Başlarına ne geleceğini bilmek için kuşatılmışlara artık ne bir haberci, ne de düşmandan kaçmış biri gereklidir. Saldırı emrinin verilmiş olduğunu biliyorlar. Sonsuz bir tehlike ve sınırsız bir yükümlülük koskocaman ve kapkara bir fırtına bulutu örneği büyük kentin üzerine çöküyor. Başka zaman görüş ayrılıkları ve din tartışmalarıyla birbirleriyle pek anlaşamayan insanlar son saatlerinde kentin alanlarında bir...
Son Yazılar:
Yanılgı Lekesi (Şiir)
SÖYLEŞİRKEN BİR ŞAİR DOSTLA (ŞİİR)
Stefan Zweig ve Viyana
Hüznün Mavisi
Charlotte Salomon’un Çığır Açan Sanatının Ardındaki Gizem
MASUMİYETİN YAMYAMLIĞI (ŞİİR)
ESKİDEN (ŞİİR)
SANAT FUARI İZLENİMLER: ARTCONTACT
BAAL’IN KIZLARI (ŞİİR)
TAKVİM YAPRAKLARI (ŞİİR)
ATATÜRKİYE (ŞİİR)
Varoluşun “Ham” Gerçekliğinde Beden: Nesli Türk’ün “RAW-HAM” Sergisi Üzerine
İSLAMİ MOTİFLİ KORKU FİLMLERİ: ALPER MESTÇİ VE DİŞE DOKUNUR BİR KORKU FİLMİ OLARAK SİCCİN 9
KEMAL URGENÇ KİŞİSEL RESİM SERGİSİ: ‘’ESKİ HAYAT – YENİ HAYAT‘’
OSMANLI ŞEHİR HAYATINDA RAKI ve MEYHANE KÜLTÜRÜ
Matbu dergi [artık] fuzuli bir iş mi?
İç Savaşın Estetiği, Barışın Ütopyası: Yücel Kayıran Şiirine Dair Beş Tez
Karacaoğlan Hâlâ Otobüse Bindirilmiyor
72. Sait Faik Abasıyanık Hikâye Armağanı’nda yılın öykü kitapları belli oldu
Yazar: STEFAN ZWEIG
STEFAN ZWEIG JOSEPH ROTH’U ANLATIYOR
Zweig’ın anı konuşması, 23 Haziran1939, Conway Hall, Londra Çeviri: Ahmet Arpad “Son yıllarda sık sık yaşadıklarımız bizlere sevdiğimiz bir insana veda etmek gibi güç ve üzücü bir gerçeğin altından kalkabilmemizi öğretti. Başka ülkelere sığınmış, dışlanmış sayısız dostumuza, kendimizi adadığımız çevreye, evimize, mülkümüze ve güven içindeki bir yaşama her geçen gün gittikçe daha çok veda etmiyor...
RODIN’DEN BİR DERS
O zaman kendi çalışmamda şimdiye dek eksik olan şeyi fark ettim—bir insana mükemmellik arzusu dışında her şeyi unutturan o tutku. İşini yaparken insan kendini tamamen kaybedebilmeli. Paris’te çalıştığım ve yazarlık yaptığım zamanlar yirmi beşimdeydim. Pek çok insan daha o zamanlar yayımlanmış yazınsal yapıtlarımı övgüyle karşılamıştı; bunların bazılarını ben kendim de beğenmiştim. Ama içimde derinlerde bir...


