adamın yazgısıydı kardan harfler tane tane düşerken kelimelerin gölgesine ağır usul örüyordu kendini halk çocuklarının elleriyle ve kömür karası düğmeleriyle kendi başlangıcına dönüyordu son kar delen bakışının aynasında yansıyordu bir beyazlık harfler bahanesiydi kardan adamın kadının yazgısıydı adamın kardan harfleri Resim: Andrew Wyeth
Son Yazılar:
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
VİŞNEÇÜRÜĞÜ DÜNYA (ŞİİR)
Molto Simpatica (Şiir)
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
Kategori: Litera
Yıllar Sonra Bir Akşam Yemeği (Şiir)
Bu akşam, Yıllar sonra Bir araya gelmiş bir kadınla adamın Misafiri olabilirdim Giritli’de. Zamanında Sahip çıkmadıkları aşklarının Bedelini öderlerdi Arkamdaki masada, Birlikte olmadan da Yaşamış olduklarını sınamaya gelerek Kendilerini Birbirlerinden. Donatırlardı masalarını, Bir deri bir kemiktir Ruhları. “Unutmaktan Dönemeyecek kadar İleri gittik çoktan öz saygımızdan biz.” Derdi kadın, Bıçağı tabağını ısrarla gıcırdatırken;...
Muzaffer Tayyip Uslu Kitabı: Öldükten Sonra
Öldükten Sonra” — Eksik Harf Yayınları, 2026 / Mayıs Hastalığın pençesindeyken bile ümidini yitirmemiş olan Uslu, ömrünün son aylarında Fransızcasını ilerleterek Fransız şiirini orijinalinden okumayı hedeflemiştir. Necati Cumalı ile Ankara’da askerlik muayenesinde karşılaştıklarında Cumalı’ya şunları söylemi ştir: “Şiirlerimin kusurlarını bilmiyor değilim. Uğraşabilsem çoğunu daha güzel söyleyebilirim. Ama bu ölüm korkusu yakamı bırakmıyor ki… Her başladığım...
İnek Hırsızı (Şiir)
Bu şiiri bir kızılderili kadın, Mohawk dilindeki adı Tekahionwake olan, Pauline Johnson, ölmeden bir yıl önce 1912 yılında yazmıştır. Pauline Johnson (1861-1913) Pauline Johnson’un seçilen Mohawk adı, Tekahionwake’dir okunuşu Dega-hî-yon-vagay). Mohawk dilindeki anlamı “çifte wampum`dur”. Wampum, Amerikan yerlilerinin deniz kabuklarından oluşturdukları silindirik tespih boncuklardır. Bu wampumları ziynet eşyası ya da para olarak kullanırlardı. Bu...
Mezar Kazıcının Diyalektiği (Şiir)
Topu topu kaç kişiyiz zamana mezar kazan; evreni yeni baştan yazan bir tanrı yaratmaya yeminli. Kaldır perdeni ey hayat! Varoluşun sevinci dolsun hücrelerime. Öncesiz ve sonrasız değil haykıran sesim; yaratan bilinç adına seslenmekteyim. Sonsuz: Ölü zamanda bir çürük şimdi . Bir: Saltanatı elinden alınmış yalancı körlük; Üresin diyedir kavgamız; ateş közünden. Ve tanrı, bütünün tözünden...
ACI İNSAN KILIĞINA (ŞİİR)
gülmeni istiyorum karın göbeğine göbeğinden dökülen çamurumsu şefkat başka yönsüze çeken mutluluğun izi başka uzatıyorum boyumu her iki tarafım duman: ismi konmamış kardelenler dünyaya bir kez değil, uzaysal gelişler eklediler ve bıraktılar beni yağmura dost özlüyorum şimdi kardeş abla… ailenin yok olmak için kurulduğunu anlatan dünyayla sevişiyorum geceleri acı akıyor karanlıktan, açmıyorum ışığı neden açayım...
Soluk Soluğa (Şiir)
Ben hayır dedikçe Onlar evet anladılar. Ben hayır dedikçe Evet anladı onlar… Bağırmaz olur muyum hiç İki gözüme iki kor Düşmüş gibi bağırdım! Canı yandığında annesini Çağıran çocuklar gibi Nasıl anlaşılırsa her dilde Öyle bağırdım işte… Evet hakim bey, evet evet Ben çırpındıkça yandı cennet Cennet çırpındıkça ben yandım! Ey o...
Savaşın Çocukları (Şiir)
Sirenlerin pervasız çığlığı, Yüreklerini paraladı, ana babaların Füzeler, Şafak tellerinde asılı rüyalarına daldı bahar çiçeği çocukların. Çiçek kokulu kepeneklerine, yanan kuzucuklarını saran çobanlar şaşkın. Yamaçlar toz bulutu. Gökyüzü korkutucu bir aydınlıkta gece vakti, Çakan şimşekler çok yüksekten yere düşüyor, alev alev… Tanrıya yakaran hayatın çığlığı Her şimşek kuyruğunda donuk bir yıldız Kirlenmiş şehirlerin nefesi… Tutuşmuş...
Bu Önemsiz Sabah (Şiir)
Bu önemsiz sabah, Şarkı söyleyerek geçiyor bir şey, Coğrafi burunların kıvrıldığı yerde Ve ılık Adriyatik’in dalgalandığı, Mavisiyle ve güneşiyle çalkalandığı, Dünyanın ve onun ışıltılı yamaçlarının kıyısında. Gün çınlıyor yüksek göklerde, Ağustos böcekleriyle saf ve sakinleşen Bir nabız gibi çiftliklerden yükselen dumana, Bitkin toprakta sönen, Bir yumruk gibi açılıp giden. Ağaçlar buğulanıyor, serinlik...
Umut evden dışarıda (Şiir)
Resim: Ekrem Kahraman









