Nobel Edebiyat Ödülü’nün sahibi belli oldu. Nobel Komitesi, 2020 Nobel Edebiyat Ödülü’nü Louise Glück’e verdi. 1943te New Yorkta doğan Louise Glück, Long Island’da yetişti. Averno, The Seven Ages, Vita Nova gibi pekçok şiir kitabı bulunuyor. Şair Pulitzer Şiir Ödülü’nün de sahibi olmuş, 2003te Kongre Kütüphanesi tarafından Büyük Şair olarak seçilmişti.
Son Yazılar:
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Kategori: Litera
İstanbul Masalı – Yeni Sürüm (Şiir)
1. Yutan bir kuyruktur İstanbul, anakondadır kuyruklu taşlar altında nikâhlar çarpışan cıvalı zarlar kayan kaldırımlar ayağında kiralık deniz, fiyatta anlaşırız denizi, paylaşırız hatta gülüşlü anlarını bir hayatın Kirazlıtepe’den aşağı hamur ve çamaşır suyu sıvalı kolların şehri ama biz kadına da İstanbul deriz kardeşim bütün sorun kokması mı yoksa kafa kafaya kırılması mı yumurta çiftinin?...
Üzüm Arkeolojisi (Şiir)
Bir sıkıntı arayarak bakıyorum bağlara, hikâyelerinde sanırım, işaret bıraktım, kendimi görmeye çalıştığım ısırık izlerini. Toprak ve arazi seçimi, bu yorumu kullanmadın, iki dal budasam dünyana gelebilir miyim? Bir yıl sığdırdın bu hasat için, şaşırarak açıyorsun kapıyı. Yüzey araştırması yavaşlıyor, bu şehri ve sürüklendiğim açığı tanımıyorum, dilimde tanenlerin, üzüm arkeolojisinden bir kandil sadece, avucuna al...
İnsan Bırakınca Tabiat Ana Sahip Çıkar
İnsan bırakıp gidince, tabiat onun yerini hemen dolduruyor. Zira tabiat boşluğu sevmez; feylesof Aristoteles böyle demişti: Latincede Horror Vacui deniyordu buna, boşluk korkusuydu… En büyük korkumuz uçuruma düşmek, bir çukura yuvarlanmaktır; düşmek en kötü duygu. Bunu gençliğimizde bilemeyiz; gün gelir yaşımız bize bunu öğretir: İhtiyarlık da biraz düşmekten korkmak demektir. Eski Yunancada Knephobia adı veriliyor; o da boşluktan ürkmek, takıntılı...
AŞKİ (ŞİİR)
Nehrin varlığıdır nehir Akışında tarih Çağlayışında şimdiki zaman Uçurumun hafızasında yazılıdır Masal ve kavram Hüznün varlığıdır hüzün Yolcularken duruşu nesnelerin Askıda ölmüş babanın yıllarca giydiğin ceketi Masada tarih düşülmemiş sayfası defterin Özlerken durur saat Töz ve zaman Zehrin varlığıdır zehir İntiharın acelecidir Nabzın saygılı Susmuyor ki kuşlar Kuşlar susmuyor ki Çekiliyor ellerinden...
Fetişizmin Parçalı Atlası
“bütün yanlıştır.” T. Adorno Ataerkil ve sınıflı toplum düzenleri makro çıkarımlar üstüne kuruludur. Bedenin ve ruhun bütünlüğü, varlığın dünya ve tanrı ile bütünlüğü. İnsanın evrenin merkezinde oluşu, doğanın ve diğer canlıların efendisi oluşu ve bu gücü tek merkezde toplaması… Sistem; toplaya toplaya tek bütüne ulaşma idealiyle ilerler, bunun karşısında anarşi ile bütünü parçalara ayırma, minörlükleri...
“Tanıklık”, “suçüstü” ve Kemal Özer şiiri
“Yeter artık, tarihe tanıklık etmek istemiyorum” diye yakınıyor, üst üste gelen siyasi, ekonomik, manevi saldırıların ardından, bir de pandemiyle karşılaşan genç kardeşimiz. “Yetti gari!” Sürekli siyasi gerginlik, ekonomik kriz, ekolojik felaket, bölgesel çatışmalar, küresel itişmeler, otoriter basınç, kaza görünümlü katliam, aykırı ya da muhalif her harekete parmak sallayan bir iktidar, orasından burasından yaşam tarzına...
hu !… (şiir)
hu !.. menekşeler ölmüş gömlek parçalanmış et görünmüş komşu balkondan başını uzatıp, “ayol olmayan oldu ölü öldü” diyor. kibar bir martı balığı...
kabuk (şiirler)
sibel’e kıyıyı siliyor sis, uzaklaşıyor kentin yarısı suyu ürperiyor denizin, titriyor kürekleri koyunlarında yatan kayıklar çıplak ağaç direkte sönüyor kış feneri içten içe bağlanıyorum nemli sabah göğünün ipek gri yoğunluğuna yaşamın derin hazzı seyreltiyor ağırlığımı çatıları kolaçan ediyor kuşlar, ayağı kayıyor bir martının nasıl da maceralı olmalı kuşların bir günü isterse başka bir hayata...
kucak mülkü (şiir)
ikizlerini doyuruyorum özlemin ikimizin yerine ben buradan sana kadar burkuldum. takvimde uzun özlem tarihi. ben buradan sana kadar ‘gel sıratıyım’ dilimde kal manisidir uzayan. geçme beni. ezberi bozuldu beklemenin. aşk, biri diğerine çoğalınca diğerinin azaldığıdır. ten muhitinde kucak mülküm sen cana gelendin şimdi mülksüzüm bu yüzden Kapak: Paul Delvaux...









