yürüdüm yağmurda caddelerde evlerde hayat akşam ışıklarında düşündüm bir insanın bir insana yararı yoksa zararı dokunabilir bir gün ara sokaklarda ışıklar yağmuru öpüyordu evlerde hayatın düz saatleri, televizyonlar konuşuyordu düşündüm düzenin dışına çıkmayınca yaşamadan ölünür bir gün yanımdan bir kadın geçti gözlerini düşürmüş yağmurun aynasında arabalar koşturuyor düşündüm “tek servetimiz görmekse” uyanınca tümüyle uykulardan kalbin...
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Kategori: Litera
kalbim (şiir)
kalbim her şeyi bilir toprağı, gökyüzünü, tanrı’nın ol dediği cenneti çelebilerin tesbih çekip ağlaştığı arafı ruhların yandığı kara cehennemi yağmurun bereketini, fırtınanın öcünü rüzgârların iklim tonlarını kışı, baharı, yazların çılgın neşesini tesadüflerin çocukluğunu, büyücü gençliği, bilge yaşı kalbim her şeyi bilir yerçekimsiz aşkı, leylâ âşıkları, mecnunların çölünü sonsuzluğu, güneşi, gezegenleri, ayın hâllerini duru sevgiyi, kötülük...
Soğuk Yazgı (Şiir)
yabancı yüzüyle kalır insan varlığı kendine gerçek hangi yüzde? oluş korkusunu taşırken soluyor kemiğin beyazı; tenin altında derinliğe doğru büyüyor kemik, beyazlığı eksiliyor beyaz kırığı; renginin gölgesini dünya sanması mıdır? albümde çocukluk fotoğrafları, çekmecede anahtarlar, dosyalar, tapular, soy adları şeylerin sonrakilere kalışına alışılmış soğuk yazgı düzeni biri dünyaya gelir gelmez değdi toprağa öteki henüz doğmadan...
Biraz Daha Ev Biraz Daha Sevgili (Şiir)
Duruşunu al yanına, ben seni öper valize koyarım. Sessizliği cebimize koyup çıkalım arkamızda kalsın bizim olmayan yollar perdelerinde birikmiş akşamlar belki bir ülke buluruz yağmurunun dilini bilmediğimiz. Kalbini avcuma koy bir şehir geçsin içimizden kimsenin adını bilmediği bir şehir sokakları suskun, duvarları bizi tanıyan sen yürü, gölgene yetişirim dünyanın bütün saatlerini durdurayım ben, sesini yaprakların...
yüzleşerek (şiir)
kapı aralık. imkansızı gördüm içeride o dalgın acı çeken çocuk, duruyordu sessizce. böyle değil midir dilsiz yaşamak tam bir savruluş içinde rüzgârla koşarak gözlerimizle işaret koyduğumuz yerde bıkkınlık darmadağınıklık güvendiğimiz ağaçlar arasında her gece ağaçlar konuşuyor duyuyorum bülbül bulamaz ki eşini sesini saklayan tomurcuklar var derin fısıltılar daha da derinlikte kırılacak belli doğadaki nizam...
Büyük Çiftlik Sahibinin Kızı (Şiir)
Gece denizde kıpırdanırken Ve ateş insanları çevresine toplarken, Derlerdi ki onun güzelliği Dudaklarda bir ezgiydi. Ve mum ışığında çok az kişi Onu fazla gururlu olduğunu düşünürdü, Çünkü büyük çiftlik sahibinin evi Ağaçlarından bilinirdi. Onu gören erkekler Derin derin içer ve susarlardı, Kadınlar ise konuşurdu O her nereye gitse – Çalınan bir çan gibi Ya da...
bozuk gül (şiir)
oturmuyor gediğine boşluğa uymuyor Kuşlar yalnızlığı kim denese oyuyor kilidi öfke ev çocuğun haddine mi baba hep eşikteyse boşalsa da zemberek kulak asılmıyor çünkü zıvanadan çıkan sese kopmuş bir kere hayat kapıldığından odalar aynadaki ilk hevese gülü bozuk unutmanın güze göre değil istek Akşam kısa gölgesinden denk gelmiyor herkese
Gökalp’lerin Gülsün’e Limon Çiçeği Kolonyası Şiiri
Bayındır’ın ÇalıBaba Dağında ateş yaktım ilim ile irfana, hu dost, gel otur, yavaş sesle konuş kulağıma işBu Siliver! Yârenler, fâni, şu âlem için kin tutmayıp o an eşitle ve adınla şuncağız gün gece konuşan herBir nesneyi Sevi yâresi mi? Ah, kanar desem,...
Aşk Üşümesin (Şiir)
Gelmiyor gitmiyorsun Olmuyor duymuyorsun Ordasın çok uzakta Ordasın yıldızlarda Ordasın Orda bir başına Sarıldım bulutlarına Anılar seni incitmesin Sarıldım yokluğuna Ayrılık seni üzmesin Aşk üşümesin Aşk üşümesin Resim: Emil Nolde
otopsi (şiir)
bir otopsi masası iki kişilik dilsiz bir kadın yatıyor esmer başında genç kumral bir adam neşteri sıkıştırmış kemikli parmaklarına göğüs kafesini açıyor özenle her çaktığım çiviyle ayrıldım kapından tartmaya vaktim yoktu kalbimdeki ağırlığı utangaç bir rica edasıyla ayaklandı kadın olduğu yere yığılıp kaldı hareketsiz elinde neşter tutan genç adam derin bir uykudaydım uyandım acı bir...









