Ana Sayfa Litera

Kategori: Litera

Yazı
Bir Başka Coğrafyadan Yalın Zaman Şiirleri – Cevat Çapan’a

Bir Başka Coğrafyadan Yalın Zaman Şiirleri – Cevat Çapan’a

İyilik Mektupları (*)  Sabahın en taze saatleri, ışıklı  bir pencerenin önünde İstanbul’un kuşlarını seyrediyorum. Gök açık, kusursuz mavi.  Kent günlerdir ücradaki bir köy sessizliğine gömülü. Az sonra yeni bir kitabı okumaya başlayacağım: Bir Başka Coğrafyadan. Kitaba başlamadan önce şairle İngiltere’de ilginç bir tesadüf sonucu tanışmam  canlanıyor zihnimde. Yabancı bir kentin mesafeli sokakları; şairle tanışıp, şiirlerini...

Yazı
bir acaip sayıklama! (şiir)

bir acaip sayıklama! (şiir)

cağaloğlunda üç kız resmi asılmış kirpiklerinden meme uçlarına mor ve kireç  annem her ameliyat sonrası dilini ağzında unutup yeniden doğuyor samatyada kızlara günlük çiçekleri büyütüyor bir acaip kaşınma kasıklarım da at meydanı kurtuluş kuş yokuşu bir nalburun sesiyle açılıyor çarşı annem ne güzel ölmesini biliyor! iskender eflatun bir tabutla tuluat ahmetin nemli cigara gibi sesi...

Yazı
Kapan

Kapan

Parmaklıkların arkasında bekleyen kalabalığa bakışları takıldı. Ürkmüş her biri. Gecenin bir yarısında apar topar tıkıldılar buraya. İlaçlarınız gelecek, iyileşeceksiniz, diyen mekanik sesle irkildi o an. Hiç insani değil, duygusuz bir ses bu. Yapay zekalardan biri bizleri yatıştırmak için komut ifadeleri tekrar ediyor belli ki. Neyi bekleyeceğiz burada, diye geçirdi aklından. Karanlık bodrum katında en azından...

Yazı
AHMET ERHAN ŞİİRİNDE RUHSAL VE HAYATİ ETRAF

AHMET ERHAN ŞİİRİNDE RUHSAL VE HAYATİ ETRAF

Okur özellikle şair, yazar için etrafı canlılardan sonra ev, sokak, köy, mahalle, kasaba, şehirle birlikte kendi hısım akrabası kadar hem ruhsal hem de hayati anlamda edebiyat dünyası oluşturur. Şair, yazar dergilerde, gazetelerde yazmaya ve kitap çıkarmaya başlamakla birlikte söz konusu dünya kan bağı eksenli hısım akrabaya ve kasabalıya, mahalleliye, köylüye komşuya, dosta arkadaşa kastedebileceği gibi...

Yazı
ÖLÜMÜN İZLERİ: Felsefe, Heavy Metal ve Ölüm

ÖLÜMÜN İZLERİ: Felsefe, Heavy Metal ve Ölüm

Canlıların temel içgüdülerini düşündüğümüzde bu içgüdülerin hepsinin hayatta kalmaya, yaşamaya yönelik olduğunu kolayca anlayabiliriz. Örneğin beslenmek. İnsanlar yedikleri besinlerde “damak tadı”nı çok sonradan keşfetti. İnsanın, sert bir kayayı keskin hale getirerek kendi üretim aracını yaratması, tamamen hayatta kalmak için beslenmeye ve birtakım araçlara ihtiyaç duyması ile ilgiliydi. Diğer bir deyişle ölmemek için. Hem üretim araçlarını...

Yazı
SALGINI KARŞILAMAK (ÖYKÜ)

SALGINI KARŞILAMAK (ÖYKÜ)

Muhtar, bastonunun çengeline dayanmış, çay bardağı altı gibi kalın gözlüğü bir tarafından burnunun üzerine akmış, bahçeye girdi. “Öğretmen!” dedi, “Okulu tatil edeceksin!” “Muhtar sensin Hasan Bey Amca. Ama bunun için, köylü okulu istemiyor diye bir tutanak yapmamız lazım.” “Köylünün okulu istemediğini kim söyledi sana Öğretmen oğlum?” “Niye okulu tatil edeceğiz peki? Daha birinci dönemi bile...

Yazı
PİYANGO (ŞİİR)

PİYANGO (ŞİİR)

Ben vardım hep Siz yokken de vardım Hep vardım ben Şehirler kurulmazdan önce Telefon kulübesiydim Cep aynasıydım cam daha bulunmamışken Nedense yüzeysel yaşıyorken En anlamlı kavgalarımı bile Bilmiyorum hangi hakla Başkaldırının çocukluğuna indim En akıllısıydım delilerin Karanlığa fener tutan bir bekçi Tüfekçiydim yenilmezler ordusunda Savaş meydanlarında Top atsalar yıkılmaz bir devdim Varlığım silinmek üzereyken Yoklama...

Yazı
Clara: Sessizin Yazıdaki Varlığı

Clara: Sessizin Yazıdaki Varlığı

“Kendi ölümümüzle bütün meseleler hallediliyor; fakat sevdiklerimizin yanımızdan gitmesiyle insan temelinden yıkılıyor.” Ahmet Hamdi Tanpınar Hannah Arendt, uzaklığın birini düşünebilmek için mutlak gerekliliğinden bahsetmişti. Alman filozof Schelling’in yaşamında eşi Caroline’nin ölümüyle gelen mecburi uzaklık, düşünmek için ona gerekli olan mesafeyi sağladı. Yas kitabı Clara, bu düşünmeye yönünü veren felsefi bir novella; kendi yaşamını düşünmeye açan...

Yazı
Kırmızı (Şiir)

Kırmızı (Şiir)

Sokulurdun geceye belki deniz kabukları beklerdi ay kumsala dokunurken sana doğru kırılırdı bütün ışıklar bakardın büyüktü çok büyük ve parlaktı yüreğine değip sanki çarpacaktı dünyaya. Dokunmuş katran karası bir şey kimbilir ne zaman eski bahçenizde gezinen bir masum çocuğa hep yalnız ve umutsuz beklerdin hiç bilmeden bakışında yazılıyken kimselerin okumadığı insanlar çoğalıp duruyordu günlerinde sen...

Yazı
Salgın

Salgın

üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs üs....