Yıllar önce “masumiyet” ve “müze” sözcüklerinin biraya gelişinden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Çünkü biri diğerini yok ediyor ya da biri diğerini sürekli canlandırıyordu. Sanki yaşamak biraz kirlenmeyi; dolayısı ile antropolojik müze odağından bakarsak, “müze” bu kirlenmeyi, “masumiyet” de bir lotus çiçeği gibi bu bataklığın içinde her an temiz kalmayı ifade ediyordu. Yıllar geçti. Birkaç günde dizi...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Masumiyet Müzesi’nde Yarım Kalan Hikâyeler
Çukurcuma’nın sokaklarında bir sonbahar günü kendi kendime kaybolmuşken, tesadüf eseri tanıştığım ve ileride çok kıymet vereceğim bir arkadaşım o gün Masumiyet Müzesi’ni birlikte keşfetmeyi önermişti. Ben de o hâlde önce kitabı okuyalım, sonra müzeyi tekrar gezelim demiştim. İlk ziyaretimiz, kitabı okumadan yaptığımız için biraz bilinçsiz, biraz da duygusuz sayılabilirdi. Çünkü müze, aslında roman karakterleri etrafında...
Neşet Günal “Yaşayan Desenler” Resim Sergisi Galeri Selvin’de
Türk resim sanatının ustalarından Neşet Günal’ın desenleri ve renkli ön çalışmaları Galeri Selvin’de “Yaşayan Desenler” isimli sergisi ile sanatseverlerle uzun bir aradan sonra buluşuyor. Cumhuriyet dönemi Türk resminin en önemli sanatçılarından biri olan Neşet Günal’ın sanatsal üretiminin temelini oluşturan, desenleri onun figür anlayışının ve toplumsal gerçekçi yaklaşımının en yalın ve doğrudan ifadesini sunuyor. Anadolu insanının...
Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi
1957 yılının Ağustos ayında Edinburg’dan İstanbul’a, Cağaloğlu’nun o meşhur Afitap Müessesesi’nin sahibi kadim dostu Murtaza Kağıtçı’ya gönderilen bu kartpostal, basit bir selamdan çok daha fazlasıdır. Altındaki o tasarım şaheseri imza, Türkiye’nin yetiştirdiği en “dünyalı” sanatçılardan birine; Suavi Sonar’a aittir. Suavi Sonar’ın serüveni Sanayi-i Nefise’nin afiş atölyesinde şekillenmiş, İpek Film’de Nazım Hikmet ile kurduğu derin dostlukla...
Angelina (Şiir)
Kemerli uzunca bir burnun var Hatta Fatih burunlu da denebilir Ama çağ sıradan ve herkeste olanı Önemsiyor artık biliyorsun, bilesin Herkesten biri herkes gibi sıradan Olmamak için çırpınıp duruyor insan Kaşla göz arasında olmamak için Kaşlar uzaya gidiyor Kirpikler ok burunlar hokka Ne güzel herkes bir herkes aynı “Adlandırılmayan yoktur” mu demişti -Ne...
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
ANNA MELLE’DEN NAUM FAİK’E MEKTUP
Sevgili Hocam Naum Faik, Uzun yıllar süren özlemden sonra sonunda sana yazma fırsatını buluyorum. Senin çok sevdiğin ata yurdundan ayrılmak zorunda kalışından bu yana halkının başına neler geldiğini anlatmak istiyorum. Bu mektup, benim bakış açımdan yapılmış öznel bir değerlendirmedir; karşılaştığımız tüm engellere rağmen özellikle olumlu gelişmelere odaklanmaktadır. Senin kökenin, doğduğun şehir olan Omid’e (Diyarbakır) dayanır....
Harari’ye 10 Maddelik Manifesto: Marx’ı Okusaydın Bu Yanlışların Hiçbirini Yapamazdın
Sevgili Harari, Senin metinlerin “yanlış bilgilenme” sorunu değil; yanlış rejimin içinde bulunma sorunu. Yanlışlığın tek tek cümlelerinde değil, bu cümlelerin birlikte kurduğu epistemik-politik düzende. Sen okura tarih anlatmıyorsun; okura tarihin nasıl düşünülmesi gerektiğini dayatıyorsun: tür düzeyinde, biyolojiyle yumuşatılmış, kurumları “hikâye”ye indirgemiş, failin adı anılmadan, mülkiyetin dili konuşulmadan. Bu, masum bir popülerleştirme değil; modern ideolojinin en...
Külhan (Şiir)
Yaza geç..yaz geçmesin bizi Dil hatasını sana bana ödetir Yaza geç…temin olur beni geçme Sabaha merhaba desem sular donuyor İklimin sesini biçme Ah…Yaza vefa mı veda mı bilemedim Hep okuyorum son zamanlarda Ahmet Hamdi’ ye selam söyle İçimde bir kurşun belki kuş Gece bensiz neyler diye düşündüm Sessizliğin de bir kalbi varmış Beni suskunluğun eyle...
12 Eylül (Şiir)
Agora meyhanesindeydik Tan atıyordu Kimse yoktu Biz kavlimizce kimseydik Omzuma kondun Hayretler içerisindeyim Bir baktım Elin elimdeydi Dirseğin karnımdaydı Allah’ım ne mucizeler Bir yazdı Sonra askerler geldi Seni kaybettim Resim: Cihat Burak








