“Devrim tarihi” vaktiyle bir ders ismiydi ve çok güzeldi. Gelgelelim 12 Eylül’de tank paleti altında can vermesinden iki yıl sonra, “devrim” sözcüğünün hayaleti bile belleklere musallat olmasın diye söz konusu dersin adı “inkılap tarihi” olarak değiştirilecekti. Ufak bir pürüz ortaya çıkmıştı yalnız: Dil, Freud’a rahmet okutacak biçimde “inkilap”a sürtüyordu. Yurt genelinde tarih öğretmenleri bu konuyu...
Son Yazılar:
LÜKS VE ŞIKLIK KAVRAMINI DÜNYAYA YAYAN KÖYLÜ: LOUIS VUITTON
Siyasi Domatesler (Öykü)
Fatma Yenidoğan İle İtalyan Lisesi Direnişi Üzerine
BODRUM’DA “BİR HAYAT NEFESİ” SERGİSİ
PARÇALI YILLAR: YEŞİLÇAM’DAKİ “SEKS FİLMLERİ” OYUNCULARINA HÜZÜNLÜ/TRAJİK BİR BAKIŞ
Artopol Sanat Galerisi Yeni Mekanında
Hasta Çocuk (Şiir)
Bozlu Art’ta Kerem Ağralı’nın “Nova Prophetia” | “Yeni Kehanet” Sergisi Açılıyor
Parçalanma Ritmi “Ballet Mécanique” ile FAAR Gallery İstanbul’da
“2026 Kemal Özer Şiir Ödülü” Sahiplerini Buldu.
#eklitera Şubat Şiir Seçkisi
ŞEYLEŞME YA DA MASUMİYET MÜZESİ İÇİN “KARANLIK BİR OKUMA”
MEHMET ALİ DOĞAN “KARIŞIK İŞLER” Resim Sergisi Eskiiz Sanat Galerisi’nde
Masumiyet Müzesi’nde Yarım Kalan Hikâyeler
Neşet Günal “Yaşayan Desenler” Resim Sergisi Galeri Selvin’de
Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi
Angelina (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
ANNA MELLE’DEN NAUM FAİK’E MEKTUP
Yazar: Hakan Sipahioğlu
BİR BAŞKADIR: GÜLÜN ADINI KOYABİLMEK
“Adın ne değeri var? Şu gülün adı değişse bile / Kokmaz mı aynı güzellikte?” Hıyar yoğunluklu demografimiz nedeniyle Türkçede daha çok “Salatalığa hıyar deyince adı değişir tadı değişmez” versiyonuyla [1] yer etmiş olan bu dizeler Romeo ve Juliet’te geçer. Söz konusu dizelerin, kült romanı “Gülün Adı”nın ismini koyarken Umberto Eco’ya ilham verdiği söylenir. Zaten kitap,...
İKİRCİKLİ BİR İZMİR ÜTOPYASI: DELİBO – II
Delibo incelemesinin ilk bölümünde İzmir’in post-Kemalizm sonrası dönemin sosyal yapısı için çeşitli öneriler içeren ikircikli bir ütopya olarak tanımlamış fakat bu ütopyayı program olarak önüne koyacak solun temsilinin problemli olduğunu belirtmiştik. Şimdi bunun detaylandırmasına girelim. Hangi Sol? Delibo’da, yazarının sol müktesebatı doğrultusunda, “sınıfsız imtiyazsız kaynaşmış bir kitle” olarak sunulmuyor İzmir. Konya-İzmir arasındaki kültür savaşına saplanıp...
İKİRCİKLİ BİR İZMİR ÜTOPYASI: DELİBO – I
Delibo aceleci bir roman. Telaşlı bir koşturmaca içerisinde, kayıp kahramanı Delibo’yla beraber kendi kendisini de arayan. Anlatının mekânında bir yere çıkmayacağı belli olan ara sokaklara girip girip geri dönen, bazen durup soluklanan, kimi zaman yatağını bulup aksa da sonra yine yolundan sapan. Biraz kederli, biraz öfkeli, biraz da gamsız bir “sarhoş metin”. Romantik birisi olsam...



