oluşmaz; kentlerin hafızasını, kültürel kırılmaları, aidiyet duygusunu ve modern insanın yalnızlığını taşıyan bir evreni kurar....
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Evren Erol’un Başka Bir Pencere başlıklı sergisi en sade ifadeyle, ‘doğa bize nasıl bakar, ne görür?’ sorusundan hareket ediyor. Serginin, düşünceden üretime evrilen süreci, Erol’un son birkaç yılda üzerinde çalıştığı temalardan, pek çok günlük yaşam karşılaşmalarından, sanatçının okuma ve araştırmalarından gelişmiş ve bu birikim sergideki formları ortaya çıkarmıştır. Başka Bir Pencere izleyiciyi alışık olmadığı bir bakışa davet...
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’nun 2024-2025 Tiyatro Sezonunda dünya prömiyerini yapan ünlü oyuncu Başak Şamlıoğlu Huvaj’ın yazdığı, Hasan Şahintürk’ün yönettiği “Hrisantos’u Kim Öldürdü?” oyunu 23 Temmuz 21:00’da Kadıköy Özgürlük Parkı amfi tiyatrosunda! 21 Ocak 1929’da Tatavla’da ne olmuştu? Bakkal Yanni’nin rakı sevdasından mı olmuştu olan yoksa Terkos donmuştu da su mu yoktu? 500 ahşap ev yanmıştı da...
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
”Karanlık bir distopyada, vicdani bir yüzleşme” ”Bizim yerimizde olsaydınız, siz ne yapardınız?” işte bu soru ile başlıyor, sert bir vicdan muhasebesi. Peki ya sonra? İlâhi bir takip olan vicdan mı? Yoksa tüm zayıflıklarını kapkaranlık bir kuyuya hapsederek, kendi sesini bile duymamazlıktan gelen insanoğlu mu kazanıyor bu ağır sınavı? ”Işıltılı Haşerat” işte bu sorunun cevabını izleyiciler...
Yolun Yükü
Yola çıkalı ne kadar olmuştu bilmiyordu. Fakat sabahın ilk ışıklarında etkisiz olan güneş şimdi tepesine dikilmiş bütün varlığıyla gücünü hissettirmeye başlamıştı. Gözlerini güneşten ayırıp önünde uzanan yola çevirdi. Bu yolun nerede başlayıp nerede bittiğini bilmiyordu. Yol bütün ağırlığıyla uçsuz bucaksız bir halde karşısında uzanıyordu. Yolda olması bir davet değildi, kendini bildi bileli bu yolun yükünü...
Kadir Ağabey’in Ardından
Türk Sineması’nın en güzel gülen aktörünü ve İzzet Günay’a ayrı bir parantez açarak Yeşilçam’ın son büyük jönünü kaybettik. Sanatçı, kapağımıza da konuk olan, Atıf Yılmaz’ın unutulmaz “Selvi Boylum Al Yazmalım”ın yanı sıra, “Bodrum Hâkimi”, “Devlerin Aşkı”, “Ah Güzel İstanbul”, “Kırık Bir Aşk Hikâyesi”, “Bir Yudum Sevgi”, “Yılanların Öcü”, “Sen Türkülerini Söyle”, “Tatar Ramazan”, “Karılar Koğuşu”...
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
sökük yaralara ayışığı sürmek görevi olmalı bir şairin birsevgiyi damıtmak hırçın aşklardan devşirdiği acıların defterlerini dürmekse aklına ilk getirdiği bir okul çocuğunun düşürdüğü yalnızlığı parça pinçik etmek olmalı farkettirmeden ikincisi her toplayışımda yeniden dağıtıyorsam yeniden toplayabilmek için yaşamda kime göre neye göre hep hata veren kendimi asıl iken bu yaşam denen hazret sırtımda astarı hastasıyım...
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Bu sabah bir umut var içimde Diyerek En büyük yalanını söyledi Vega umuda yapım eki getirmeye korktu edebiyat hocaları Ve Turgut Uyar okutmaya Damperli kamyonlar geçti sabah mahmurluğunun üzerinden Üst katta altı dolu çığlıklar Komşu permatikle bileklerini kesti Bir yıldız kayarak düştü gökyüzünden İncindi, Bir ince gülüş yüzünü bana döndü penceremden Kulağına takılı...









