Ana Sayfa Litera

Kategori: Litera

Yazı
Av (Şiir)

Av (Şiir)

bırakıp gittin bu sözcükleri: ayrılık, ihanet, yalnızlık… önce yaralayan, sonra öldüren ava giden bir avcının evde bırakması gibi birkaç mermiyi. sonra döndün bu sözcüklerle: özlem, aşk, bağlılık… önce sevindiren, sonra acı veren avdan dönen bir avcının eve getirmesi gibi ölmüş sülünleri.

Yazı
Kalan (Şiir)

Kalan (Şiir)

  Beni bitiriyorlar; sen baştan yaratılıyorsun Turing’in sansürlü elma kabuğunda Kibar bir aldatmacanın niteliğiyiz   Yeryüzünün bütün çiçekleri, sıraları yanmış sınıfta Öğretmen çocuklarımıza açıyor Marifet iltifata, iltifat marifete aşkın Beni sığdıramıyorlar; sen toplumsallaşıyorsun Kaybetmek hangi hücrede evrenseldi Fark edilmek hangi galakside içsel Göz yaşına uzun hasretlenenlerdeniz Başucumda kalan bir demet anlatamamazlık

Yazı
KARINCAYİYEN

KARINCAYİYEN

(Yazarın BOKBÖCEĞİ, JAGUAR VE FİL adlı yayımlanmamış “novella” üçlemesinin “NUH’UN GEMİSİNDEKİ GENÇLİK” bölümünden alıntıdır.) HEPİMİZ CAHİLDİK O ZAMAN. Cahil ama duyarlıydık. Nuh’un Gemisi’ne doluşmuş, nerden ve nereye kaçtığımızı bilmeden, konuşan, gülen, şakalaşan, şiire sevdalı bir grup arkadaştık. En çok okuyanımız B’ydi. Yaptığı espriler on yıllar, yüzyıllar, hatta bin yıllar öncesinden, antik İskenderiye’deki bir tapınağın duvarındaki...

Yazı
MAHPUS CAN, CANAN: EVRENSEL BİR ARIZA OLARAK CAN YÜCEL ŞİİRİ

MAHPUS CAN, CANAN: EVRENSEL BİR ARIZA OLARAK CAN YÜCEL ŞİİRİ

  “Gömü bulmuş gibi oldum”, herhalde gelecek kuşakların Yücel’in şiirleriyle karşılaştıklarında söyleyecekleri şey bu olacaktır. Günümüzün en arabesk şiirleri arasında sayılıp, “dili kokulu” şakalara maruz kalıp malzeme olması, bu şiirin başına biraz da kendi siyasallığının getirdiği bir tarihsiz-talihsizlik. Halka mâl olma çabasındaki yüce gönüllü bir şairin, madrabazlaşan kalabalıklar nezdinde iç edilmesi. Yücel’in şiiri, şeyler ve...

Yazı
YAVUZ ÖZKAN: DERİN BİR ANAFOR

YAVUZ ÖZKAN: DERİN BİR ANAFOR

gülüşünüz bir mağaranın karalık tarihini aşıyor artık-Turgut Uyar Unutamadığım ve unutamayacağım bir yürüyüşü hatırlıyorum. Özlemlerimizin, tutkularımızın ve hayat üzerine arayışlarımızı konuştuğumuz, o yürüyüşü hatırlıyorum. Unutulmaz sözcükler konuşmuştuk o yürüyüşte. O sözcüklerin hepsini sakladım. Atilla İlhan’ın, söylediği gibi, ‘mıh’ gibi sakladım. Hayatı iliklerime kadar hissettiğim o yürüyüşü hiç unutmadım. Unutamam da. O yürüyüşten, çok şey öğrendim....

Yazı
Ölümü Anne Dilinden Başka Dillere Çevirmenin Şiirleri

Ölümü Anne Dilinden Başka Dillere Çevirmenin Şiirleri

  ” İnsan daima anımsar”* ” İnsan üç beş damla kan ve binbir endişedir”** Sadi Şirazi’nin insan nedir sorusuna verdiği yanıtın yanına keder ve acıdır da rahatlıkla eklenebilir. İnsan doğduğu günden öldüğü ana kadar binbir türlü acıdan ve kederden geçerek adeta yaşamanın gerekliliğini ve bunun sonuçlarını yerine getirmiş olur. Aynı durumu insan olmayan canlılar içinde...

Yazı
Bay Konsolos: Aynı Düşü Gören Bir Kasaba

Bay Konsolos: Aynı Düşü Gören Bir Kasaba

Mahmut Şenol’un ilk çalışması Phaselis Adağı’yla 2003’de başlamış yazarlık serüveninde ikinci eseri olarak tanıdığımız Bay Konsolos başlıklı romanı, 2005 yılında ¨Altın Kitaplar yayınevi¨ tarafından basılıp yayınlanmıştı. Bay Konsolos, geçenlerde yapılmış ikinci baskısına ulaşana kadar boş durmuş değildi, tiyatro eseri de oldu, bildiğimizce İstanbul Şehir Tiyatroları ve nihayet Devlet Tiyatrolarında repertuara alındı; sahnelenmeyi bekliyordu. Dünyanın gelmiş...

Yazı
Sovyet Şarkı Yazarı Solovyov-Sedoy ve Moskova Geceleri

Sovyet Şarkı Yazarı Solovyov-Sedoy ve Moskova Geceleri

Hani şu şartlı refleksiyle meşhur İvan Pavlov, 1930’larda Leningrad Konservatuarında bir deney yapar. Bestecilerin diğer insanlardan farklı psikolojik ve fizyolojik karakteristiklerini saptamak üzere yapılan deney Pavlov’a şunu gösterir: “Bestecilerin hiçbir özelliği yok. Sıradan, normal insanlar hepsi.” “Moskova Geceleri” şarkısını çok kimsenin bildiği, adını Rusya’yla ilgilenenler dışında kimsenin pek bilmediği Vasili Solovyov-Sedoy anlatıyor bu deneyi, 74...

Yazı
Elmalar (Öykü)

Elmalar (Öykü)

Güzel kış sabahında hava sıcak, yerdeki birikmiş kar ayna gibi yansıtıyor güneş ışığını. Çatıların buzu eriyor, damla damla düşüyor karın üstüne. Annem payizden sandığa koyduğu elmalardan birkaçını çıkarmış. Evin kokusuna baskınlığıyla ekşi elma kokusu yayılmış. Elmaların kokusu, renginin yeşili kadar keskin. Tatları akşamı bekleyecek olan keskin elmaların kokusunu evde bırakıp dışarı çıkıyorum. Kış olduğundan hayvanlar...

Yazı
YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

 “Dünya hiç olmasaydı bile müzik var olurdu.”[1] Biraz “abartılı” bulsam da; Yehudi Menuhin’nin, “Her insanın doğasında olan, yaratılıştan gelen şeyin yalnızca müzik olduğunu düşünebilirim,” saptamasına müthiş bir değer atfederim; tabii Pierre Beaumarchais’nin, “Bugünlerde söylenmeye değmeyecek sözler şarkı yapılıyor,” uyarısını da “es” geçmeden… Soru(n)ların ortasında “Güncel müzik nedir, nasıldır” sorusuna yanıtın, “Madonna’nın ‘Kötü Müzik, Cafcaflı Şov’uyla… müziğini bu...