Tramvayın üstünde ziggurat ilanı var Ona umut bağlayan mut yüklüyor bindiyse İnerse Azrail’ in sandığını oyluyor Umarsız bir çorluyu oyuyor hunhar kamar Ellerinde bisturi, üç bin olçum iniyor Dehlizine hangarın Tapınağın dibinde tramplenler hopluyor 40.000 kulaç topluyor neşterin döktüğü şavk Yüzmeye katran gölde *** P A P...
Son Yazılar:
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Kategori: Manşet
MY FUNCTIONS (ŞİİR)
my functions= (einem geschenkten gaul schaut man nicht ins maul) Bir ağacın yongasına, bir taşın köşesine, bir dağın yamacına, bir dalganın genliğine, bir nehrin yatağına ve nicelerine de yazmıştım: “Hayattan en az şairler kadar, bir beklentim olmadığı için nasıl davrandıklarını kavrayamıyorum bazen. Onun için kıtı kıtına iyiyim.”. Kuşaradım. Hiç kırık. Bu, ama;...
çakallar kapıda (şiir)
adınız ihanet kurşunu ülkeme doğrultulan aralanan sayfalarda duyulur dünyanın soluduğu hastalıklı boşluk hatırlanmaz hangi anıların güldüğü geceyle gündüzün çelişkisi gibi bir suçluluk gelip oturur soframıza çünkü kendi kanını içmektir tarih arayış çabası bu yol hep isyana çıkar incinmiş okul çatılarında dedim bir ülkeyi sevmek uzun uzun düşünmeye benzer ölümü ve insan çok denklemli...
Ütopya: “Hiçbir yerden” mevcut olanın en çetin mücadelesine
Ütopya kavramı, Thomas More’un «ou-topos (yer-ötesi) dediği «hiçbiryer» ine keskin göndermeler içeriyor. Ancak hiçbir yere gidebilmek için önce bir yerin olması gerekiyor. «Gerçek şeyler dünyasında mı yoksa simüle edilmiş hayali bir gerçeklikte mi yaşadığımızı nasıl bilebiliriz?» sorusu bu bağlamda önem kazanıyor Deneyimlerimiz bize maddi şeylerden oluşan bir dünyanın varlığından söz ediyorlar ve bu materyal dünyanın...
Mustafa Aydoğan’la Söze Dair Üzerine
Eleştiri konusu eseri elime aldığımda bunun bir röportaj olduğunu biliyordum. Kendim bir hikâye ve roman yazarı olarak röportajlara çok da ilgi duyan biri olmadığımı söylemekte fayda görüyorum. Çünkü birçok röportajda, kişinin kendini olduğundan farklı yansıttığını, bunu bir tür reklam aracı olarak kullandığını, eserleri için tanıtıma bir malzeme yapmaya çalıştığını gördükçe röportaj okuma hevesim kaçalı çok...
“Bir Rüyanın Ölümü”ya da yazılmamış bir öykünün “karamsar” analizi
İnsanlık, kapitalist modernitenin yıllar önce öngörülen felaketleri karşısında abartılı tepkiler veriyor. Oysa bu felaketler malumun ilamından öteye bir anlam taşımıyor. Tabii burada asıl felaket içsel olanıdır. Yabancılaşmanın anaforunda kaybolanlar bu içsel felaketin ayırdına varmadan hayatlarını sürdürüyorlar. Farkındalıkları gelişmiş olanlarda ise kendini takip etmek için bitmeyen bir istek uyanıyor. Bunu, kendine karşı acımasız bir sürek avı...
GESTALT KURAMI: ALGI VE ALGIDA ÖRGÜTLENME
İnsan beyni, mantığı, yapıyı, kalıpları gözlemleyebilecek şekilde yapılandırılmıştır. Dünyayı algılamamıza yardım etmektedir. İnsan duyusu ile birlikte algı, günümüze kadar gelen modem gelişmelerin ışığında gelişme ve değişme göstermektedir. İnsanlar, herhangi bir nesneyi düşünürken ya da bir düşünce süreci analiz edilirken genellikle ögelere ayrı ayrı odaklanmazlar, büyük bir bütünün varlığı olarak görmektedirler. Gestalt teorisi, bu tür insan...
GÜLSEREN MUNGAN İLE SÖYLEŞİ
“UMUDU VE KARARLILIĞI ELDEN BIRAKMAMALI” [email protected] Yazar Gülseren Mungan’ı ve sanatsal çalışmalarını okurla buluşturmak temel gayem olsa da dikenli sahalarda sarf edilen kimi “radikal söylemlerin” maksadımızı aşabildiği hatta karşıtına dönüşme riskini de barındırdığı muhakkak… Sayın Mungan’a, “bağrış çağrış”, “Kadınların mağduriyetlerine baş müsebbip şeklinde hedef tahtasına konulan erkeklerin yerine geçerek onlara benzemek neyi halledecek?”...
SUÂL İŞÂRETSİZ DAĞINIK YAZI
Suâl işâretsiz dağınık bir yazı yazmak istiyorum. Sadece kendime bir suâl işâreti koyarak:) Yazı; bana gülümsemeli:) Asık suratlı yazıları hiç sevmem. Mır mır etmemeli. Büyülemeli, süssüz bile olsa. Sahici. Soğuk sesli ve solgun değil. Canlı, capcanlı. Yazı, nihavent yalnızlıkta okunmalı. Almalı ellerine sesimi. Hissettirmeli kokusunu belli belirsiz. Yamuk bakmalı. Bağırmalı. Issız bir melankoli ...
RADİKAL AVANT-GARDE: BÜYÜK SAVAŞTAN BÜYÜK DEPRESYONA ÇÜRÜMENİN KARŞI-ESTETİĞİ
“Yıkılan biziz – duvar değil” Paul van Ostaijen, İşgal Altındaki Şehir, 1921. İlgi çekici eseri Window Shopping’de, görsel sanatlar eleştirmeni Anne Friedberg “avant-garde” için “baş ağrıtan üçüncü kavram” der; diğer ikisi, tahmin edilebileceği üzere, “modernizm” ve “postmodernizm”dir.[1] Fransızca askeri terminolojide “öncü birlik” anlamına gelen avant-garde (avangard), on dokuzuncu yüzyılın gelişkin sanat dünyasında yeni sanatsal...









