İki yarım kalmış iz uçlanmak için çizgileriyle yitik. Oh sokaklar attığım taşları lütfen geri veriniz. Çünkü gözlerim kördü o vakitler. Hoş şimdi de ellerim ortasız, oh oh ne hoş. Günlerim ünlenmemiş öylece geçiyor, oh ne iyi yağmurların bitip ipleriyle ömrümün uluması camlarınızda, duvarlarınızda bir uz gibi baharın. _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Hüseyin Doğu’nun ‘Gülüş’ü, sahiciliğini,...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Manşet
Pencere Boşluğundan Sızan Nemesis
Artık mutfak penceresini kapatamıyordu. Anlaşılan, pencerenin metal düzeneği bozulmuştu. Dışarıdan esen rüzgarın duyulduğu bir boşluk oluşmuştu. Füzeler uçuşuyordu dışarıda. Bölgede tekrar bir yangın olursa dairesinin dumana maruz kalacağından korkuyordu. Akşam olmuştu. Pencereleri karartmak gerekiyordu. « Su uyur düşman uyumazdı » çünkü. Pencereye kalın çarşaflar serdi. Camlar kararmıştı, ışık neredeyse yok olmuştu ama çatlaktan hala hava sızıyordu. İnsanlar...
Gerçeküstü Miras
Bölüm 3- ara sekme- Bu topraklardaki gerçeküstü mirasa dair düzensiz, sıralamasız ve göçebe devam edeceğiz bu ara geçitte. Şimdi kemerlerinizi bağlayın lütfen, başlıyoruz.. Neyzen Teyfik Anadolu tasavvuf düşüncesi; iktidarlarla ile bütünleşmiş dinsel elitlerin tüm dezenformasyon çabalarına rağmen, sürekli çağıldayan heteredoks bir pınar olmuştur. İdrak’a giden pek çok kapı, yol, geçit vardır. Açtıkları kapılar, Taptuk...
Deli İbram Divanı’nı Okumak
“Peki, iyilik mi yaptı bana? Bu ikinci oldu açlıkla sınadığı. Haydi, bir başına olsam ya da yaşlı anam babam sağ olsa da onlarla kırılsam yine şükür derdim. Ya çocuklar? Bu gözleriyle etime batıyorlar. Açlık boz bir köpek ağzı olmuş dolaşıyor bizim evde. “ Mekânsal tasarımı Uzun Ada olarak da bilinen Köstence Adası olan, denizci ada...
Charles Dickens’ın “Bir Noel Şarkısı”: İnsan gerçekten değişebilir mi?
Charles Dickens, “Bir Noel Şarkısı” romanını yazmaya nasıl karar verdi ve roman neden bu kadar başarılı oldu? Bu klasik romanın hikâyesini Profesör Michael Slater’dan dinliyoruz. Çeviri: Ayhan Koçkaya
eskiyen yüz (şiir)
kilden külden yapılmış olabilirdim dağılabilirdi parçalarım rüzgârda her parçanın dağılışı bıyıklarını hatırlardı babamın olmak adına bıyık bırakmak ki çok eskilerde kalmış bir adetti artık belki bu sebepten babamı anlamadım ömrümce on iki yıl oldu öleli gömüleli bir on sene adı bir mermere yazılalı çok zaman geçti çok ülke çok şehir çok kasaba çok köy çok...
ÇÖLÜN KALBİ (ŞİİR)
Bir sabah Gümüş ışıklarında ormanın Yüzüne tünemiş uzaklıklarla çıkagel Göğsümde gölgesine uluyan bir yumru Gül kurusu Göğ dolusu kuşlarla Çırpınıp dursun zaman Yaydan çıkmış hakikat O porselen yüzüne eğreti Kırmızı ruj Aynalara yabancı Çatlatıp da rüyayı Öpüşsün aşkta tecrübesiz Belki o zaman Soyunur bedeninden ciğerleri Sırtında İki kanat Kanatır kartalın telini Valhalla’dasın Tanrıların sofrasında Bilerek...
Marlene Dietrich: ‘Mavi Melek’ Ve Kötücül Bir Çağın Kırdığı Kanatları
Marlene Dietrich, adı kalpte bir okşamayla başlayanın ve bir kırbaçlamayla bitenin mitidir. Ben, şahsen büyülü çekiciliğe karşı hassasım. Muhtemelen bunu burjuva çağının narsistik bir semptomu olarak değerlendiriyorum, ama, bence, beni Marlene Dietrich’e sürükleyen şey, zarafetin nezaketi, Soul, Jazz ve daha geniş anlamda Alman kültürünün derin soluğudur. Siyah elbiseler, çıplak kollar ve karanlık bir dünya tarihinin...
HİCRAN ASLAN VE OTOPORTRE
Otoportre’den Cüzler: Bir bildiğim en kalabalık sayıdır çünkü ilk yudum ağzımın itiraflarıdır… Mistik bir anlatımla; ben her şeyim, her şey de benim. Bu nedenle; bu kadar kesrete rağmen, tekim. Her sayı gibi BİR’den türedim. Türeyen ne kadar çok olursa olsun, aslında birim ve söyleyeceklerim, çok olsa da, aslında bir. Çünkü bu anlatılanlar ancak...
Gerçeküstücülüğün Serüveni ve Akademik Dogmatizm
Akademi özgür düşüncenin mezarlığıdır- demişti Ömer Uluç. Doğru ama eksik bir tespit, çünkü bilimsel, disipliner, uzmanlaşmış, depolanmış bilginin iktidarı olarak akademi aynı zamanda katil ve kurbanının mezar kazıcısı olmakta ister; her ne kadar bu suçları hiçbir zaman üstlenmeye gönüllü olmasa da… O uygar dünyanın ve onun grift iktidar ağının ona verdiği oyunu büyük söylemler,...









