Orijinal bir sanat eserinin yeniden satış hakkı; eserin yaratıcısına ait olup, vazgeçilemez bir haktır. Sanatçının yeniden satış hakkı ( droit de suite ); orijinal sanat eserlerinin sahipleri eserlerinden herhangi birinin sanat piyasası profesyoneli aracılığıyla (Galeri, Müzayede vb.) yeniden satıldığı her seferinde telif hakkı almaya hak kazanırlar. Bu hak sanatçılara ve mirasçılarına; eserlerinin ikincil satışlarıyla ilgili...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Ne Kadar Sürerse Sürsün Bitişini Başlatacak Bir İlk Darbesi Vardır Her Asırda Acının (Şiir)
Bıraktım Girer girmez Kendimi koltuğa. En az Yolculuklar kadar Sevmediğim sonbahar Sabahlarından biriydi. Güneş, Baskısını yapmıştı Duvarın Odaya. Yerde, Önümde; Balkona çıkılan Yarıdan yukarısı camlı kapısı ve Üç parçalı penceresiyle Eğik bir duvar Daha vardı. Yerdeki duvarın kapısından İçeri bakınıp Oturdum geri ve Düzelttim Boynumu. İlk kahveden kalan Yarısı duruyordu fincanımın...
İsa’nın Oltası (Şiir)
Umut Sağbaş’a olta görmemiş balık sevinciyle, İsa kayalıkların ayak basılmayışına yolculuk ediyor Bilhassa erken bahar saatlerinde ayrıcalık talep etmeyen kuytularda beliriyor kanatsız Kaya taş kum milim oynamasın ister şeffaf adımlarıyla Mevsimsizliğe dair tesirli bir bakış geliştirmek üzere çiçekli gömlekleri üstünden çıkarmamasının göndermesi yok bu yaşananlara Ama İsa her...
veda (şiir)
her şey tam da olması gerektiği gibi şehrin kalabalığında dağılan saçlarım terli avuçlarım ve kızlığım ucuz şarkılar metalik gri sevgililer ah ne masum ihanetler ne radikal evlilikler herkes kadar yalnızım belki de kuyu beni boşuna sayıklıyor unutmak ne güzel unutulmak da boşveeer dans ettiğim ölüm ellerini kalçamda gezdiriyor her şey tam da olması gerektiği...
Yüzünden (Şiir)
kalimba tınısı kadar yürek yakıcı, ama kül etmesiz bir ney inlemesi kadar derin, ama kuyu değil kavrar benliğimi sıkıca, urgan değil, zincir asla belki uğultusu ömrümde orman, kuş cıvıltısı bir benzersizlik anıtı yüzün yeryüzünde, öyle yüzün bal kıvamımsı, güzel şeylerin aynalanması nasıl bir cümle kurmalıyım öte olanı berilemek için yüzün ki bahtiyarlıktan içeri ya...
KESİK BAŞ KUŞLARI (ŞİİR)
Önüme düşüyor gün geçtikçe Gecenin kesik mermeri Göksel sular akıyor üzerinden Afrodit ya da Apollon heykeli Yersel bilgilerle Tanrı’nın ateşi Soğuyor toprakta – – Ölümcül gölgeler.. Güllerini açtı – – Bir fikir gibi var oldu cihan – – Her şey cihannüma! Her şey kule Ve balkon Tanrı’nın gözleriyle Uçarken ufukta Çıplak bir kelebek O...
Közü Öpenler (Şiir)
buğdaylar ateşe verildiğinde öldük biz bir gazel gibi aşağı iniyordu dağdan atlılar kör kurşunu dişleyen dostları uyandırmaya yüzüne türküler sürdüğümüz kızları unutmaya yazılmış fermanları yırtmaya koşuyorduk biz hasmın göğsünde közle bıçak varmış bilmedik bileyledik durduk geceler boyu en acı dualarımızı hınç ve düşleri dantellere işlendi kadınların kardeşim, can kardeşim, evimiz dağıldı bizim kırk gün...
KOMANDOKARA (ŞİİR)
FASİKÜL AMA DÖNEBİLİR Mİ GÖĞE DEĞMİŞ BİRİ Gece uykunun pulluğunu aradım aradım Saçlarını taradım saatların uyuyamadım Yıldızları saymaktan I. Göğsümde bir nişan gibi taşıyordum yâremi Âşık olmak vurulmakla eş, ondan yârelendim Güneşin altında her şey gölgesiyle var Kalb gözlerin gördüğünden fazlasını duyar Bir adım attım bilmeden ve açıldı sonsuzluk Bir adım daha: Yol...
Düşün: sen hangi ağacın kardeşisin? (Şiir)
Düşün, düşüncene sinen sözcükleri, hangi ağaç üretir?: kiraz çiçekleri, zerdali göğü, salkımsöğüt rüzgârı keşfet kendini yalnız yürü, ardında erguvan gecesi ormana kaçtığın ülke neresindeydi uykulu acının? küsme talihine az sonra yağmur olup yağacaksın buğday olup kuşların diliyle konuşacaksın ağaçlar renklere durdukta renkler ağaçlara sarıldıkta orman olup soludukta hayatın ırmaklarını, dağları güneşle kalbini yıkayacaksın, yolların yalnızlığı...
ALEVLER İÇİNDE BİR TUVAL: SERUPH
ARDEN’nin alev alev yanan dev tuvali; Dünya’nın toplumsal ekolojik yıkımın eşiğindeki paradoksunu, bütün eski değerlerin yıkılıp yeniden kurulması üzerine bir alegori. Sanatçının canındaki algılama yetisi bize kahinimsi bir mesaj veriyor. Şöyle diyor sanatçı; “Artık yanıyoruz, her şey kül olacak ve yeniden doğacağız”. Sanatçının tuvaldeki betimi bir algı resmi, sezgisel bir girişim, duyumsama anındaki estetik ifade....









